COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YEꢀĐLYURT VE TUTAR/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 8296/05)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 8296/05 no’lu davaların nedeni T.C.  
vatandaları Tayyar Yeilyurt ve Ramazan Tutar’ın (“bavuranlar”), Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne 11 Ocak 2005 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler  
Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurulardır.  
Bavuranlar, AĐHM önünde Đzmir Barosu avukatlarından A. Terece tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar, sırasıyla 1984 ve 1985 doğumludur ve Đzmir’de yaamaktadır.  
30 Mart 2004’te bavuranlar, S.C. ile münakaa etmilerdir. Münakaanın kavgaya  
dönümesi sonucu M.C., kendilerini durdurmak için araya girmive ikinci bavuran  
tarafından bıçaklanmıtır. Polis 31 Mart 2004’te bavuranların da dahil olduğu tarafların  
ifadelerini almıtır.  
8 Nisan 2004’te Đzmir Cumhuriyet Savcısı, fiziksel yaralanmaya neden olan bıçaklı  
saldırı hususunda Đzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi önünde bavuranlar aleyhinde bir iddianame  
yayınlamıtır. Bavuranların, Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca cezalandırılmasını  
istemitir. Đddianame, bavuranlara tebliğ edilmemitir.  
28 Nisan 2004’te Đzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi, duruma düzenlemeksizin, ceza  
kararnamesi yayımlamıve bavuranları suçlu bulmutur. Mahkeme bavuranları sırasıyla  
445,616.000 Türk Lirası (TRL) (268 Euro) ve 594,154.000 TRL (357 Euro) para cezasına  
çarptırmıtır. Bu kararı verirken Ceza Kanunu’nun nispeten hafif suçlar hususundaki 386.  
Maddesinde ortaya konan “basitletirilmiusul”e dayanmıtır.  
15 Temmuz 2004’te Đzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi, duruma düzenlemeksizin  
bavuranların itirazını reddetmitir.  
6 Aralık 2004’te birinci bavuran, faiziyle birlikte 618,000,000 Türk Lirası (330 Euro)  
ödemitir. Đkinci bavuran para cezasını ödememitir.  
HUKUK  
Bavuranlar, AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak davalarında açık yargılama  
yapılmamıolması nedeniyle kendilerini ahsen ya da avukat vasıtasıyla savunmadıklarından  
ikayetçi olmulardır. Ayrıca, Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesinin kendilerini tebliğ  
edilmediğini kaydetmilerdir. Bu hususta, savunmalarını hazırlamak için kendilerine yeterli  
sürenin, imkanların ve AĐHS’nin 6. maddesinin 3. paragrafının (a), (b) ve (d) bendlerinin  
ihlaline neden olacak ekilde, karı iddiaları ve tanık sorgulamalarını kapsayan delilleri sunma  
olanağının tanınmadığından ikayetçi olmulardır.  
entuna/Türkiye (karar, no. 71988/01, 25 Ocak 2007) kararına atıfta bulunan  
Hükümet, ikinci bavuran Ramazan Tutar’ın ceza kararnamesinde öngörülen para cezasını  
henüz ödememiolması nedeniyle AĐHS’nin 6. maddesinin ihlalinden mağdur olmadığını  
ileri sürmütür. AĐHM, entuna davasında bavuranın, ceza kararnamesi ile suçlu  
bulunmasını müteakiben yeniden yargılandığını, yargılama sonunda aleyhindeki suçlardan  
beraat ettiğini ve mahkumiyetinin adli kayıtlardan silindiğini gözlemler. Sonuç olarak, mevcut  
davada Hükümet’in ikinci bavuran hususundaki itirazı onanamaz.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
taımadığıını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, esasa ilikin olarak, öncelikle mevcut davada meselelerin örtüen niteliği ve  
6/3. maddenin alt paragraflarının, ilk paragrafta yer alan genel hakkaniyet güvencesinin özel  
unsurları olarak kabul edilme olanağı nedeniyle bavuranların, 6/1. madde bağlamındaki  
ikayetlerini karara bağlamanın daha uygun olduğu kanaatindedir.  
