CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Y.F. / TÜRKĐYE DAVASI  
İ çtihat Metni  
Y.F. / TÜRKİ YE DAVASI  
(24209/94)  
Strasbourg  
22 Temmuz 2003  
USULĐ Đ LEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı olan Y.F'nin ("bavuran"), 13 Mayıs 1994 tarihinde,  
Đnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleme'nin ("Sözleme") eski 25. mad-  
desi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı  
bavurudur (bavuru no. 24209/94).  
2. Yasal yardım alan bavuran, Diyarbakır'da görev yapan Sezgin Tanrıkulu tarafından temsil  
edilmitir. Türk Hükümeti ( Hükümet), Mahkeme huzurundaki dava için Ajan tayin  
etmemitir. Davaya bakmak için oluturulan Dairenin Bakanı, bavuranın isminin açıklan-  
maması talebini kabul etmitir. ( Đç Tüzüğün 47. maddesinin 3. paragrafı).  
3. Bavuran, einin zorla jinekolojik muayeneden geçirilmesinin özel hayatın korunması  
hakkındaki Sözlemenin 8. maddesinin ihlal edilmesine neden olduğunu iddia etmitir.  
4. Bavuru, 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girdiği 1 Kasım 1998 tarihinde Mahkeme'ye  
gönderilmitir. (11 no'lu Protokol'ün 5. maddesinin 2. paragrafı).  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Dördüncü Kısmına havale edilmitir (Đçtüzük m. 52/1). Bu Kısım  
içinde davayı inceleyecek olan Daire, (Sözleme m.27/1), Đçtüzüğün 26/1 hükmü uyarınca  
oluturulmutur. Türkiye adına seçilen Yargıç Sn. R. Türmen, davaya bakacak olan heyetten  
çekilmitir (madde 28). Yerine ad hoc yargıç olarak Sn. Feyyaz Gölcüklü atanmıtır  
(Sözleme m.27/2 ve Đ çtüzük m.29/1).  
6. 29 ubat 2000 tarihli bir kararla Mahkeme, bavuru ile ilgili olarak kısmi kabuledilebilirlik  
kararı vermitir.  
7. Bavuran ve Hükümet esaslar hakkında görülerini sunmulardır. (Đç Tüzük m. 59/1). Daire  
tarafların görülerini aldıktan sonra, esaslar hakkında duruma yapılmasının gerekli  
olmadığına karar vermitir. (Đç Tüzük m. 59/2).  
8. 1 Kasım 2001 tarihinde Mahkeme Bölümlerin oluumunu değitirmitir (Đç Tüzük m.  
25/1). Bu dava yeni oluturulan Dördüncü Bölüme havale edilmitir.  
DAVA ĐLE ĐLGĐLĐ O LA Y LA R  
I- D av a ya T em el T e kil Eden Olaylar  
_________________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2003. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür  
Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması  
ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
9. Bavuran 1951 doğumlu olup Bingöl'de yaamaktadır.  
10. 15 Ekim 1993 tarihinde bavuran ve iki gün sonra da ei N.F. Bingöl'de yasadıı terör  
örgütü PKK'ya yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınmılardır.  
11. Bavuranın ei dört gün süre ile gözleri bağekilde gözaltında tutulmutur. Đddiaya göre,  
polis memurları bavuranın eini coplamılar, sözle hakaret etmiler ve tecavüz etmekle tehdit  
etmilerdir.  
12. 20 Ekim 1993 tarihinde gözaltına alınmasının ardından bavuranın eini muayene eden bir  
doktor vücudunda herhangi bir darp izi bulunmadığını rapor etmitir. Aynı gün tekrar  
muayene edilmek için jinekoloğa götürülmütür. Polis, gözaltındayken vajinal veya anal  
ilikinin tespit edilip rapora dahil edilmesi talebinde bulunmutur. Tüm itirazlarına rağmen,  
jinekolojik muayene yapılmıtır. Bavuranın ei perdenin arkasında muayene edilirken polis  
memurları dıarda beklemilerdir. Doktor bavuranın einin muayeneden önce cinsel bir iliki  
yaamadığını raporunda belirtmitir.  
13. Aynı gün, bavuranın ei götürüldüğü Bingöl Savcılığı'nda zorla jinekolojik muayene  
yapılmasından ikayetçi olmutur. Savcı sözkonusu ikayeti kayıtlara geçirmemive  
salıverilmesini istemitir.  
