Belirli olmayan bir tarihte, başvuran diğer iki sanık hakkındaki cezai işlemler, İstanbul
devlet Güvenlik Mahkemesi’nde başlamıştır.
İşlemler sırasında, başvuran hakkındaki suçlamaları yalanlamıştır. Özellikle, dava
dosyasındaki belgelerin gerçek olduğuna itiraz etmiş ve bazılarının yerine başka belgelerle
değiştirildiklerini iddia etmiştir. Bu iddiasına destek olarak, diğer şeylerin yanı sıra, arama ve
tutuklama tutanağının yırtıldığını ve bu nedenle polisin yenilerini düzenlediğini ve başvuranı
eşinin adının altına imza atmaya zorladığını iddia etmiştir. Esaslara ilişkin son görüşlerinde,
başvuran, aynı zamanda, polis nezaretindeki ifadeleri imzalamaya zorlandığını belirtmiştir.
9 Eylül 1996 tarihinde, başvuran serbest bırakılmıştır.
13 Şubat 1998 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı, Ceza
Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık yapmaktan
mahkum etmiş ve onu beş yıl hapis cezasına çarptırmıştır. Kararında, mahkeme, diğer şeylerin
yanı sıra, sözkonusu örgüte üye olarak değerlendirilebilmek için başvuranın, örgütün silahlı
veya silahsız herhangi bir faaliyetinde yer aldığına dair bir delilin mevcut olmadığını
kaydetmiştir. Ancak, mahkeme, başvuranın, A.A. ile olan mali ilişki yoluyla örgüte yardımda
bulunduğunu bilmediği konusunda ikna olmamıştır.
22 Nisan 1998 tarihinde, başvuran bu kararı temyiz etmiştir. Başvuran, temyiz
dilekçesinde, bilhassa, temel alınan polis belgelerinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürmüştür.
Bu hususta, Bursa polisi tarafından düzenlenen belgelerin İstanbul polisi tarafından yırtıldığı
ve yerine başka belgelerin konduğunu ifade etmiştir. Başvuran, ayrıca, polis tarafından
düzenlenen belgeleri imzalamaya zorlandığını iddia etmiştir. Son olarak, polisin, evinde,
siyasi İslam’a ilişkin tek bir kitap bile bulmadığını belirtmiştir.
15 Nisan 1999 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararının başvurana ilişkin
olan kısmını onamış ve kararın geri kalanını bozmuştur.
Hükümet, AİHM’ye, 9 Şubat 2001 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin, Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı
Kanun’a uygun olarak başvuranın cezasını ertelemeye karar verdiğini bildirmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS’nin 3. maddesine aykırı olarak, polis nezaretinde tutulduğu sırada işkenceye
tabi tutulduğu konusunda şikayetçi olmuştur. Sözkonusu madde şöyledir:
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”
Hükümet, AİHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca, başvurunun bu kısmının iç hukuk
yollarının tüketmeme veya altı ay kuralına uymama gerekçeleriyle reddedilmesi gerektiğini
ileri sürmüştür. Bu hususta, başvuranın, Cumhuriyet Savcısı’na resmi bir şikayette
bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın, başvurusunu, kötü muamele iddiasını
2