CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
YÜCE - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:75717/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
21 ŞUBAT 2006  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 75717/01 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaşı Mehmet Yüce’nin (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 11  
Ekim 2000 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)  
34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından  
Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM), 1993 yılında İskenderun’da yol inşaatı için  
başvurana ait arsayı kamulaştırmıştır.  
Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, İskenderun Asliye Hukuk  
Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuştur.  
İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, 5 Nisan 1996 tarihli kararla başvuranı haklı  
bulmuş ve malın KGM’ye verildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan yıllık % 30 oranında  
gecikme faizi ile birlikte 235.737.561 TL ek tazminat bedelinin başvurana ödenmesine karar  
vermiştir.  
Yargıtay 9 Mart 1998 tarihinde, bu kararı onamıştır.  
Faizle birlikte 619.860.000 TL olan ek tazminat, başvurana 14 Nisan 2000 tarihinde  
ödenmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki açıdan ihlal edildiğini iddia  
etmektedir. Başvuran ilk olarak, 1993 yılında belirlenen ilk tazminatın, arsanın mülkiyeti  
Devlet’e geçtikten sonra, 1995 yılında ödendiğine dikkati çekmektedir. Başvuran son olarak,  
daha sonraki yargılama sonucunda karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeyi dile  
getirmektedir. Bu konuda, daha önceki ödemedeki gecikme dolayısıyla herhangi bir gecikme  
faizinin ödenmemesi ve ek tazminatın ödenmesindeki gecikme konusundaki enflasyona göre  
verilen faizlerin yetersiz olması nedeniyle gecikmenin telafi edilmediğini savunmaktadır.  
A. Kabul edilebilirlik Hakkında  
AİHM, şikayetin ilk kısmı konusunda başvuranın kamulaştırma kararının tapu sicil  
kaydına işlenmesinden sonra geçen ilk iki sene boyunca herhangi bir zarara uğradığını ortaya  
koyma durumunda olmadığını not etmektedir. Her ne olursa olsun, ulusal mahkemeler önünde  
şikayetini ileri sürmek için başvuran tarafından hiçbir adım atılmadığından dolayı, şikayetin  
bu kısmı iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesine ters düşmemektedir. Dolayısıyla  
AİHM, davayı sadece ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeye ilişkin şikayet açısından  
inceleyecektir.  
Bu bağlamda Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesini ileri sürmektedir.  
Başvuran, ne şikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun  
105. maddesinin sunduğu hukuk yolunu kullanmıştır. Ayrıca Hükümet, başvuranın, Yargıtay  
2
karar tarihi olan 9 Mart 1998 tarihinden itibaren işlemeye başlayan altı ay süresi içinde  
AİHM’ye başvurmadığını savunmaktadır.  
Başvuran bu savlara itiraz etmektedir.  
AİHM, başvuranın şikayetleri gibi olan şikayetler konusunda teoride varolan tek  
başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Ancak  
AİHM’yi sözkonusu başvuru yolunun etkili olmadığı sonucuna varmaya iten gerekçelerden  
dolayı (Aka, s. 2678-2679, § 34-37), bu bakımdan yapılan itiraz reddedilmelidir.  
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle sözüedilen Akkuş) ve  
elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, şikayetin bu kısmının esastan incelenmesi  
gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul  
edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM, daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, § 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,  
başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında  
hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak  
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, 1993 yılında kamulaştırma kararının tapu sicil kaydına işlenmesiyle  
başlayan ve 2000 yılının Nisan ayında ek tazminatın ödenmesiyle son bulan kamulaştırma  
işlemi süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadır.  
Bu bağlamda Hükümet, ulusal mahkemeler süregelen ritimde davayı yürüttüklerinden  
dolayı yargılama süresinin AİHS’nin 6§1 maddesi koşullarına cevap verdiğini  
vurgulamaktadır.  
Başvuran bu sava itiraz etmektedir.  
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun  
olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır. Ancak, AİHM 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında vardığı sonucu  
gözönüne alarak, ivedilik sorununu 6§1 maddesi açısından da yeniden incelemeye gerek  
olmadığına kanaat getirmektedir.  
3
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat, Masraf ve Harcamalar  
Başvuran, 9 Eylül 2002 tarihli yazılı görüşlerinde 689 Amerikan Doları (Dolar)  
tutarındaki maddi zararının karşılanması gerektiğini ileri sürmektedir.  
Buna karşın başvuran başvuru formunda, maddi tazminat olarak 591 Dolar istemiştir.  
Başvuran 20 Ocak 2003 tarihli cevaben gönderdiği görüşlerinde, rakam belirtmeksizin manevi  
zararının ve AİHM ile ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalarının da  
karşılanmasını istemiştir.  
AİHM, Akkuş (sözüedilen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen  
hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana  
maddi tazminat adı altında istenilen 689 Doların yani 569 Euro’nun ödenmesine karar  
vermiştir.  
AİHM manevi zarar için, dava koşullarında, ihlal tespitinin, yeterli adil tazmin  
oluşturduğuna kanaat getirmektedir.  
AİHM, masraf ve harcamalar konusunda, AİHS’nin 41. maddesi bakımından yalnızca  
gerçekten yapıldığı ve makul tutarda olduğu ortaya konulan masrafların ödendiğini  
hatırlatmaktadır (Nikolova-Bulgaristan, no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).  
Bu durumda, talebi belgelerle ortaya konulmamış olsa da, AİHM, İçtüzüğünün 60.  
maddesi gereğince yapılan bütün masraflar için başvurana 1.000 Euro ödenmesinin uygun  
olacağına kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine göre ek tazminatın geç ödenmesine ilişkin yapılan  
şikayet ve AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin kabul edilebilir olduğuna;  
2. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna;  
3. 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 6§1 maddesine göre yapılan şikayetin esasını ayrıca incelemeye gerek  
olmadığına;  
5. İhlal sonucunun manevi zarar için tek başına adil tazmin oluşturduğuna;  
6. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
4
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve Savunmacı  
Hükümet tarafından başvurana;  
i. maddi tazminat için 569 (beş yüz altmış dokuz) Euro;  
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro;  
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet’in,  
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit  
oranda faiz uygulanmasına;  
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 21 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
5