14. 28 Ekim 1993 tarihinde Diyarbakır DGM Savcısı bavuran ve ei aleyhinde PKK'ya  
yardım ve yataklık ettikleri gerekçesiyle iddianame hazırlamıtır.  
15. 23 Mart 1994 tarihinde Diyarbakır DGM bavuranı ve eini yeterli kanıt olmadığı için  
beraat ettirmitir.  
16. 9 ubat 1995 tarihinde bavuran ve ei Bingöl Savcılığı'nda gözaltında iken kötü  
muameleye maruz kaldıkları iddiasıyla ikayette bulunmulardır. Ayrıca, bavuranın einin  
kendi onayı olmaksızın yapılan jinekolojik muayeneden ikayetçi olmulardır.  
17. Polis memurları Bingöl Savcılığı'nda verdikleri ifadelerde iddiaları reddetmilerdir.  
Gözaltındayken cinsel bir saldırı yaadığının tespit edilebilmesi için muayene edilmesinin  
gerekli olduğunu belirtmilerdir. Dahası, muayenenin ilgilinin onayı alındıktan sonra  
yapıldığını ileri sürmülerdir.  
18. Bingöl Savcısı kanıt olmadığı gerekçesiyle polis memurları hakkında men-i muhakeme  
kararı vermitir. Bavuran ve ei temyiz bavurusunda bulunmulardır.  
19. 29 Kasım 1995 tarihinde MuAğır Ceza Mahkemesi soruturma dosyasındaki kanıtların  
yetersiz olduğu gerekçesiyle sözkonusu kararı bozmutur.  
20. Bingöl Savcısı 19 Aralık 1995 tarihli iddianamesinde, bavuranın einin zorla muayene  
edilmesinin özel hayata saygı ilkesini ihlal ettiğini ileri sürerek üç polis memurunu suçlamıtır.  
21. 16 Mayıs 1996 tarihinde Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi, ikayetçilerin iddiaları  
destekleyecek kanıt sunmadıkları gerekçesiyle polis memurlarını beraat ettirmitir. Mahkeme  
polis memurlarının niyetinin bavuranın eini aağılamak olmadığı ve sadece tecavüzle  
suçlanma tehlikesine karı kendilerini korumak istedikleri sonucuna varmıtır. Bavuran ve  
ei temyiz bavurusunda bulunmutur.  
22. 7 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını onamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMASI  
23. Vücut bütünlüğü hakkı Anayasa ile koruma altına alınmıtır. 17. maddenin 2. paragrafı  
aağıda sunulmutur:  
' Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dıında, kiinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz;  
rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz'.  
24. CMUK'un 66. maddesi bu kurala bir istisna getirmitir:  
'(.....)  
Hazırlık soruturması esnasında savcının talimatı üzerine tıbbi inceleme yapılabilir'.  
25. Tutuklama, gözaltı ve üphelilerin sorgulanması hakkındaki 1 Ekim 1998 tarihli tüzüğün 8.  
maddesini değitiren 13 Ağustos 1999 tarihli tüzüğün 1. maddesi gereğince yakalanan  
kimselerin gözaltına alınmadan önce üstleri aranır. Bayanların üstü ise bayan polis memuru ya  
da bu ile görevlendirilen bir kadın tarafından aranır.  
26. 6058, 6065, 6068, 6070 ve 6090 sayılı genelgeleri iptal eden Adalet Bakanlığı tarafından  
yayımlanan 20 Eylül 2000 tarihli 2000/93 sayılı genelge gereğince tıbbi personel görevini  
yerine getirirken temel insan haklarına ve özgürlüklerine ve ayrıca gizlilik prensibine saygı  
gösterecektir. Doktor hastayı kendisi muayene etmeli ve raporunda bakasının ifadesine  
dayanmamalıdır.  
Muayeneler uygun artlarda ve güvenlik güçlerinin iitmesinin ve görmesinin mümkün  
olmadığı ortamlarda gerçekletirilmelidir. Tıbbi inceleme sadece tıbbi personelin girmesine  
izin verilen binalarda yapılır ve ilgili kiiye gerekli bilgi verildikten sonra muayene yapılır.  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
27. Bavuran, einin zorla jinekolojik muayeneye tabi tutulmasının aağıda verilen 8.  
maddenin ihlalini oluturduğunu iddia etmitir:  
" 1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberlemesine saygı gösterilmesi hakkına  
sahiptir.  
