YURDATAPAN – TÜRKİYE KARARI
“ulaşılmaya çalışılan meşru hedeflerle orantılı” ve müdahaleyi haklı çıkarmak amacıyla
yetkililer tarafından ileri sürülen gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığına karar
vermelidir (bkz. Koç ve Tambaş – Türkiye, no. 50934/99). Ayrıca verilen cezaların niteliği ve
ağırlığı da müdahalenin orantılı olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınması
gereken faktörlerdir (bkz. Skalka – Polonya, no. 43425/98).
Mahkeme somut davada başvuranın özellikle vicdani retçi Osman Murat Ülke’nin basın
açıklamasının ve onun zorunlu askerlik hizmetini yapmayı reddetmesinin sebeplerinin yer
aldığı bir broşür dağıtmaktan mahkûm edilmiş olduğunu gözlemler. Askeri Mahkeme,
başvuranın bu broşürü dağıtarak başkalarını askerlik hizmetinden kaçmaya teşvik ettiğini
değerlendirmiştir.
Mahkeme, sözkonusu broşürün içeriğini Düzgören – Türkiye (no. 56827/00) davasında
verdiği kararda incelediğini anımsar. Bu nedenle “sözkonusu broşürde kullanılan ifadelerin
askerlik hizmetine hasmane çağrışımlara yol açmış olmasına karşın bunların şiddeti, silahlı
direnişi ya da ayaklanmayı teşvik etmediği ve nefret söylemi olmadığına” karar verdiği
davadaki mülahazalarını hatırlatır (bkz. Ergin (no. 6), yukarıda anılan; karşılaştır Sürek –
Türkiye (no. 1) [BD], no. 26682/95 ve Gerger – Türkiye [BD], no. 24919/94). Ek olarak
fikirlerin ifade edildiği koşullar, potansiyel etkileri bakımından, barışçı bir aktivist olan
başvuranın bir askeri kampta, kısa bir süre sonra Kuzey İrlanda’ya sevkedilecek olan askerleri
firara teşvik eden bir broşür dağıttığı Arrowsmith davasındakinden ayrılabilir (bkz.
Arrowsmith – İngiltere, no. 7050/75). Somut davada rahatsızlığa neden olan broşür
İstanbul’da halka açık bir alanda dağıtılmıştır. Şekil ve içeriği itibariyle acil bir firara yol
açmayı
amaçlamamıştır.
Mahkeme
bunların
alınan
tedbirin
gerekliliğinin
değerlendirilmesinde en önemli etkenler olduğu görüşündedir.
Mahkeme son olarak başvuranın aldığı 2 ay hapsi ağır bir ceza olarak
değerlendirmektedir.
Bu zemine göre Mahkeme Askeri Mahkeme tarafından sunulan gerekçelerin, alakalı
olmalarına karşın, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahaleyi haklı çıkarmak için yeterli
görülemeyeceği kanısındadır.
Yukarıdaki mülahazalar ışığında Mahkeme, başvuranın mahkumiyet ve cezasının
güdülen amaçlarla orantısız olduğu ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli”
olmadığına hükmetmiştir. Bu nedenle AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran 79,864 Euro maddi tazminat talep etmiştir. Bu miktarın mahkumiyeti
sonucunda oluşan gelir kaybı ve ulusal yargılama sırasında ödenen masraf ve giderlere
karşılık olduğunu ifade etmiştir. Manevi tazminat olarak ayrıca 40,000 Euro talep etmiştir.
4