AĐHM ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin, 30 Haziran 2004’te verdiği bir kararda kiileri,  
açık yargılamadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğu  
sonucuna vararak oybirliğiyle CMK’nın 390/3 maddesinin anayasaya aykırı ve bağlayıcılıktan  
yoksun olduğunu bildirmitir. Ayrıca, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu  
ve CMK ile birlikte ceza kararnamesi yayımlama uygulaması sona ermitir.  
Ancak mevcut davada olayların gerçekletiği tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk  
gereğince bavuranın yargılanması sürecinde açık duruma düzenlenmemitir. Gerek ceza  
kararnamesi yayımlayan ve bavuranları para cezasına çarptıran Đzmir 2. Sulh Ceza  
Mahkemesi gerekse bavuranların itirazlarını inceleyen Đzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi  
kararlarını, dava dosyasındaki belgelere dayanarak vermilerdir. Bavuranlara, davalarını  
karara bağlayan mahkemeler önünde kendilerini ahsen ya da avukat vasıtaısyla savunma  
fırsatı verilmemitir.  
AĐHM, benzer davalarda aynı sorunu incelemive AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiğine karar vermiolduğunu yineler (Piroğlu ve Karakaya/Türkiye, no. 36370/02 ve  
37581/02, 18 Mart 2008; Dağlı/Türkiye, no. 28888/02, 27 Kasım 2007; Karahanoğlu/Türkiye,  
no. 74341/01, 3 Ekim 2006; Mevlüt Kaya/Türkiye, no. 1383/02, 12 Nisan 2007;  
Taner/Türkiye, no. 38414/02, 15 ubat 2007).  
Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AĐHM, ikinci bavuranın para cezasını ödeyip  
ödememesinden bağımsız olarak, adli makamların izledikleri prosedürün her iki bavuranı da  
savunma haklarını yeterli derecede kullanmaktan alıkoyduğu ve bu nedenle cezai  
yargılamanın hakkaniyetten yoksun olmasına yol açtığı sonucuna varmıtır.  
Sonuç olarak, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
Adil tazmin hususunda bavuranlar, maddi tazminat olarak sırasıyla 275 Euro ve 450  
Euro talep etmilerdir. Ayrıca, manevi tazminat olarak her biri 1,500 Euro talep etmitir. Son  
olarak, bavuranların her biri avukat ücreti için 1,500 Euro talep etmitir. Bu bağlamda, yasal  
temsilcilerinden aldıkları her biri 2,700 TRL1 (1,250 Euro) tutarındaki iki faturayı  
sunmulardır.  
AĐHM, maddi tazminat hususunda, birinci bavuranın 6 Aralık 2004’te faizlerle  
birlikte 618,000,000 TRL (330 Euro) ödediğini gözlemler. AĐHM bu bağlamda AĐHS’nin 6/1  
1 1 Ocak 2005 tarihi itibariyle önceki Türk Lirası (TRL) yerine Türk Lirası (TRY) tedavüle girmitir. TRY 1 =  
TRL 1,000,000.  
maddesinin ihlali ve birinci bavuranın para cezası ödeme yükümlülüğü arasında illiyet  
bağının mevcut olduğunu kaydeder (bkz., Mevlüt Kaya, 28. paragraf). Birinci bavuranın bu  
nedenle maddi zarara uğradığını göz önüne alan AĐHM, kendisine maddi tazminat olarak 330  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
Ayrıca, AĐHM ihlal tespitinin bavuranların uğradığı manevi zarar için balıbaına  
yeterli adil tazmini tekil ettiği kanaatindedir.  
Ayrıca, AĐHM hakkaniyet temelinde yargılama masraf ve giderleri için bavuranların  
her birine 1,000 Euro ödenmesi gerektiğine karar vermitir.  
Son olarak AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Đhlal tespitinin, bavuranların uğradığı manevi zarar için balıbaına yeterli adil tazmin  
tekil ettiğine;  
4. (a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Sorumlu  
Devlet tarafından bavuranlara aağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;  
(i)  
Maddi tazminat olarak birinci bavurana 330 Euro (üç yüz otuz Euro) ve  
ödenebilecek her tür vergi;  
(ii)  
Bavuranların her birine yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin  
Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.