C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
YÜCEL - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 6686/03 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Nisan 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6686/03) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Erdinç Yücel’in (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 30 Aralık 2002  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Adli yardımdan faydalanan bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Y. Bayrak  
tarafından temsil edilmektedir.  
AĐHM, 6 Ekim 2005’te bavuruyu Hükümet’e tebliğ etmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
1976 doğumlu olan bavuran halen Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olarak  
bulunmaktadır.  
A. Bavuranın yakalanması ve gözaltına alınması  
Bavuran yasadıı TĐKB (Türkiye Đhtilalci Komünistler Birliği) örgütüne karı düzenlenen bir  
operasyonu müteakip 21 Ocak 2001 tarihinde gözaltına alınmıtır. Aynı gün düzenlenen ve  
ilgilinin de imzasının bulunduğu yakalama tutanağında, ilgilinin ‘Katil polis, ikenceci polis  
beni gözaltına alıyor, faist polis’ eklinde slogan attığı belirtilmitir. Kendisini sorgulamak  
isteyen polislere fiziki direnigöstermesi nedeniyle polislerle birlikte yere düve baka  
polisler arkadalarının yardımına gelmilerdir. Tutanakta bavuranın vücudunun farklı  
yerlerinde sıyrıklar bulunduğu da belirtilmitir.  
Aynı gün düzenlenen tıbbi raporda ilgilinin sağ ayak sırtı ve ayak bileğinde hiperemi ve  
ödeme, sağ kol üst kısım iç yanda, sağ dirsekte ekimotik sıyrığa, sırtta skapula üzerinde  
hiperemik çiziklere, sternum üst kısım üzerinde sarı yeil renkli 3 cm. lik ekimoza rastlandığı  
bildirilmitir. Doktor ilgilinin ayağının bir ortopedist tarafından muayene edilmesini  
istemitir.  
Müteakiben bavuranı muayene eden ortopedist ise raporunda, sağ ayağın iolmasına  
rağmen bilek hareketlerinin aktif açık olduğunu ancak presyona karı hassasiyet olduğunu,  
nörovasküler defisite rastlanmadığını ve kemik patolojisi düünülmediğini belirtmitir.  
25 Ocak 2001 tarihinde düzenlene raporda bavuranın vücudunda herhangi bir darp ya da  
cebir izine rastlanmadığı belirtilmitir.  
27 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen raporda da ilgilinin vücudunda herhangi bir darp ya da  
cebir izine rastlanmadığı ve batın ya da toraksda herhangi bir anomali tespit edilmediği  
bildirilmitir.  
B. Bavuranın Kartal Cezaevi’ne tutuklu olarak konulması  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimliği bavuranın tutuklanarak Kartal Cezaevi’ne  
konulması talimatını vermitir. Bavuran bunun üzerine açlık grevine balamıtır.  
Bavurana ilikin 28 Ocak 2001 tarihli tıbbi kayıtta koltukaltlarında izlere rastlandığına iaret  
edilmitir (tıbbi kayıt fotokopisinin geriye kalanı okunamayacak durumdadır).  
Tabipler Birliğince düzenlenen 9 ubat 2001 tarihli tıbbi raporda, ilgilinin Kartal Cezaevi’nde  
açlık grevine devam ettiğini; 1997 ve 1998 yıllarında gözaltında tutulduğu sırada kafatası  
travması geçirdiğini; 2001 yılında cezaevine girer girmez dayak yediğini, koltukaltı kıllarının  
yakıldığını, kendisine copla taciz giriiminde bulunulduğunu söylediği belirtilmitir. Tıbbi  
raporda bavuranın sağ koltukaltında 1,5x2 cm. çapında bir yaraya, sol koltukaltında ise 2x3  
cm. çapında bir yaraya ve sol diz iç kısmında 1x4 cm.lik bir sıyrığa, sol diz ön yüzünde 0,5x1  
cm. ve 1x2 cm.’lik iki sıyrık izine ve sağ dizde 2x6 cm. çapında eski bir yara izine rastlandığı  
belirtilmitir.  
