Öcalan ve yasadışı bir örgüt lehine propaganda yapmak maksadıyla düzenlenen bir gösteriye
katılmak olarak özetlenmektedir.
AİHM, AİHS hükümleri ile uyumluluğunun incelemesi saklı kalmak kaydıyla ulusal bir
mahkemenin öyle ya da böyle bir karar almasına yol açan dava konusu olayları
değerlendirmenin bizzat kendisine düşmediğini hatırlatmaktadır (Contal-Fransa, başvuru no:
67603/01, 3 Eylül 2000).
AİHM, başvuranların ifade özgürlüğü haklarının ihlal edilip edilmediğini tespit etmek için
ulusal mahkemelerin suçu nasıl nitelendirdikleri üzerinde durmaya gerek olmadığı
kanaatindedir. Mahkumiyete neden olan kanıt unsurlarının yalnızca ifade biçimleri olduğunu
tespit eden AİHM, başvuranların ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale olduğu
sonucuna ulaşmaktadır (Sever ve Aslan-Türkiye, başvuru no: 33675/02, 12 Nisan 2007, Emir-
Türkiye, başvuru no: 10054/03, 3 Mayıs 2007 ve mutatis, mutandis, Çakar-Türkiye, başvuru
no: 42741/98, 23 Ekim 2003, ayrıca bakınız, a contrario, Murat Kılıç-Türkiye, başvuru no:
4098/98, 8 Temmuz 2003; Şirin-Türkiye, başvuru no: 47328/99, 15 Mart 2005). Böylece
AİHM, Hükümet’in yapmış olduğu ön itirazı reddetmektedir.
AİHM tarafından yapılan inceleme, başvuranlar Yılmaz ve Erdem’in mahkumiyetlerinin
AİHS’nin 10. maddesi ile bağdaşıp bağdaşmadığının belirlenmesi hususu ile sınırlı
tutulacaktır.
c) Müdahalenin yerindeliği
AİHM, ihtilaflı müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğü ve AİHS’nin 10/2 maddesi
uyarınca ulusal güvenliğin ve kamu düzeninin korunması gibi meşru amaç güttüğü hususunun
taraflar arasında tartışma konusu olmadığını not etmektedir (Yağmurdereli-Türkiye, başvuru
no: 29590/96, 4 Haziran 2002). AİHM sözkonusu değerlendirmeyi benimsemektedir. Mevcut
davada uyuşmazlık sözkonusu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı
sorununa dayanmaktadır.
Başvuranlar, kendileri hakkında mahkumiyet kararı veren mahkemelerin kararlarını olayların
meydana geldiği dönemdeki siyasi koşulların etkisiyle verdiklerini ileri sürmektedirler.
Başvuranlar, farklı yerlerde aynı dönemde mevcut davadaki olaylara benzer gösteriler
yapıldığını ve içlerinden bazılarının şiddet ortamında gerçekleştiğini kabul etmektedir.
Başvuranlar, eylemlerinin yasal bir siyasi partinin gençlik komisyonu üyeleri olarak siyasi
gündemdeki bir konu üzerine barışçıl bir şekilde görüşlerini ifade etmek olarak
özetlenebileceğini dile getirmektedirler. Başvuranlar, özellikle, eylemlerinin propaganda
olarak değil de bir terör eylemi olarak değerlendirilmesinden dolayı eylemlerine göre orantısız
olduğu kanaatinde oldukları bir cezaya çarptırılmalarından şikayetçilerdir.
Hükümet, bir görüşü ifade etmeyi değil, PKK’nın eylemlerini kolaylaştırmak maksadıyla
halkın desteğini almayı amaçlayan şiddet içerikli gösterilerin söz konusu olduğunu
savunmaktadır.
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemiş ve AİHS’nin
10. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Kızılyaprak-Türkiye, başvuru no: 27528/95,
Feridun Yazar-Türkiye, başvuru no: 42713/98, 23 Eylül 2004).
8