baꢀvuru no: 62230/00, 20 Eylül 2005). Ayrıca AĐHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde
görev yapan hakimlerin faydalandıkları anayasal ve yasal güvenceleri hatırlatmakta (bkz,
Đrmek-Türkiye, baꢀvuru no: 57175/00, 28 Ocak 2003) ve bu hakimlerin bağımsızlık ve
tarafsızlığını tartıꢀmalı hale sokacak nitelikte bir argümanın bulunmaması nedeniyle
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca sözkonusu ꢀikayeti reddetmektedir.
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, baꢀvuran, ceza davasının süresinden de ꢀikayetçi
olmaktadır. Hükümet, baꢀvuranın ꢀikayetlerini ulusal makamların bilgisine sunmadığına
kanaat getirerek iç hukuk yolunun tüketilmediğini belirtmektedir. AĐHM, Savunmacı
Hükümet tarafından ortaya konan benzer itirazları daha önce müteaddit defalar reddettiğini
hatırlatmaktadır (Tendik vd – Türkiye, baꢀvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005) ve mevcut
davada Hükümet’in görüꢀlerinin sözkonusu karardan farklı hareket etme imkanı
sağlamadığını tespit etmektedir. AĐHM, sözkonusu ꢀikayete iliꢀkin hiçbir kabuledilemezlik
unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla sözkonusu ꢀikayet kabuledilebilir
niteliktedir.
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, yargılama süresinin “makul süre” ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedir. Hükümet,
sözkonusu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem 23 Ocak 1994 tarihinde baꢀlamıꢀ ve 7 Mart 2008 tarihinde sona
ermiꢀtir. Dolayısıyla sözkonusu dönem iki dereceli yargıda yaklaꢀık on dört yıl sürmüꢀtür.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları müteaddit defalar
incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin yerleꢀik içtihadından doğan kriterleri göz önüne alarak “makul
süre” ilkesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (Pélissier ve Sassi – Fransa, baꢀvuru no:
25444/94).
Mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden göremeyen AĐHM, AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak baꢀvuran, 10.000 Euro maddi ve
manevi tazminat talebinde bulunmaktadır. Ayrıca baꢀvuran, yargılama masraf giderleri olarak
6.900 Türk Lirası (yaklaꢀık 3.450 Euro) talep etmekte ve belge olarak bazı faturalar
sunmaktadır. Hükümet, mesnetten yoksun bulduğu sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.
AĐHM, maddi tazminatla mevcut davada tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı
bulunmadığından maddi tazminat talebini kabul edememektedir
Buna karꢀın AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç
puanlık bir atıꢀ eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte manevi tazminat olarak
baꢀvuranın talep ettiği miktarın tamamının ve yargılama masraf ve giderleri olarak ise 500
Euro ödenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
3