16 ubat 2001 tarihli tıbbi raporda, ilgilinin 23 gündür açlık grevi yaptığı ve mide bulantısı ve  
badönmesi sorunları yaadığı belirtilmitir. Raporda ayrıca sağ koltukaltında 1,5x2 cm.  
çapında bir yaraya, sol koltukaltında ise 2x3 cm. çapında bir baka yaraya, sağ dizde 1x4  
cm.lik bir lezyona, yine sağ dizde 0,5x1 cm.lik ve 1x2 cm.lik iki çiziğe ve sağ diz ön yüzünde  
2x6 cm. çapında eski bir yara izine rastlandığı belirtilmitir.  
C. Kötü muamele iddiaları konusunda yürütülen ceza soruturması  
1. Adalet Bakanlığı’nın talimatı üzerine açılan ceza soruturması  
12 Mart 2001 tarihinde Yeniafak Gazetesi’nde ‘Tutuklular baskı altında’ balıklı bir yazının  
yayınlanması üzerine Adalet Bakanı, bavuranın kötü muamelelere maruz kaldığı yönündeki  
iddiaların aratırılması için Kartal Cumhuriyet Savcılığı’na talimat vermitir.  
Bavuran 21 Mart 2001 tarihinde Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne nakledilmitir.  
Aynı gün Kartal Cumhuriyet Savcılığı 27 Ocak 2001 tarihinde kötü muamele iddialarıyla  
ilgili olarak Pendik Cumhuriyet Savcılığı lehine ratione loci görevsizlik kararı vermitir.  
12 Nisan 2001 tarihinde Pendik Cumhuriyet Savcılığı’nda bavuranın ifadesi alınmıtır.  
Bavuran jandarmaların kendisini falakaya yatırdıklarını, koltukaltı kıllarını yaktıklarını ve  
daha sonra cezaevi revirinde tedavi edildiğini beyan etmitir. Bavuran bu olayların faili  
jandarmalar hakkında suç duyurusunda bulunmutur.  
Pendik cumhuriyet Savcılığı 10 Mayıs 2001 tarihinde Pendik Kaymakamlığı’ndan  
jandarmalar Ö.D., Y.Y. ve E.C.’nin ifadelerini almak için izin talebinde bulunmutur.  
Pendik Đlçe Đdare Kurulu 8 Haziran 2001 tarihinde 4483 sayılı yasa uyarınca, bavuranın  
Kartal Cezaevi’nde maruz kaldığını iddia ettiği kötü muameleler nedeniyle haklarında  
suçlamada bulunduğu üç jandarma aleyhinde takibat yapılmaması kararı almıtır. Jandarma  
Ü.Đ. tarafından yürütülen soruturmayı temel alan ilçe idare kurulu cezaevinin ziyaret  
edildiğini, tutukluların giriçıkıkayıtlarının incelendiğini ve tutukluların rutin olarak  
arandığını bildirmitir. Haklarında ithamda bulunulan jandarmalar verdikleri ifadelerde,  
tutukluların hiçbir kötü muameleye, ikenceye sözlü ya da fiili saldırıya maruz kalmadığını,  
aramaların yasa ve yönetmeliklere uygun olarak yapıldığını ve bavuranın iddialarının  
mesnetsiz olduğunu savunmulardır.  
Bölge Đdare Mahkemesi 15 Ocak 2002 tarihinde ilçe idare kurulunun kararını onamıtır.  
Pendik Cumhuriyet Savcılığı bavuranın kendisine kötü muamele uyguladıkları iddiasıyla  
jandarmalar aleyhinde yaptığı ikayete ilikin olarak yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı  
gerekçesiyle 26 Mart 2002 tarihinde takipsizlik kararı vermitir.  
Bavuran 20 Mayıs 2002 tarihinde takipsizlik kararına Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi  
önünde itirazda bulunmutur.  
Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi itiraz edilen kararı 27 Haziran 2002 tarihinde onayarak bu  
kararın bavurana tebliğ edilmesi talimatını vermitir. Dosyada bu kararın bavurana tebliğ  
edildiği yönünde bir bilgi bulunmamaktadır.  
2. Bavuranın anne babası tarafından yapılan ikayet üzerine açılan ceza soruturması  
Bavuranın anne ve babası, oğullarının gözaltından sorumlu polisler ve 27 Ocak 2001  
tarihinde Kartal Cezaevi’nde görevli jandarmalar aleyhinde kötü muamelede bulundukları  
iddiasıyla 5 Temmuz 2001 tarihinde suç duyurusunda bulunmulardır.  
Kartal Cumhuriyet Savcılığı 25 Temmuz 2001 tarihinde jandarmalar hakkında yapılan suç  
duyurusuyla ilgili olarak Pendik Cumhuriyet Savcılığı lehine ratione loci yetkisizlik kararı  
vermitir.  
Bavuran 20 Nisan 2002 tarihinde savcılıkça dinlenmitir. Bavuran iddialarını yinelemitir.  
Jandarma Genel Komutanlığı Pendik Cumhuriyet Savcılığı’ndan gelen talep üzerine  
bavurana cezaevinde kötü muamele uyguladıkları iddia edilen iki jandarmanın ismini  
bildirmitir.  
Sözkonusu jandarmalardan ilki A.A. olayların meydana geldiği dönemde yıllık izindeydi.  
Jandarmalardan ikincisi M.A. ise 21 Ağustos 2002 tarihinde Konya Cumhuriyet Savcılığı  
tarafından dinlenmitir. M.A. sözkonusu tarihte er olarak S.T.’nin emri altında diğer iki  
jandarma ile sevk edilen tutukluların aranması görevini yerine getirdiğini beyan etmitir.  
M.A. bavuranın üzerinin aranmasını reddettiğini belirtmitir. M.A., S.T.’nin emriyle iki  
jandarmanın bavuranı kolundan tuttuğunu, bir diğerinin de arama yaptığını beyan etmitir.  
M.A. kendisinin yahut diğer iki jandarmanın bavurana karı güç kullanmadığını ve kimsenin  
ilgiliye kötü muamelede bulunmadığını beyan etmitir.  
Eceabat Cumhuriyet Savcılığı 28 Kasım 2002 tarihinde jandarma Ö.D.’yi dinlemitir. Ö.D.  
cezaevinde jandarma eri olarak görev yaptığını ve bavurana kötü muamelede bulunmadığını  
beyan etmitir.  
Đstanbul Cumhuriyet Savcılığı 17 Nisan 2003 tarihinde jandarma Y. Ü.’yü dinlemitir. Y.Ü.  
ihtilaf konusu olayların meydana geldiği dönemde giren çıkan tutukluların aranması ile  
görevli olmadığını beyan etmitir. Yapılan suçlamaları reddeden Y.Ü., masum olduğunu iddia  
etmitir.  
Çumra Cumhuriyet Savcılığı 13 Ocak 2003 tarihinde jandarma Y.Y.’yi dinlemitir. Y.Y. de  
Kartal Cezaevi’nde er olarak görev yaptığını ve bavurana kötü muamelede bulunmadığını  
belirtmitir.  
Đstanbul Tabipler Odası adli tabibi 21, 25 ve 27 Ocak 2001 tarihli tıbbi raporlara istinaden 15  
Ocak 2004 tarihinde tıbbi raporlarda söz edilen darp izlerinin bavuranın yakalandığı döneme  
yahut cezaevinde tutuklu bulunduğu döneme ait olduğu sonucuna varmıtır.  
Pendik Cumhuriyet Savcılığı bavuranın maruz kaldığını iddia ettiği kötü muamelelerle ilgili  
olarak delil yetersizliği nedeniyle 5 Ağustos 2004 tarihinde takipsizlik kararı vermitir.  
