3
19. AİHM daha önce, altı aylık sürenin Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin karar
tarihinden itibaren işlemeye başlaması gerektiği iddiasını reddetmiştir (bkz. Çolak/Türkiye
(no. 1), no. 52898/99, § 27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir/Türkiye, no. 59659/00, § 26, 6
Şubat 2003). 20 Eylül 1999 tarihinde Yargıtay’ın, Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını
onamış olduğunu belirtir. 14 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay’ın kararı, İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’ne ulaşmıştır. AİHM, başvurunun Sekreterya’ya belirtilen tarihten tam olarak altı
ay sonra 14 Nisan 2001’de sunulmuş olduğunu gözlemler. Dolayısıyla AİHM, Hükümet’in
altı ay kuralına ilişkin ilk itirazını reddeder.
20. Hükümet ayrıca başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı
ve tarafsızlığına ilişkin şikayetinin, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeni ile
reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuranın sözkonusu şikaeyi, yerel mahkemeler
huzurunda sunmadığını ileri sürmüştür.
21. AİHM daha önce de, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasına
ilişkin benzer ilk itirazlarını incelemiş olduğunu hatırlatır (bkz. Vural/Tükiye, no. 56007/00, §
22, 21 Aralık 2004, Çolak, § 24, ve Özel, § 25). Sözkonusu davada, yukarıda kaydedilen
davalarda vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını sağlayacak özel bir durum
görmemiş ve Hükümet’in itirazını reddetmiştir.
22. Yerleşik içtihadı ışığında (bkz, birçok içtihat yanında, Çıraklar/Türkiye, 28 Ekim
1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VII) ve kendisine sunulan delilleri
gözönünde bulunduran AİHM, davanın karara bağlanmasının, esasların incelenmesini gerekli
kılan davanın olaylarına ve hukuka ilişkin karmaşık konuları açığa çıkardığı kanısındadır. Bu
nedenle, başvurunun AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığı sonucuna
varmıştır. Başvurunun kabuledilemez olduğu sonucuna varmak için bir başka gerekçe
bulunamamıştır.
B. Esaslar
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
23. Hükümet, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin, Devlet’in güvenliği ve bütünlüğüne
yöneltilen tehditleri bertaraf etmek için yasayla kurulmuş olduğunu ileri sürmüştür.
Sözkonusu davada başvuranın, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve
tarafsızlığına ilişkin meşru şüpheleri sahip olması için gerekçe olmadığını belirtmiştir. Askeri
hakimlerin artık bu tür Mahkemelerde yeralamayacağının belirtildiği 1999 tarihli Anayasa
değişikliğine değinmişlerdir.
24. AİHM, geçmişte benzer davaları incelediğini belirtmiş ve AİHS’nin 6 § 1.
maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır (bkz. Özel, §§ 33-34, ve Özdemir, §§ 35-
36).
25. AİHM, sözkonusu davada farklı bir sonuca ulaşmak için gerekçe görmemektedir.
Yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yaptığı için bir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde
aleyhinde cezai takibat başlatılan başvuranın, bir subay ve bir askeri yargıcın bulunduğu bir
kurul tarafından yargılanmaktan sıkıntı duyması olağandır. Bu hususta başvuran haklı olarak,
İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın niteliği ile alakalı olmayan görüşlerden
etkilenebileceğinden kuşku duyabilir. Bir diğer deyişle, başvuranın Devlet Güvenlik