yapılmasını gerektirir, (bkz. Menteş ve Diğerleri, s. 2715-16, prg. 89).
89. Mahkeme, başvuranın evinin ve eşyalarının yokedilmesiyle Sözleşmenin 3. ve 8.
maddeleriyle 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine işaret etmiştir. Bu
nedenle başvuranın bu konudaki şikayetleri 13. madde açısından incelenebilir, (bkz
27 Nisan 1988 tarihli Böyle ve Rice/ İngiltere Kararı, Dizi A, No 131, s. 23, prg. 52 ve
ve Dulaş Kararı prg.67).
90. Mahkeme, güvenlik güçlerinin yasadışı eylemlerine ilişkin uygulanan ceza
sisteminin, 1990ların başında güneydoğuanadolu bölgesinin özel durumunu ortaya
koyduğunu ve bu bölgede yürürlükteki soruşturma sisteminde bulunan
yetersizliklerin, korumanın etkinliğine zarar verdiğini daha önce aldığı kararlarda
belirtmişti. Bu uygulama, güvenlik güçleri üyelerinin temel haklar ve özgürlüklere
saygılı demokratik toplumlarda hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olmayan
eylemlerine izin vermekte ya da bu eylemleri teşvik etmektedir. (bkz. 16 Kasım 2000
tarihli Bilgin/ Türkiye Kararı, no. 23819/94, prg. 119).
91. Mahkeme, başvuranın evinin yok edilmesinden kısa bir süre sonra, Karşıyaka
Savcılığı'na şikayet dilekçesi sunduğunu belirtmiştir. Dilekçenin alınmasının ardından
Malazgirt Savcılığı başvuranın iddiaları hakkında soruşturma başlatmıştır. Ancak
soruşturmada büyük eksiklikler ve hatalar vardır. Mahkeme, köylülerin jandarmalar
tarafından alman ifadelerin içeriğine ve doğruluğuna itiraz ettiklerini; boş sayfa
üzerine imza attıklarını, ifadelerinin sonradan yazıldığını ve içeriğinin kendilerine
okunmadığını söylediklerini gözlemlemiştir, (bkz. 57. prg.) Mahkeme, bu üç tanığın
ifadesini güvenilir olduğu ve bu uygulamanın 13. maddenin gerektirdiği soruşturma ile
bağdaşmadığı görüşündedir. Mahkeme ayrıca onbeş korucudan alınan ifadenin
birbirine çok benzediğim; savcı tarafından hazırlandığı izlenimini verdiği
görüşündedir. Bu nedenle sözkonusu ifadelere ağırlık verilemeyeceği
düşüncesindedir. ( bkz. prg. 63).
92. Ayrıca, başvuranın evini ve eşyalarını yakan güvenlik güçleri üyelerinin isimlerini
vermesine rağmen, soruşturma devam ederken savcı sözkonusu kimselerin
ifadelerini almak için bir girişimde bulunmamıştır. Mahkeme, savcıların güvenlik
güçleri üyelerinin sözkonusu olaya karışmış olabilecekleri ihtimalini kabul etme
konusunda genel bir isteksizlik gösterdiklerini tespit etmiştir. ( bkz. prg. 62). Dahası
yargı otoriteleri olay yerini başvuranın şikayetini sunmasından iki yıl üç ay sonra
ziyaret etmişlerdir, (bkz. prg. 33 (xvi.).
93. 9 Eylül 1996 tarihinde soruşturma yetkisi jandarmalar aleyhine başlatılan cezai
işlemlerin durdurulmasına karar veren Malazgirt İdare Kurulu' na devredilmiştir.
Ancak, Mahkeme bu kurul tarafından yürütülen soruşturmanın bağımsız olduğunun
iddia edilemeyeceğini çünkü hiyerarşik olarak valiye bağlı memurlardan ve güvenlik
güçlerine bağlı bir memurdan oluştuğunu iddia etmiştir, (bkz. 27 Temmuz 1998 tarihli
Güleç /Türkiye Kararı, Raporlar 1998- IV, S. 1732-1733 prg. 80)
94. Son olarak, Mahkeme, suçun faili olmadığı ve de aleyhinde şikayet bulunmadığı
halde Ahmet Kınay'ın yargılanmasından ve gözaltına alınmasından üzüntü
duyduğunu ifade etmiştir. Mahkeme bunun sebebinin jandarmalar tarafından 20
Haziran 1995 tarihinde hazırlanan ve böyle bir ifade verdiğini reddeden ve imzanın
sahte olduğunu iddia eden Muhsettin Yöyler'in ismini ve imzasını taşıyan ifadeden