Bavuranın anne babası tarafından bu takipsizlik kararına ağır ceza mahkemesi önünde itiraz  
edilip edilmediği hususunda dava dosyasında bir bilgi mevcut değildir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Kartal Cezaevinde tutulduğu sırada kötü muamelelere maruz kaldığını iddia  
etmektedir. Bavuran bu hususta AĐHS’nin 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu sava karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet altı ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümete göre  
cezai süreç Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin itiraz edilen kararı onadığı 27 Haziran 2002  
tarihinde sona ermive bavuran 16 Ocak 2003 tarihinde AĐHM’ye sunmutur.  
Bavuran ise AĐHS’nin 35. maddesinin gereklerine uygun hareket ettiği kanaatindedir.  
AĐHM bavuru tarihinin, bavuru dilekçesinin Mahkeme kalemine ulağı 16 Ocak 2003  
değil, üzerindeki PTT damgasından da anlaılacağı üzere, bavuru formunun gönderildiği 30  
Aralık 2002 olduğunu değerlendirmektedir.  
AĐHM, bavuranın kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak sırasıyla Adalet Bakanlığı’nın ve  
bavuranın anne babasının talebi üzerine iki ceza soruturması açıldığını kaydetmektedir.  
AĐHM ulusal mahkemelerin kesin kararının Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 Haziran  
2002 tarihli takipsizlik kararını onama kararı olduğu hususunda tarafların hemfikir olduğunu  
tespit etmektedir. Ancak ağır ceza mahkemesinin talimatına rağmen bu kararın bavurana ya  
da avukatına tebliğ edildiğini gösteren bir dosya unsuru bulunmamaktadır. Tebliğ  
yükümlülüğü yerine getirilmediğinden ve Hükümetin Kadıköy Ağır Ceza Mahkemesinin  
kararı hakkında bavuranın ya da avukatının bilgi sahibi olduğunu inkar edilemez bir biçimde  
kanıtlayamaması dolayısıyla AĐHM altı ay süresi kuralına riayet edildiği kanaatine  
varmaktadır.  
Bu itibarla Hükümetin ön itirazı kabul edilmeyecektir.  
AĐHM ayrıca, AĐHS’nin 3. maddesi yönünden yapılan ikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi  
bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve bu ikayetin baka herhangi bir  
kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla ikayetin  
kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.  
B. Esasa ilikin  
Hükümet bavuranın sunduğu tıbbi raporların 21 Ocak 2001 tarihli olduğunu dolayısıyla  
ilgilinin yakalanmasının üzerinden birkaç saat geçtikten sonra düzenlendiğini savunmaktadır.  
Hükümet bu raporlarda sözü edilen hematom ve kontüzyonların bavuranın iddia ettiğinin  
aksine 27 Ocak 2001 tarihine ait olmayıp yakalama ilemi sırasında meydana geldiğini  
savunmaktadır. Yakalama tutanağında polislerin güç kullandıklarının belirtildiği cihetle  
yakalama tutanağı da bu savın doğruluğunu teyit etmektedir. AĐHM’nin içtihadına atıfta  
bulunan Hükümet, kullanılan gücün bavuranın davranııyla orantılı olduğu kanaatindedir.  
Hükümete göre 21 Ocak 2001 tarihli raporlar gerekenden fazla güç kullanılmadığını  
göstermektedir. Bu itibarla bavuranın vücudunda tespit edilen yaralar, 27 Ocak 2001  
tarihinde Kartal Cezaevi’ne geliinden sonra değil yakalama ilemi esnasında meydana  
gelmitir.  
Hükümetin savlarına karı çıkan bavuran iddialarında ısrar etmektedir.  
AĐHM öncelikle, bavuranın 23 Ağustos 2004 tarihinde AĐHS’nin 3. maddesi bağlamında  
gözaltında tutulduğu sırada maruz kaldığı kötü muamelelerden ikayetçi olduğu 31152/04  
no’lu bavuruyu anımsatır. AĐHM 20 Mart 2007 tarihinde bu ikayeti açıkça dayanaktan  
yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan etmitir. Mevcut bavuru çerçevesinde  
AĐHM’nin incelemesi gereken ikayet ilgilinin tutukluluğu sırasında maruz kaldığını iddia  
ettiği kötü muamelelere ilikin ikayettir.  