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu  
emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç ilenmesinin önlenmesi,  
sağğın veya ahlakın veya bakalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir  
toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüolmak kouluyla sözkonusu olabilir" .  
28. Hükümet, bu iddiayı reddetmitir.  
A. Bavuranın Einin 8. madde Đle Korunan Haklarına Müdahale Edildiği Đddiası  
1. Bavuran  
29. Bavuran, einin rızası alınmadan jinekolojik muayene yapıldığını ve bunun Sözlemenin  
8. maddesinin anlamı dahilinde özel hayatın korunması hakkına müdahale tekil ettiğini iddia  
etmitir.  
2. Hükümet  
30 . Hükümet, jinekolojik muayenenin bavuran ve einin rızası alındıktan sonra yapıldığını  
iddia etmitir. Bavuranın eine muayeneden önce gerekli bilginin verildiğini ve muayeneyi  
reddetme özgürlüğünün olduğunu savunmutur. Hükümete göre, bavuranın ei muayeneyi  
reddetmediği için ve onayı alınmadan muayene yapılamayacağı düünüldüğünde, sözkonusu  
onayın alındığı sonucuna varılmıtır.  
3. Mahkeme'nin Değerlendirmesi  
31. Mahkeme, Hükümetin davanın hiçbir aamasında bavuranın ei adına ikayette  
bulunmasını tartımadığına dikkat çekmitir. Mağdurun yakın bir akrabası olarak einin,  
özellikle bu davanın özel artlarında einin içinde bulunduğu hassas durum gözönüne  
alındığında, Sözleme maddelerinin ihlali hakkında bavuru yapmaya hakkı olduğunu  
belirtmitir. (bkz. Đlhan/Türkiye Kararı, no 22277/93, prg. 55, AĐHM 2000- VII ). Mahkeme,  
bu dava ile ilgili olarak, bavuranın einin 8. madde ile korunan haklarına yapılan müdahaleyi  
inceleyecektir.  
32. Sözkonusu davada bavuranın einin gözaltına alındıktan sonra, jinekolojik muayene  
yapıldığı taraflar arasında tartıma konusu değildir. Ancak, muayenenin onay alındıktan sonra  
yapılması hakkında, Mahkemeye, çelikili ifadeler sunulmutur.  
33. Mahkeme, 8. maddenin sözkonusu ikayetlerle ilgili olduğunu ve bir kimsenin fiziksel ve  
psikolojik bütünlüğü konusunu da kapsayan "özel hayat" kavramını içerdiğini gözlemlemitir.  
(26 Mart 1985 tarihli X ve Y/Hollanda Kararı, Dizi A, no 91, s.11, prg. 22). Bu bağlamda bir  
kimsenin vücudu özel hayatın en önemli unsurudur. Bu nedenle zorunlu bir tıbbi muayene bu  
hakka yapılan bir müdahaledir. (X/Avusturya Kararı, no 8278/78, 13 Aralık 1979 tarihli  
Komisyon Kararı, Karar ve Raporlar 18, s. 155, Acmann ve Diğerleri/Belçika Kararı, no.  
10435/83, 10 Aralık 1984 tarihli Komisyon Kararı, (DR) 40, s.254).  
34. Mahkeme, bavuranın eine zorla jinekolojik muayene yapıldığı konusunda yetkililere  
ikayette bulunduğunu belirtmitir (bkz. prg. 16). Hükümet, zorla böyle bir muayene  
yapılmasının mümkün olmadığını ve bavuranın einin bunu reddetme olanağına sahip  
olduğunu savunmutur. Ancak Mahkeme, gözaltı esnasında tam yetkisini kullanan Hükümet  
yetkilileri karısında hassas bir konumda bulunan kiinin, muayeneye karı koymasının  
beklenmemesi gerektiği görüündedir. (bkz., 27 Ağustos 1992 tarihli Tomasi/Fransa Kararı,  
Dizi A, no 241-A, s. 40-41, prg. 113-115).  
35. Bu nedenle özel hayata saygı gösterilmediği için hükümet yetkililerinin müdahalesi  
sözkonusudur.  
