AĐHM'nin yerleꢀik içtihadına atıfta bulunan Hükümet, 1 No’lu Ek Protokol'ün 1.
maddesinin her kamulaꢀtırmada eksiksiz bir tazminat ödenmesini zorunlu kılmadığının altını
çizmektedir.
Son olarak, Hükümet mülk iyeliğinin idareye nakledilmesine kadar baꢀvuranların arazinin
sahibi olduklarını gözlemlemekte ve dolayısıyla kamulaꢀtırma tazminatında herhangi bir
değer kaybı olmadığı sonucunu çıkarmaktadır. Hükümet, böylesi bir değer kaybı ortaya
çıkmıꢀ olsa bile, araziye sahip olmanın bunu karꢀılamaya yeterli olduğunu eklemektedir.
2. AĐHM'nin değerlendirmesi
Mevcut davada, hiç kimse ilgili ꢀahısların yasaya uygun bir ꢀekilde mülklerinden yoksun
kaldıklarına ve kamulaꢀtırmanın kamu yararına meꢀru bir amaca yönelik olduğuna itiraz
etmemektedir. Bu itibarla, mevcut davada 1 No’lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin birinci
paragrafının ikinci cümlesi uygulanmalıdır (bakınız, diğerleri arasından, Aka, ilgili bölüm,
prg. 43, ve Yunanistan aleyhine Papachelas davası [GC], no 31423/96, prg. 45, CEDH
1999-II). Geriye, bu yasal mülkten mahrum bırakma çerçevesinde baꢀvuranların üzerine
orantısız ve aꢀırı bir yük binip binmediğinin araꢀtırılması kalmaktadır.
AĐHM, öncelikle asliye hukuk mahkemesi tarafından belirlenen kamulaꢀtırma tazminatı
tutarının tartıꢀmasız olduğunu not etmektedir. Dolayısıyla, davanın bu yönünü incelemeye
gerek yoktur.
Baꢀvuranlar kamulaꢀtırma tazminatının, belirlendiği tarih ile ödendiği tarih arasında değer
kaybına uğradığından ꢀikâyetçi olmaktadır. Baꢀvuranlara göre, bu tazminata T.C.
Anayasası'nın 46. maddesinde öngörülen oranda gecikme faizlerinin eklenmesi gerekirdi.
Baꢀvuranların davasında T.C. Anayasası'nın 46. maddesinin uygulanmaması konusunda
AĐHM, bu hükme göre, kamulaꢀtırma tazminatının kalan miktarına, nedeni ne olursa olsun,
kamu borçlarına uygulanan en yüksek faiz oranları eklenmelidir. Yargıtay’ın yerleꢀik
içtihadına göre, T.C. Anayasası'nın 46. maddesinde öngörülen oran ancak kesin bir
kamulaꢀtırma tazminatı kararı olduğu ve ödenmediği durumlarda uygulanmaktadır. Oysa
mevcut davada böyle bir durum söz konusu değildir. Asliye hukuk mahkemesi tarafından
belirlenen kamulaꢀtırma tazminatları baꢀvuranlara karar tarihinde peꢀin olarak ödenmiꢀtir.
Dolayısıyla, ilgili ꢀahıslar iç hukukta T.C. Anayasası'nın 46. maddesinin uygulanmasını talep
edemezler.
Kamulaꢀtırma tazminatının değer kaybına dayalı ꢀikâyet konusunda AĐHM, kullanılan
yöntemler ile izlenen amaç arasında makul bir orantılılığın varlığından ve baꢀvuranlara
ölçüsüz bir yük bindirilmediğinden emin olmalıdır.
Bu bağlamda AĐHM, her türlü mülkiyete saygı hakkı ihlalinin toplumun genel menfaatleri
ile bireyin temel haklarının korunması arasında « adil bir denge » gözetmesi gerektiğini
hatırlatmaktadır (bakınız, diğerleri arasından, Đsveç aleyhine Sporrong ve Lönnroth davası, 23
Eylül 1982, prg. 69, seri A no 52). Đhtilaflı tedbirin istenen « adil dengeye » saygı gösterip
göstermediğini ve özellikle baꢀvuranlar üzerine orantısız bir yük bindirip bindirmediğini
belirlemek için, ulusal yasalarda öngörülen tazminat düzenlemelerinin dikkate alınması
gerekmektedir. Bu bağlamda AĐHM, mülkün gerçek değeriyle orantılı makul bir tazminat
ödenmediği müddetçe, bir mülkten mahrum bırakmanın genelde aꢀırı bir ihlal teꢀkil ettiğini
daha önce de söylemiꢀtir (Papachelas, ilgili bölüm, prg. 48).
6