COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 15649/05)  
KARAR  
STRAZBURG  
23 ubat 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 15649/05 no’lu davanın nedeni Bahar Yeilyurt  
adlı T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 27 Nisan  
2005 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından M. S. Talay tarafından  
temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1978 doğumludur ve Batman’da yaamaktadır. Yasadıı örgüt üyesi olduğu  
üphesiyle 12 Ekim 1995 tarihinde Đstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ubesi  
polisleri tarafından yakalanarak gözaltına alınmıtır. 25 Ekim 1995 tarihinde Đstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nde bir sorgu hakimi önüne çıkarılmı, hakim bavuranın  
tutuklanmasına karar vermitir.  
29 Kasım 1995 tarihinde Đstanbul DGM görevsizlik kararı vermive dava dosyasını  
Diyarbakır DGM’ye göndermitir. 29 Aralık 1995 tarihinde Diyarbakır DGM savcısı  
hazırlağı iddianamede bavuranı yasadıı silahlı örgüt üyesi olmak ve devletin Anayasal  
düzenini bozmaya yönelik faaliyette bulunmakla suçlayarak TCK’nın 125. maddesi uyarınca  
cezalandırılmasını talep etmitir.  
Yargılama Diyarbakır DGM önünde balamı, mahkeme suçun niteliği ve delillerin  
durumunu gerekçe göstererek bavuranın yargılanmasının tutuklu olarak devam etmesine  
karar vermitir.  
12 Haziran 2001 tarihinde bavuran mahkemeye bir dilekçe göndererek gözaltı sırasında  
kötü muameleye uğradığını iddia etmitir.  
DGM’lerin kaldırılması yönündeki Anayasa değiikliğini müteakip dava 7 Mayıs 2004  
tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye balanmı, bavuran 3 Kasım  
2004 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıtır.  
26 Ocak 2005 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vermive  
bavuranın olay tarihinde 18 yaından küçük olması nedeniyle dava dosyasını Diyarbakır  
Çocuk Mahkemesi’ne göndermitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte Diyarbakır Çocuk Mahkemesi de görevsizlik kararı vererek  
dosyayı Batman Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermitir.  
9 Mayıs 2005 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi de görevsizlik kararı vermive  
dosyayı, yetki ihtilafını çözmek üzere Yargıtay’a göndermi, Yargıtay 17 Ekim 2006 tarihinde  
davanın Batman Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülmesine karar vermitir.  
1
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI  
4 Aralık 2007 tarihinde Batman Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın atılı suçlardan  
beraatine karar vermitir.  
Bavuran, davanın sonuçlanmasını takiben Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’ne bavurarak  
466 sayılı yasa uyarınca maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebinde bulunmutur. Midyat  
Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Nisan 2008 tarihinde bavurana 11,881 YTL1 maddi, 10,000 YTL2  
manevi tazminat ödenmesine karar vermitir. Bavuran davayı temyize götürmüolup  
sözkonusu miktarları henüz almamıtır. Dava halen Yargıtay’da derdesttir.  
HUKUK  
I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZLARI  
Hükümet, bavuranın beraatini takiben 466 sayılı yasa uyarınca ulusal mahkemelere  
bavurarak maddi ve manevi tazminat kazanmıolması nedeniyle artık AĐHS'nin 5/3  
maddesinin ihlali mağduru olarak kabul edilemeyeceğini savunmutur. Hükümet, ayrıca  
AĐHM’den, bavuranın 6/1 maddesine dayalı ikâyetinin altı ay kuralına uyulmadığı  
gerekçesiyle reddedilmesini talep etmitir. Bu bağlamda, AĐHM'ye bavuru yaptığı tarihte  
bavuran hakkındaki ceza davasının devam ettiğini ifade etmitir.  
AĐHM, ulusal mahkemenin 466 sayılı yasa uyarınca tazminata karar verirken  
değerlendirmesini sadece beraat kararına dayalı olarak yaptığını ve bu değerlendirmenin  
beraat kararının otomatik bir sonucu olup AĐHS'nin 5. maddesinin 1 ila 4. paragraflarının ihlal  
edilip edilmediğinin tespitine yönelik olmadığını kaydeder (bkz. Elğay – Türkiye, no.  
