C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
YEꢀĐLGÖZ - TÜRKĐYE DAVASI  
( Bavuru no: 45454/99 )  
NĐHAĐ KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Eylül 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ( 45454/99 ) bavuru no’lu davanın  
nedeni, bu ülke vatandaı Selman Yeilgöz’ün (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (AĐHM) 12 Ağustos 1998 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin  
(AĐHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Adli yardımdan yararlanan bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
Ö. Kılınç tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1962 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran, merkezi Đstanbul’da bulunan Tunceli Kültür ve Dayanıma Derneği  
bakanıdır.  
Bavuranın iddialarına göre Dernek, bölgeyi gezmek ve yöre halkının sorunlarını  
dinlemek amacıyla Tunceli yöresine on günlük bir gezi düzenlemeye karar vermitir. 15  
Temmuz 1998 tarihinde, aralarında bavuranın da bulunduğu otuz kiilik bir grup Tunceli  
iline doğru yola çıkmıtır. Fakat Elazığ ili giriindeki denetim noktasında gruba, Valilik  
kararıyla Tunceli’ye girmelerinin yasaklandığı sözlü olarak bildirilmive grubun ehre girii  
engellenmitir. Bavuranın talebine rağmen bu kararı bildiren hiçbir resmi yazı kendilerine  
verilmemitir. Grubun temsilcileri, Tunceli Valiliği’ni ve Tunceli Emniyet Müdürlüğü’nü  
telefonlar arayarak, yasaklama kararının iptal edilmesi yönünde giriimde bulunmulardır.  
Bavurana göre grup aynı gün, tekrar Elazığ’dan Tunceli’ye geçmeye çalı, fakat  
Tunceli giriinde askerler tarafından durdurulmutur. Yine sözlü olarak 10-30 Temmuz 1998  
tarihleri arasında Tunceli’ye girmelerinin yasak olduğu kendilerine bildirilmitir. Bavuranın  
resmi yasaklama kararını görmek için tüm çabalarına rağmen bu istem askerler tarafından  
reddedilmitir. Bu nedenle gruptakiler geri dönmek zorunda kalmılardır.  
Bavurana, Tunceli Vali Yardımcısı’nın imzasını taıyan 001121 sayılı yazı ile 2935  
sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliği Kanunu’nun 11. maddesinin (k) bendi uyarınca, 30  
Temmuz 1998 tarihine kadar Tunceli’ye girmesinin yasaklandığı bildirilmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan yasaklama kararının  
AĐHS’nin 11. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
A. Bir müdahalenin varlığı hakkında  
Hükümet ve bavuran Olağanüstü Hal Bölge Valisi tarafından alınan, Tunceli Kültür  
ve Dayanıma Derneği tarafından Tunceli Bölgesi’nde düzenlenen geziyi yasaklayan  
kararının, bavuranın dernek kurma haklarına müdahale olarak değerlendirmektedir.  
AĐHM’nin de kararı bu yöndedir.  
2
B. Müdahalenin meruluğu hakkında  
Aynı müdahale “kanun tarafından öngörülmediği”, 2. paragraf uyarınca bir ya da  
birkaç meru amaca yönelik olmadığı ve bunlara ulamak için “demokratik toplumda gerekli”  
olmadığı haller dıında 11. maddeyi ihlal etmektedir.  
1. “Kanunla öngörülmüolmak”  
Hükümet’e göre, bavurana uygulanan, Tunceli iline giriyasağı, 2935 sayılı  
Kanun’un 11.maddesinin (k) bendine uygundur. Bavuran itiraz etmemitir.  
