Bu nedenle AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
Hükümet ikinci olarak, altı ay kuralına iki bakımdan riayet edilmediğini hatırlatmaktadır.
Hükümet öncelikle, DGM’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına iliꢀkin ꢀikayetle ilgili iç
hukuktaki kararın yine bu mahkeme tarafından alındığını savunmaktadır. Hükümet bu
doğrultuda, olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre ne DGM’nin ne de
Yargıtay’ın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısına dair görüꢀ bildirme yetkisine sahip
olduğunu belirtmekte, baꢀvuranların iç hukuk yollarının yetersiz olduğuna kanaat getirdiği
andan itibaren altı ay içerisinde yani Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin karar tarihi olan 15
Aralık 1998 tarihinden itibaren baꢀvuruda bulunması gerektiği sonucunu çıkarmaktadır.
Fakat, baꢀvuru 29 Aralık 1999 tarihinde yapılmıꢀtır. Hükümet bu sava dayalı olarak
AĐHM’nin yerleꢀik içtihatına atıfta bulunmaktadır (Bkz. Kalan-Türkiye kararı, no: 73561/01,
2 Ekim 2001).
Hükümet ayrıca, gözaltında avukat bulunmamasının olayların meydana geldiği dönemdeki iç
hukuktan ileri geldiğini savunmakta ve baꢀvuranların gözaltına alındıkları tarihten itibaren altı
ay içinde baꢀvurularını yapabileceklerini kaydetmektedir.
Yapılan itirazın ilk bölümü ile ilgili AĐHM, benzer itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, §
26, 6 ꢁubat 2003) kararında reddettiğini hatırlatmaktadır. Bu davada bu sonucu değiꢀtirecek
hiçbir unsur yer almamaktadır.
AĐHS’nin 6 § 3 b), c) maddesinde mağdur sıfatı nihai mahkumiyet kararından, ki Yargıtay
kararı, itibaren oluꢀtuğuna göre yukarıda sözü edilen düꢀünce kıyasen itirazın ikinci bölümüne
uygulanabilir.
Bu nedenle AĐHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AĐHM, mahkemenin yerleꢀik içtihatları ıꢀığında ve sunulan delillerin tamamını göz önünde
bulundurarak, baꢀvuranların Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığı,
gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmaması nedeniyle yargılamanın
hakkaniyete uygun gerçekleꢀmediği ve Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ
edilmediği yönündeki ꢀikayetlerinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.
Baꢀvurunun kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiꢀtir.
B. Diğer ꢀikayetler
Baꢀvuranlar AĐHS’nin 14. maddesine göndermede bulunarak, özellikle savunma haklarında
ve DGM önündeki yargılama süreci boyunca umumi hukuka daha az elveriꢀli ceza rejiminde
özel uygulamaya tabi tutulduğundan ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar, yargı sürecinin
uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 6 § 1. maddesini ileri sürmekte, ayrıca Türk
yargısının ilgili tanıkların doğrudan sorgulanmasını öngörmemesi nedeniyle hakkaniyete
uygun bir yargılamanın gerçekleꢀmediğinden yakınmaktadırlar.
Mahkemeye sunulan delilleri ve öne sürülen iddiaları değerlendirmekle yetkili olduğu ölçüde
inceleyen AĐHM, baꢀvuranların bu ꢀikayetlerinde hiçbir ihlal tespit etmemiꢀtir. ꢁikayetin bu
bölümünün AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
3