18992/03 ve Sinan Tanrıkulu vd. – Türkiye, no. 50086/99). Sonuç olarak bavuran, yetkili  
makamlardan tazminat alacak olmasına karın, hâlâ AĐHS'nin 5/3 maddesinin ihlalinden  
mağdur olduğunu iddia edebilir.  
Hükümetin kalan itirazlarına ilikin olarak AĐHM, yerlemiiçtihadına göre, yargılama  
süresine ilikin ikâyetlerin tarafına ulusal yargılama sonuçlanmadan önce yapılabileceğini  
hatırlatır (bkz. Mustafa Türkoğlu – Türkiye, no. 58922/00). Dolayısıyla Hükümetin itirazları  
reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS'nin 5/3 maddesine dayanarak tutuklu yargılanma süresinden ikâyetçi  
olmutur.  
AĐHM, bavuranın tutukluluğunun yakalandığı tarih olan 12 Ekim 1995 tarihinde  
balayıp tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği 3 Kasım 2004 tarihinde sona erdiğini  
gözlemler. Dolayısıyla mevcut davada dikkate alınması gereken süre 9 yıldır. Bu süre  
içerisinde ulusal mahkemeler bavuranın tutukluluk durumunu “suçun niteliği ve delillerin  
durumu dikkate alınarak” gibi değimeyen, kalıplaifadeler kullanarak sürekli uzatmıtır.  
AĐHM, somut bavurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Atıcı - Türkiye, no. 19735/02;  
Solmaz – Türkiye, no. 27561/02; Dereci – Türkiye, no. 77845/01 ve Taciroğlu – Türkiye, no.  
1 24 Nisan 2008 itibariyle 5,750 Euro’ya edeğer  
2 24 Nisan 2008 itibariyle 4,840 Euro’ya edeğer  
2
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI  
25324/02). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı  
kanaatindedir. Belirtilen hususlar ıığında AĐHM, somut davada bavuranın tutukluluk  
süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesine aykırı olduğunu, bu yüzden sözkonusu maddenin ihlal  
edildiği görüündedir.  
III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, yargılama süresinin AĐHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre”  
artına uymadığını öne sürmütür.  
AĐHM, dikkate alınması gereken sürenin bavuranın yakalandığı 12 Ekim 1995  
tarihinde balayıp Batman Ağır Ceza Mahkemesi’nin 4 Aralık 2007 tarihinde verdiği beraat  
kararı ile sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla süre tek aamalı yargıda 12 yıl 1 aydır. AĐHM  
yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında, özellikle de davanın karmaıklığı  
ile bavuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerlemiölçütler dikkate alınarak  
değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. birçok içtihadın yanı sıra Pélissier ve Sassi –  
Fransa [BD], no. 25444/94).  
AĐHM, somut bavurudakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz. Pélissier ve Sassi, yukarıda  
anılan). Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, somut davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delilin Hükümet tarafından sunulmadığı  
kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alarak somut davada yargılama süresinin aırı  
olduğu ve AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre” artına uymadığı görüündedir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS'nin 3 ve 13. maddelerine dayanarak gözaltında kötü muameleye  
uğradığını iddia etmitir. AĐHS'nin 6. maddesine dayalı olarak ise Diyarbakır DGM’nin  
bağımsız ve tarafsızlığına itiraz etmive gözaltı sırasında tercüman sağlanmadığını öne  
sürmütür.  
Ne var ki tarafına sunulan delilleri inceleyen AĐHM, sözkonusu hükümlerin ihlal  
edildiğini tespit etmemitir. Dolayısıyla bavurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun  
olması nedeniyle AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olarak  
ilan edilmelidir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuran 75,329 TL (yaklaık 33,651 Euro) maddi, 75,000 TL (yaklaık 33,505 Euro)  
manevi tazminat talep etmitir. Yargılama masraf ve giderlerinin ödenmesi konusunda bir  
talepte bulunmamıtır. Hükümet taleplere itiraz etmitir.  
Hükümet tespit edilen ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak manevi zararlara karılık olarak 13,000  
Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
3
YEꢀĐLYURT – TÜRKĐYE KARARI  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Tutukluluk süresi ve yargılama süresine ilikin ikâyetlerin kabuledilebilir, bavurunun  
kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. (a) Savunmacı devletin bavurana, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına  
çevrilmek üzere:  
(i) 13,000 (on üç bin) Euro manevi tazminat;  
(ii) bu miktara uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 23 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4