COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YÜCEL DOĞAN – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 24647/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
6 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 24647/04 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Yücel Doğan’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 8 Haziran 2004 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1969 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Bavuran, 7 Haziran 1997 tarihinde yapılan sınavı geçerek Etibank’ta özel güvenlik  
görevlisi olarak ie balamıtır. Ancak, sınavın idare tarafından iptal edilmesi üzerine  
bavuranın isözlemesi iptal edilmitir.  
27 Kasım 1997 tarihinde, bavuran, sınavın iptal edilmesine itiraz ederek Ankara 7.  
Đdare Mahkemesi’nde dava açmıtır. Bavuran, ayrıca, yeniden göreve alınma talebinde  
bulunmutur. Ankara Đdare Mahkemesi, 9 Aralık 1997 tarihinde, yetkisizlik kararı vererek  
dava dosyasını Konya Đdare Mahkemesi’ne göndermitir.  
5 Mart 1998 tarihinde, Konya Đdare Mahkemesi de yetkisizlik kararı vererek dava  
dosyasını Danıtay’a göndermitir. Danıtay, 15 Haziran 1998 tarihinde, Ankara Đdare  
Mahkemesi’nin davayı inceleme yetkisi bulunduğuna karar vermitir.  
14 Nisan 1999 tarihinde, Ankara 7. Đdare Mahkemesi, bavuranın görevine iadesine  
karar vermitir. Mahkeme, sınavın iptalinin, gerekli artları yerine getirerek sınavı geçen  
baarılı adayları etkilememesi gerektiğine karar vermitir. 28 Haziran 1997 tarihinde, banka  
yönetimi kararı temyiz etmitir.  
Danıtay, 15 Kasım 2001 tarihinde kararı bozmutur. Danıtay, müfettiler tarafından  
hazırlanan raporda sınavın iptali için yeterli gerekçenin bulunduğunu tespit etmitir. Danıtay,  
raporda belirtilen hataların ciddiyetine dikkat çekerek bu tür bir sınav aracılığıyla personel  
alımının adil olmayacağı sonucuna varmıtır. 26 Haziran 2002 tarihinde, bavuranın görevine  
bir kez daha son verilmitir.  
18 Eylül 2002 tarihinde, Ankara 7. Đdare Mahkemesi, Danıtay’ın kararı  
doğrultusunda bavuranın talebini reddetmitir. 3 Aralık 2002 tarihinde, bavuran kararı  
temyiz etmitir.  
29 Aralık 2003 tarihinde, Danıtay, 18 Eylül 2002 tarihli kararı onamıtır. Nihai karar,  
10 Mayıs 2004 tarihinde bavurana tebliğ edilmitir.  
HUKUK  
I. YARGILAMANIN UZUN SÜRMESĐ NEDENĐYLE AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
2
Bavuran, yargılama süresinin “makul süre” artına uygun olmadığını iddia ederek  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda ikayetçi olmutur.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmitir.  
Göz önünde bulundurulması gereken süre 27 Kasım 1997 tarihinde balayıp 29 Aralık  
2003 tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla, yargılama iki aamalı olarak altı yıldan fazla  
sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranın ikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmemesi  
nedeniyle AĐHS’nin 35/1 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediğini iddia etmitir.  
AĐHM, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki benzer ikayetlerini  
daha önce inceleyip reddetmitir (Karakullukçu / Türkiye, no. 49275/99). AĐHM, söz konusu  
davada, daha önceki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel koul  
bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, AĐHM, Hükümet’in itirazını reddeder.  
AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, yargılama süresinin makul süre artına uygun olduğunu belirtmitir.  
Hükümet, bavuranın davasının karmaık olduğunu iddia etmitir.  
AĐHM, yargılama süresinin uzunluğunun davanın koulları ıığında ve davanın  
karmaıklığı, bavuran ile ilgili makamların tutumu ve bavuran için davada neyin tehlikede  
olduğu gibi ölçütler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Frydlender /  
Fransa, no. 30979/96). AĐHM, ianlamazlıklarında özel bir itina gösterilmesi gerektiğini  
hatırlatır (Ruotolo / Đtalya, A Serisi no. 230-D).  
AĐHM, söz konusu davada, bavuranın açtığı ilk temyiz davasının yaklaık iki buçuk  
yıl boyunca Danıtay tarafından karara bağlanmadığını gözlemlemektedir.  
AĐHM, söz konusu davadakine benzer sorunlar ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmitir (Frydlender).  
Elindeki belgelerin tamamını inceleyen AĐHM, söz konusu davada farklı bir sonuca  
varması için Hükümet’in ikna edici herhangi bir delil veya iddia ortaya koymadığı  
kanaatindedir. AĐHM, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, söz konusu davada  
yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve “makul süre” artının yerine getirilmediğine karar  
verir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ  
3
Bavuran, ayrıca, hakimlerden birinin muhalefet erhinin yeterli bir ekilde  
gerekçelendirilmediği konusunda ikayetçi olmuve bu ikayetini AĐHS’nin 6. maddesine  
dayandırmıtır.  
AĐHM, söz konusu ikayeti incelemitir. Bununla birlikte, elindeki bütün belgeleri göz  
önünde bulunduran AĐHM, yetki alanına girdiği kadarıyla, ikayetin, AĐHS veya  
Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin herhangi bir ihlalini oluturmağı sonucuna  
varmıtır.  
AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca, açıkça dayanaktan  
yoksun olduğu gerekçesiyle bavurunun bu kısmının kabuledilemez nitelikte olduğuna karar  
verir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
Bavuran, adil tatmin talebinde bulunmamıtır. Dolayısıyla, AĐHM, bu balık altında  
herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Yargılama süresinin uzunluğuna ilikin ikayetin kabuledilebilir, bavurunun geri  
kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 6 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4