36. Böyle bir müdahale, kanunlarda öngörülmediği ve sözkonusu maddenin 2. paragrafında  
belirtilen meru amaçlardan birine denk olmadığı ve demokratik bir toplumda gerekli  
olmadığı tespit edildiği taktirde 8. maddenin ihlaline yolaçacaktır. ( bkz. 40679/98 no'lu  
Dankevich/Ukrayna Kararı, 29 Nisan 2003, 25 Mart 1993 tarihli Silver ve Diğerleri /Đngiltere  
Kararı, Dizi A, no 61, s.32, prg. 84).  
B. Sözlemenin 8. maddesinin Đhlali  
1. Bavuran  
37. Bavuran, Türk kanunlarının gözaltına alınan bayanların jinekolojik muayeneye tabi  
tutulmasını öngörmediğini, sözkonusu muamelenin güvenlik güçleri tarafından balatılan bir  
uygulama olduğunu ifade etmitir. Bavurana göre bu tür muayenelerin amacı - polis  
memurlarının cinsel istismarı iddialarını engellemek- böyle bir muameleyi haklı göstermez.  
Demokratik bir toplumda, iç hukukta izin verilen gözaltı süresinin kısaltılması ve avukata  
bavurmaya izin verilmesi bu tür suçlamaların önüne geçebilir. Alternatif olarak, gerekli  
durumlarda bu tür bir muayene hakimin veya savcının emri üzerine yapılabilir.  
2. Hükümet  
38. Hükümet, güvenlik güçleri aleyhindeki cinsel istismar iddialarını engellemek için  
kadınlara jinekolojik muayene yapılmasının gerekli olduğunu savunmutur. Bu amaçla bu tür  
muayeneler sonucunda hazırlanan raporlar cinsel istismar iddialarını çürütmek için  
kullanılabilir. Bu konu ile ilgili olarak, Hükümet, Đꢁkencenin Önlenmesi Komitesinin "CPT",  
27 ubat-3 Mart 1999 tarihleri arasında gerçekletirdikleri ziyaret sonrasında hazırlanan  
raporda belirtilen tavsiyelere iaret etmitir. CPT hazırladığı raporda, gözaltındakilerin bir  
doktor tarafından muayene edilmesinin cinsel istismara karı iyi bir önlem olacağını  
belirtmitir. Bu nedenle CPT, ulusal yetkililerin, gözaltındakilerin cinsel istismara karı  
korunmalarını sağlamak için tıbbi rapor hazırlamak dahil gerekli tedbirleri almasının önemli  
olduğunu ifade etmitir. Bu bağlamda ve cinsel istismar iddiaları karısında yapılanlar dahil  
olmak üzere tıbbi muayeneler için benimsenen yeni resmi prosedürler vasıtasıyla iç hukuk ve  
uygulamasında reform yapılmıtır.  
39. Mahkeme'nin içtihatlarıyla ilgili olarak Hükümet, müdahalenin demokratik bir toplumda  
gerekli olup olmadığına karar verirken takdir yetkisinin Sözlemeci Devletlere bırakıldığını  
savunmutur. (bkz. 24 Mart 1988 tarihli Olsson Đsviçre Kararı, Dizi A, no 130, s. 32, prg. 67  
ve 8 Temmuz 1987 tarihli W/ Đngiltere Kararı, Dizi A, no 121, s. 27. prg. 60).  
40. Hükümet, bavuranın einin özel hayata saygı gösterilmesi hakkına müdahale edilmesinin  
Devletin takdir yetkisi dahilinde değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmitir.  
3. Mahkeme'nin Değerlendirmesi  
41. Mahkeme, öncelikle müdahalenin "kanunlarla uyumlu" olup olmadığını  
değerlendirmelidir. Bu ifade öncelikle, sözkonusu tedbirin iç hukukta bir temele sahip  
olmasını gerektirmektedir. (bkz. 24 Nisan 1990 tarihli Kruslin/ Fransa Kararı Dizi A, no 176  
A, s. 20, prg. 27 ve Huvig/Fransa Kararı , Dizi A, no 176-B, s. 52, prg. 26 ).  
