CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YILMAZ BOZKURT -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:21213/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
2 Haziran 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21213/03) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) 1958 doğumlu olan ve Diyarbakır’da ikamet eden Yılmaz Bozkurt’un (bavuran)  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 20 Mayıs 2003 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından F. Gümütarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
23 Ocak 1994 tarihinde, yasa dıı bir örgüt olan PKK’ya üye olduğu gerekçesi ile bavuran,  
polis tarafından yakalanmıve gözaltına alınmıtır. 7 ubat 1994 tarihinde, Cumhuriyet  
Savcısı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakimi tarafından bavuranın ifadesi  
alınmıtır. 17 Mart 1994 tarihli iddianame ile Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi  
tarafından bavuran 30 Temmuz 1997 tarihinde ömür boyu hapis cezasına mahkum edilmitir.  
1 Mart 1999 tarihinde bavuranın davası ile baka bir sanığın davası arasında bağlantı  
olduğunu belirterek Yargıtay, sözkonusu kararı bozmutur.  
Devlet Güvenlik Mahkemeleri hakkındaki kanunda yapılan düzenlemelerin ardından, 22  
Haziran 1999 tarihinde, bavuranın davasında askeri hakimin yerini sivil hakim almıtır. 16  
Haziran 2004 tarihli 5190 sayılı Kanunla Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılmasının  
ardından bavuranın dosyası, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmitir.  
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Mart 2007 tarihli bir kararla bavuranı on iki yıl altı ay  
hapis cezasına mahkum etmitir. 7 Mart 2008 tarihinde, Yargıtay, itiraz edilen kararı  
onamıtır.  
HUKUK  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN  
AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak bavuran, gözaltı süresinden ikayetçi olmaktadır.  
AĐHM, gözaltı süresinin 7 ubat 1994 tarihinde sona erdiğini ve bavuranın bavurusunu 20  
Mayıs 2003 tarihinde yani gözaltının sona erdiği tarihten yaklaık dokuz yıldan fazla bir  
süreden sonra sunduğunu tespit etmektedir. Sözkonusu ikayetin gecikmeli olarak yapıldığı ve  
AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna  
ulaılmaktadır.  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, kendisini mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin oluumunda askeri hakimin bulunması nedeniyle davasının hakkaniyete  
uygun olarak bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından görülmemesinden ikayetçidir.  
AĐHM, 16 Haziran tarihli 5190 sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemelerinin  
kaldırılğını tespit etmektedir. Nihai mahkumiyet kararı, dava konusu olaylara ve hukuka  
ilikin unsurların tamamını inceleyen üç sivil hakimden oluan bir kurul tarafından verilmitir  
(bkz, aynı bağlamda, Yaar-Türkiye, bavuru no: 46412/99, 31 Mart 2005 ve Yılmaz-Türkiye,  
2
bavuru no: 62230/00, 20 Eylül 2005). Ayrıca AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde  
görev yapan hakimlerin faydalandıkları anayasal ve yasal güvenceleri hatırlatmakta (bkz,  
Đrmek-Türkiye, bavuru no: 57175/00, 28 Ocak 2003) ve bu hakimlerin bağımsızlık ve  
tarafsızğını tartımalı hale sokacak nitelikte bir argümanın bulunmaması nedeniyle  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca sözkonusu ikayeti reddetmektedir.  
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, bavuran, ceza davasının süresinden de ikayetçi  
olmaktadır. Hükümet, bavuranın ikayetlerini ulusal makamların bilgisine sunmadığına  
kanaat getirerek iç hukuk yolunun tüketilmediğini belirtmektedir. AĐHM, Savunmacı  
Hükümet tarafından ortaya konan benzer itirazları daha önce müteaddit defalar reddettiğini  
hatırlatmaktadır (Tendik vd – Türkiye, bavuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005) ve mevcut  
davada Hükümet’in görülerinin sözkonusu karardan farklı hareket etme imkanı  
sağlamadığını tespit etmektedir. AĐHM, sözkonusu ikayete ilikin hiçbir kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla sözkonusu ikayet kabuledilebilir  
niteliktedir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Hükümet,  
sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Dikkate alınacak dönem 23 Ocak 1994 tarihinde balamıve 7 Mart 2008 tarihinde sona  
ermitir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaık on dört yıl sürmütür.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları müteaddit defalar  
incelemive konuya ilikin yerleik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak “makul  
süre” ilkesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (Pélissier ve Sassi – Fransa, bavuru no:  
25444/94).  
Mevcut davada farklı bir sonuca ulamak için hiçbir neden göremeyen AĐHM, AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak bavuran, 10.000 Euro maddi ve  
manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ayrıca bavuran, yargılama masraf giderleri olarak  
6.900 Türk Lirası (yaklaık 3.450 Euro) talep etmekte ve belge olarak bazı faturalar  
sunmaktadır. Hükümet, mesnetten yoksun bulduğu sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, maddi tazminatla mevcut davada tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
bulunmadığından maddi tazminat talebini kabul edememektedir  
Buna karın AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir atıeklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte manevi tazminat olarak  
bavuranın talep ettiği miktarın tamamının ve yargılama masraf ve giderleri olarak ise 500  
Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
3
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun yargılama süresinin uzunluğu kapsamında yapılan ikayete ilikin  
kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı  
Devlet tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine;  
(i)  
manevi tazminat olarak her türlü vergiden muaf tutularak 10.000 Euro (on  
bin Euro)  
(ii)  
yargılama masraf ve giderleri olarak her türlü vergiden muaf tutularak 500  
Euro (beyüz) Euro  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 2 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4