AĐHM, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne ilikin 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin  
(k) bendi ve AĐHS’nin 11§2 maddesi gereğince, sözkonusu kararın yasal bir dayanağı  
olduğunu belirtmektedir. Geriye söz konusu hukuk kuralının eriilebilirlik ve öngörülebilirlik  
artlarını yerine getirip getirmediğini saptamak kalmıtır. Müdahalenin gerekliliği  
çerçevesinde AĐHM’nin varmıolduğu karar bağlamında AĐHM bu soruyu çözüme  
kavuturmanın gereksiz olduğuna kanaat getirmitir (Bkz. Güneri ve diğerleri, adıgeçen, § 65,  
12 Temmuz 2005).  
2. Meru amaç  
Hükümet müdahalenin, kamu düzeninin, ulusal güvenliğin, suçun önlenmesi gibi  
birçok meru amaç taıdığını belirtmektedir.  
AĐHM sözkonusu tedbirlerin, 2. paragrafta öngörülen meru amaçların en azından  
ikisini, yani kamu güvenliğinin korunması ve suçun önlenmesi amacını taıdığının kabul  
edilebileceğini düünmektedir.  
C. “Demokratik toplumda gereklilik”  
Hükümet’e göre bavuranın Olağanüstü Hal Bölgesi’ne eriiminin yasaklanmasıyla,  
ifade özgürlüğünün engellenmesi amaçlanmamıtır. Bu tedbir 2935 sayılı Kanun’un 11.  
maddesinin (k) bendine dayanmaktadır. Güvenlik güçleri ile teröristler arasında meydana  
gelen çatımalar gözönünde bulundurulduğunda, yasaklama kararının amacı, bu bölgeye  
gitmek isteyen kiilerin yanı sıra ulusal güvenliğin ve kamu düzenin korunması, mevcut  
davada bavuranın ve ona elik eden kiilerin olmak üzere bakalarının haklarının korunması  
ve suçun önlenmesidir. Sözkonusu bölge, burada yaayanlar için olduğu kadar oraya gidenler  
için de güvenli olmayan bir durum arz etmektedir.  
AĐHM ilk olarak 11. maddeye ilikin mahkemenin yerleik içtihatları ıığında temel  
ilkelere göndermede bulunmaktadır (Bkz. Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye [GC],  
no:41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, § 98, CEDH 2003-II; Sosyalist Türkiye  
Partisi(STP) ve diğerleri-Türkiye, no:26482/95, § 38, 12 Kasım 2003; Çetin ve diğerleri,  
adıgeçen, §§ 31 ve 61; Djavit An-Türkiye, no: 20652/92, §§ 56-57, CEDH 2003-III  
Demokrasi ve BarıPartisi- Türkiye, no:25141/94, § 30, 10 Aralık 2002: Yazar ve diğerleri-  
Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93. § 49, CEDH 2002-II; Stankov Đlinden birleik  
Makedon Örgütü- Bulgaristan, no: 29221/95 ve 29225/95, §§ 77-78 ve 97, CEDH2001-IX;  
Özgürlük ve Demokrasi Partisi ( ÖZDEP)- Türkiye [GC], no: 23885/94, § 40, CEDH 1999-  
VIII; Sürek- Türkiye (no: 1) [GC], no: 26682/95, § 61,CEDH 1999-IV; Incal- Türkiye, 9  
Haziran 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VI, s. 1567, § 48 ; Türkiye Birleik Komünist  
3
Partisi ve diğerleri- Türkiye , 30 Ocak 1998 tarihli karar, Derleme 1998-I, s. 17, §§ 42-43;  
Sosyalist Parti ve diğerleri- Türkiye, 25 Mayıs 1998 tarihli karar, Derleme 1998-III, ss. 1256-  
1257, §§ 46-47; Piermont- Fransa, 27 Nisan 1995 tarihli karar, A serisi no: 314, §§ 76-77;  
Platform <Arzte für das Leben>- Avusturya, 21 Haziran 1988 tarihli karar, A serisi no: 139, s.  
12, § 32).  