42. Mahkeme, Hükümet'in ikayet konusu müdahalenin hukuka uygunluğunu tartımadığını  
belirtmitir. Görülerinde, sözkonusu olaydan sonra yayınlanan tüzük ve genelgelere  
gönderme yapmılardır. (bkz yukarıdaki prg. 25 ve 26). Ayrıca, Türk kanunları uyarınca bir  
kimsenin fiziksel bütünlüğüne müdahale etmek tıbbi gereklilikler ve kanunla öngörülen haller  
ında yasaklanmıtır. Dahası, hazırlık soruturması sırasında sadece savcının emri üzerine  
muayene edilebilir. ( bkz. prg 24).  
43. Ancak bu davada Hükümet, tıbbi muayenenin gerekliliğini ve kanunla öngörülen hallerin  
mevcudiyetini ispatlamamıtır. Ayrıca, savcı tarafından da böyle bir talimat verilmemitir.  
Son olarak Mahkeme, gözaltındakilerin muayene edilmesinin cinsel istismar veya kötü  
muamele karısında bir güvence olduğunu kabul etmektedir; ancak, bir kimsenin fiziksel  
bütünlüğüne yapılan müdahalenin kanunla öngörülmesi ve sözkonusu kiinin onayını  
gerektirdiğini düünmektedir. Aksi halde, gözaltındaki bir kimse, keyfi fiillere karı yasal  
garantilerden mahrum kalacaktır. Mahkeme, sözkonusu müdahalenin kanunda  
öngörülmediğini tespit etmitir.  
44. Sözkonusu tespit Mahkemenin 8. maddenin ihlal edildiğine karar vermesi için yeterlidir.  
Bu nedenle sözkonusu müdahalenin "yasal bir amaca" hizmet ettiğini veya demokratik bir  
toplumda gerekli olduğunu incelemeye gerek yoktur. ( M.M./ Hollanda, no 39339/98, prg. 46,  
8 Nisan 2003)  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN ĐNCELENMESĐ  
45. Sözlemenin 41. maddesi aağıda sunulmutur.  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder".  
A. Zararlar  
46. Bavuran, manevi zarar için 25, 000 Dolar talep etmitir.  
47. Hükümet, talep edilen meblağın abartılı olduğunu ve haksız maddi kazanca yol açacağını  
ileri sürmütür.  
48. Mahkeme, bavuranın ei açısından zorla muayene edilmesinin sıkıntı ve gerilim yarattığı  
görüündedir. Mahkeme hakkaniyete uygun bir karar vermek suretiyle bavurana eine  
verilmek için 4.000 Euro ödeme yapmayı uygun görmütür.  
B. Mahkeme Masrafları  
49. Bavuran, mahkeme masrafları için 5,500 Dolar talep etmitir. Bu meblağa avukat Sezgin  
Tanrıkulu'nun yaptığı idari harcamalar ( 55 saatlik hukuki çalıma için 5.500 Dolar ) ve çeviri,  
telefon görümeleri, posta, fotokopi ve kırtasiye giderleri için yapılan 281,000,000 TL  
dahildir.  
50. Hükümet, masraf ve harcama taleplerinin temelden yoksun olduğu görüündedir.  
51. Mahkeme, hakkaniyete uygun bir surette ve bavuranın talepleri doğrultusunda karar  
vererek, Avrupa Konseyi'nden yasal yardım yoluyla alınan 4,100 Fransız Frangının (625  
Euro ), 3.000 Eurodan çıkartılarak ödenebilecek her türlü katma değer vergisi ile birlikte,  
ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek, ei adına bavuranın Türkiye'deki  
hesabına yatırılmasına hükmetmitir.  
C. Gecikme Faizi  
52. Mahkeme, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına  
eit oranda basit faiz ödenmesini uygun görmektedir. (bkz Christine Goodwin/Đngiltere Kararı,  
no. 28957/95, prg. 124, 11 Temmuz 2002).  
YUKARIDAKĐ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Sözlemenin 8. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. a) Sözlemenin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince, Sorumlu Devletin bavurana  
davanın nihai halini almasından itibaren üç ay içinde sözkonusu meblağları ödemesine;  
b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği  
tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o  
dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faiz ödemesine;  
3. Bavuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar verilmitir.  
Karar, Đngilizce olarak çıkmıolup Mahkeme Đç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
maddeleri gereğince 22 Temmuz 2003 tarihinde yazılı olarak tefhim edilmitir.