haklarını kullanmaları önünde bir engel oluꢀturduğunu öne sürmektedir. Baꢀvuranlar
AĐHS’nin 6/1, 2, 3 a) maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Hükümet baꢀvuranların
iddialarına karꢀı çıkmakta ve anayasal değiꢀikliğin ardından bütünüyle sivil hakimlerin
katılımıyla sekiz duruꢀmanın gerçekleꢀtirildiğini savunmaktadır.
AĐHM, mevcut baꢀvuruda AĐHS’nin 35. maddesine uygun olarak herhangi bir
kabuledilemezlik gerekçesinin yer almadığını ifade etmekte ve yapılan ꢀikayetleri
kabuledilebilir olarak nitelendirmektedir.
Yargılama sürecinin uzunluğu hususunda AĐHM, dikkate alınması gereken dönemin
baꢀvuranların yakalandıkları 2 Ocak 1993 tarihinde baꢀlayıp Yargıtay’ın 9 Ekim 2001 tarihli
kararı ile sona erdiğini dile getirmektedir. Đki dereceli mahkemede görülen dava yaklaꢀık sekiz
yıl on ay sürmüꢀtür.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ
ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında,
Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no: 25444/94).
AĐHM ulusal mahkemelerin aralarında baꢀvuranın da bulunduğu birçok sanığın karıꢀtığı ve
ciddi suç emarelerini ortaya koyan bir davayı yönetmek durumunda olmaları dolayısıyla
sözkonusu yargı sürecinin belirli bir karmaꢀık yapısının bulunduğunu hatırlatır.
AĐHM bununla birlikte mahkemeye sunulan bütün delilleri incelemesinin ardından ve bu
konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında dava sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul»
süre koꢀulunu karꢀılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AĐHS'nin 6/1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiꢀtir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi bünyesinde askeri bir hakimin hazır bulunması nedeniyle bu
mahkemenin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olarak nitelendirilemeyeceği yönündeki
ꢀikayet ile ilgili olarak AĐHM, geçmiꢀte daha önce de buna benzer ꢀikayetlerin dile
getirildiğini ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yer alan askeri hakimlerin kimi belirgin
özelliklerinin olması ve bu mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ꢀüphe
uyandırmaları dolayısıyla bu hükmün ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz.
diğerleri arasında, Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998,ayrıca Öcalan-Türkiye Büyük Daire
kararı, no: 46221/99). AĐHM, sözü edilen dava sonuçlanmadan evvel askeri hakimin
değiꢀmesinin baꢀvuranın bu mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki ꢀüphelerini
dağıtmaya yetmediği, bu değiꢀimin gecikmeli olarak gerçekleꢀtiği ve yargılamanın herhangi
bir aꢀamasının yeniden ele alınmadığı kanısındadır.
Mevcut baꢀvuruda, 18 Haziran 1999 ve 25 Nisan 2000 tarihleri arasındaki sekiz duruꢀma
tutanağında Devlet Güvenlik Mahkemesindeki askeri hakimin yerini sivil hakimin almasını
müteakip davanın yeniden ele alındığını gösterir herhangi bir iꢀlem sözkonusu değildir. Sivil
hakim son duruꢀmalarda bazı suç ortağı sanıkların katıldıkları duruꢀmayı yönetmekle
yetinmiꢀtir. AĐHM ayrıca, Hükümetin baꢀvuranların mahkumiyetinin dayanağını oluꢀturan
temel unsurların askeri hakimin yerini sivil hakimin almasının ardından davanın yeniden
değerlendirildiğini gösterir bir emarenin olmadığını not etmektedir.
Sözü edilen bu koꢀullar ıꢀığında, AĐHM mevcut baꢀvurunun bu konudaki yerleꢀik içtihadın
dıꢀına çıkılmasını gerektirecek herhangi bir istisnai durumu içermediğini dile getirmekte ve
yargı süreci tamamlanmadan önce askeri hakimin değiꢀmesinin baꢀvuranların kendilerini
3