karar tarihi olan 9 Mart 1998 tarihinden itibaren işlemeye başlayan altı ay süresi içinde
AİHM’ye başvurmadığını savunmaktadır.
Başvuran bu savlara itiraz etmektedir.
AİHM, başvuranın şikayetleri gibi olan şikayetler konusunda teoride varolan tek
başvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Ancak
AİHM’yi sözkonusu başvuru yolunun etkili olmadığı sonucuna varmaya iten gerekçelerden
dolayı (Aka, s. 2678-2679, § 34-37), bu bakımdan yapılan itiraz reddedilmelidir.
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle sözüedilen Akkuş) ve
elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, şikayetin bu kısmının esastan incelenmesi
gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul
edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.
B. Esas Hakkında
AİHM, daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da
incelemiş ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, § 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre
kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,
başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında
hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, 1993 yılında kamulaştırma kararının tapu sicil kaydına işlenmesiyle
başlayan ve 2000 yılının Nisan ayında ek tazminatın ödenmesiyle son bulan kamulaştırma
işlemi süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadır.
Bu bağlamda Hükümet, ulusal mahkemeler süregelen ritimde davayı yürüttüklerinden
dolayı yargılama süresinin AİHS’nin 6§1 maddesi koşullarına cevap verdiğini
vurgulamaktadır.
Başvuran bu sava itiraz etmektedir.
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi
bulunmamaktadır. Ancak, AİHM 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında vardığı sonucu
gözönüne alarak, ivedilik sorununu 6§1 maddesi açısından da yeniden incelemeye gerek
olmadığına kanaat getirmektedir.
3