AĐHM bavuranın 27 Ocak 2001 tarihinde Kartal Cezaevi’ne nakledildiğini kaydetmektedir.  
Sözkonusu nakil ileminden sonra düzenlenen 28 Ocak, 9 ve 16 ubat 2001 tarihli tıbbi  
raporlarda, bavuranın yakalanmasının ardından düzenlenmitıbbi raporlarda belirtilenlerden  
farklı yara izleri bulunduğu belirtilmitir. Özellikle de 28 Ocak ve 16 ubat 2001 tarihli tıbbi  
raporlarda, tartımaya yer bırakmayacak ekilde, her iki koltukaltındaki izlerden ve sağ  
koltukaltında 1,5x2 cm. ve sol koltukaltında 2x3 cm.lik yaralardan söz edilmitir.  
Gerek yetkili makamlar tarafından düzenlenmiiki dizi rapor arasındaki tutarsızlıklarla ilgili  
olarak gerek bavuranın vücudunda tespit edilen iz ve yaralar konusunda Hükümet tarafından  
makul bir izahat verilmediği göz önünde bulundurulduğunda tespit edilen izlerin ilgilinin  
Kartal Cezaevi’ne geliinden daha öncesinde meydana gelmiyaralara bağlı olamayacağını  
kabul etmek gerekmektedir.  
Yetkili makamların denetimlerine bırakılmıkimselerle ilgili yükümlülüklerine dikkat çeken  
AĐHM Kartal ve Pendik Cumhuriyet Savcılıklarınca yürütülen soruturmanın bavuranın  
vücudunda tespit edilen yaraların kaynağına dair bir açıklama getirmediğini kaydeder.  
Böylesi bir durum, AĐHS’nin 3. maddesi açısından devletin polisin yahut bir cezaevi  
kurumunun eline bırakılmısavunmasız durumdaki kiileri koruma yükümlülüğünü yerine  
getirmediği eklinde değerlendirilir. Bu durumda devlet, kötü muamele mağdurları tarafından  
haklarında suçlamada bulunulan kimselerin bu suçlardan beraat etmesini (bkz., diğerleri  
arasında, Esen – Türkiye, no: 29484/95, prg. 28, 22 Temmuz 2003) ya da sözgelimi terörle  
mücadeleye bağlı güçlükleri (Aksoy – Türkiye, 18 Aralık 1996, prg. 62) meru bir surette öne  
süremez.  
Bu itibarla AĐHM, mevcut davada tespit edilen ve itiraza mahal bırakmayan maddi delillerle  
desteklenmilezyon ve izlerin, AĐHS’nin 3. maddesi anlamında kötü muamele tekil ettiği ve  
bu hükmün ihlaline neden olduğu neticesine varmaktadır.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran maruz kaldığını iddia ettiği maddi ve manevi zararın tazmini için 30.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
Tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet bağı görmeyen AĐHM bu  
talebi reddeder. Buna karın AĐHS’nin 3. maddesi çerçevesinde tespit edilen ihlali göz önünde  
bulunduran AĐHM bavurana 8.000 Euro ödenmesine hükmeder.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 8.000 Euro talep  
etmektedir. Bavuran talebini desteklemek üzere herhangi bir fatura ya da belge sunmamıtır.  
Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin içtihadı uyarınca yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve  
giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe  
mümkündür. Yukarıda anılan kıstasları ve bavuranın taleplerini desteklemek üzere herhangi  
bir belge sunmadığını göz önünde bulunduran AĐHM bu talebi reddeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavurunun kabuledilebilir ilan edilmesine ;  
2. AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine ;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere, miktara yansıtılabilecek  
her türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavurana 8.000 Euro  
(sekiz bin Euro) manevi tazminat ödenmesine ;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.