AĐHM, Devletlerin, barıçıl toplantıların yapılmasına ilikin hakkı korumaları  
gerektiğini ama aynı zamanda bu hakkı ihlal edebilecek dolaylı sınırlamalardan da  
kaçınmaları gerektiğini not etmektedir. Sonuç olarak AĐHM, 11. maddenin, güvence altına  
alınan haklarının kullanımında kiiyi kamu güçlerinin keyfi müdahalelerine karı uyarma  
esasına dayanırken, sözkonusu haklardan etkili bir ekilde faydalanılmasını sağlamak gibi  
pozitif yükümlülükleri de içerdiğine kanaat getirmektedir (Djavit An,adıgeçen, §57).  
AĐHM bu ilkelerin aynı zamanda sözkonusu olayda olduğu gibi, toplantı  
düzenlenebilmesi konusunda da uygulanabilir olduğunu belirtmektedir. AĐHM Çetin ve  
diğerleri adıgeçen (Bkz aynı zamanda , mutatis mutandis, Doğan ve diğerleri-Türkiye, no:  
8803-8811/02, 8813/02 ve 8815-8819/02, § 164, 29 Haziran 2004) davasında da belirttiği  
gibi, 2935 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (k) ve (m) bentleri OHAL Bölge Valiliği’ne  
toplantı ve eylem düzenlenmesi konusunda idari yasaklama alanında geniayrıcalıklar  
tanımaktadır. Bununla birlikte toplanma yasağı alnında yargı denetiminin bulunmayıı,  
bavuranları olası bir suiistimali önlemek için yeterli güvencelerden yoksun bırakmıtır (59.  
paragraf ve mutatis mutandis mutandis, Ekin Derneği- Fransa, no: 39288/98, § 58, CEDH  
2001-VIII).  
Sonrasında AĐHM, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde olayların geçtiği dönemde  
terör eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan güvenlik eksikliği gözönüne alındığında siyasi  
atmosferin hissedilebileceği konusunda Hükümet’le aynı görütedir. Bununla birlikte Vali  
bölgeye yapılması düünülen ziyaret konusunda önceden bilgilendirilmitir.  
AĐHM ayrıca kamu düzeni ve ulusal güvenlik gibi nedenlerden dolayı Yüksek  
Sözlemeci Tarafın toplantı düzenlenmesini izne tabi tutabileceğini ve bu tür barıçıl  
toplantılarda insanların serbest dolaımlarını düzenleyebileceğini belirtmektedir ( Bkz. Djavit  
An, adıgeçen, §§ 66-67, ve Ruen Andersson- Đsveç, bavuru no:12781/87, Komisyonun 13  
Aralık 1998 tarihli kararı, kararlar ve raporlar 59, s.171, §§ 2-3) Bununla birlikte , vali hiç bir  
ekilde kararının gerekçesini belirtmemitir, bu karar yapılması düünülen ziyaret  
kampanyasının sorunsuz olarak gerçekleebilmesi için uygun ve gerekli bir tedbir niteliği  
taımamaktadır. Ayrıca hiç bir ey bavuran ve Dernek tarafından yapılması ünülen bu  
ziyaretin halk arasında iddet içerikli ve demokrasinin reddine ilikin fikirler yayabileceği ya  
da yasaklama kararlarını haklı kılacak zararlı etki yaratabileceği yönünde bir düünce  
yaratmamaktaydı ( Bkz. Stankov ve Ilinden birleik Makedon Örgütü, adıgeçen, §§ 77-78 ve  
102-103).  
Bu mülahazalar ıığında, bir yandan kamu güvenliğini korumayı ve suçun önlenmesini  
gerektiren genel çıkarla diğer yandan bavuranın sendika kurma özgürlüğü arasında adil bir  
denge gözetilmemitir. Böylesi yasaklama tedbirleri “zorunlu sosyal gereklilik” ilkesinin bir  
gereği olarak değerlendirilemez ve dolayısıyla AĐHM’nin 11. maddesi uyarınca demokratik  
bir toplumda bu tedbirlerin alınmasının bir gereği bulunmamaktaydı.  
Bu nedenle bu madde ihlal edilmitir.  
4
II. AĐHM’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, sözkonusu valilik kararına karı etkili iç hukuk yolunun bulunmadığını  
iddia etmektedir.  
Đç hukuk yollarının tüketilmediğini belirten Hükümet, bavuranın idare mahkemesine  
gitme olanağının bulunmakla birlikte, hiçbir hukuki yolun kullanılmadığını ileri sürmektedir.  
AĐHM, AĐHS’de yer alan hak ve özgürlükler iç hukukta ne ekilde tanınmıolursa  
olsun, Sözleme’nin 13. maddesinin, bu hak ve özgürlüklerden iç hukukta yararlanılmasını  
sağlayacak yolların varlığını güvence altına aldığını hatırlatır. Dolayısıyla sözkonusu hüküm,  
AĐHS’ye dayalı “savunulabilir bir ikayetin” içeriğinin incelenmesini ve uygun bir telafinin  
sunulmasını sağlayacak bir iç hukuk yolunu zorunlu kılmaktadır ( Bkz, diğerleri arasında,  
Kulda-Polonya [GC], no: 30210/96, § 157, CEDH 200-XI) AĐHS’nin 13. maddesinden doğan  
yükümlülüğün kapsamı, bavuranın yaptığı ikayetin niteliğine bağlı olarak değimektedir.  
Bununla birlikte 13. maddenin gerektirdiği bavuru yolu hukuken olduğu kadar pratikte de  
“etkili” olmalıdır ( Bkz, örneğin, Đlhan-Türkiye [GC], no:22277/93, § 97, CEDH 2000-VII).  
AĐHM’nin daha önce belirttiği üzere, sözkonusu bavuru yolları 13. maddede  
öngörülen “etkililik” gereğini yerine getirmemektedir çünkü maddenin gerektirdiği bavuru  
yolu pratikte olduğu kadar hukuken de etkili olmalıdır.  
Sonuç olarak AĐHM, OHAL Bölge Valisi tarafından bavuranların aleyhine alınan  
tedbirlere itiraz etmek için ulusal bir mahkeme karısında bir iç hukuk yoluna bavurma  
imkanının bulunmayıından dolayı AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini belirtmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
A. TAZMĐNAT  
Bavuran, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu tutara itiraz etmektedir. Bunun haksız zenginleme anlamına geleceğini  
belirtmektedir.  
AĐHM bavuranın toplanma özgürlüğü hakkının ihlal edilmesi sonucunda manevi  
zarara uğradığını kabul etmektedir. Hakkaniyete uygun olarak, bavurana 1.500 Euro  
ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran masraf ve harcamalar için 2.880 Euro talep etmektedir. Avukatı tarafından  
hazırlanan ücret dekontunu sunmaktadır.  
Hükümet bu tutara karı çıkmaktadır.  
5
AĐHM, talep edilen rakamın fazla olmadığını gözlemlemektedir, davanın nedeni ve  
AĐHM nezdinde yapılan ilemler gözönüne alındığında bu talebi yerinde bulmaktadır. AĐHM,  
talep edilen rakamın tamamının, bavurana ödenmesine ve ödeme yapılırken bu meblağdan,  
Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 701 Euro (yedi yüz bir) tutarındaki adli yardımın  
ürülmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranının üç puan fazlasının uygulanacağını belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE,  
1. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı  
Hükümet’in bavurana,  
i. manevi tazminat için 1.500 (bin beyüz) Euro ödenmesine;  
ii.masraf ve harcamalar için 2.880 (iki bin sekiz yüz seksen) Euro’dan Avrupa  
Konseyi tarafından 701 (yedi yüz bir) Euro tutarındaki adli yardımın düürülerek  
kalan kısmın bavurana ödenmesine;  
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit  
oranda basit faizi uygulamasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine.  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 20 Eylül 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
6