AİHS’nin 1. maddesi uyarınca “kendi yetki alanı içinde bulunan herkese AİHS’de belirtilen
hak ve özgürlükleri tanıma[sı]” şeklinde devlete düşen genel görevle birlikte AİHS’nin 2.
maddesi ile öngörülen yaşam hakkının korunması yükümlülüğü güç kullanmaya başvurmanın
bir kimsenin ölümüne yol açması halinde etkin ve yeterli bir soruşturma yürütülmesini
gerektirmektedir (Çakıcı-Türkiye, başvuru no: 23657/94). Böyle bir soruşturma aracılığı ile
aslında hem yaşam hakkını koruyan ulusal yasaların etkili bir şekilde uygulanması hem devlet
görevlilerinin veya organlarının dahlinin bulunduğu durumlarda, sorumlulukları altında
meydana gelen ölümlerin hesabını vermeleri güvence altına alınmaktır (Anguelova-
Bulgaristan, başvuru no: 38361/97). Bu tip davalarda çoğunlukla neredeyse yalnızca ilgili
devlet görevlilerinin ve organlarının, ölüm olayının gerçek koşulları hakkında bilgi sahibi
olmalarından dolayı, cezai kovuşturmalar, disiplin davaları ve mağdurlara ve ailelerine telafi
imkanı sağlayan davalar gibi uygun iç hukuk sürecinin başlatılması, tamamen bağımsız ve
tarafsız bir şekilde gerekli resmi soruşturmanın tamamlanmasına bağlıdır. Bu anlayış, askeri
yetkililerin ihmalkarlığının başvuranın hayatını tehlikeye attığı yönünde savunulabilir bir
iddianın incelenmesinin sözkonusu olduğu bu dava için de geçerlidir (mutatis, mutandis,
Makaratsiz-Yunanistan, başvuru no: 50385/99).
Soruşturma, ilk önce olayı çevreleyen koşulları belirleyecek daha sonra da sorumluların tespit
edilmesini ve cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Burada sözkonusu olan sonuç
alma yükümlülüğü değil sonuç almak için çaba sarf etme yükümlülüğüdür. Yetkili mercilerin
sözkonusu olaylara ilişkin delillerin elde edilmesini temin maksadıyla, tanıkların ifadesinin
alınması, teknik inceleme yaptırılması gibi ellerindeki makul tedbirleri almış olması gerekir.
Makul ivedilik ve özen gerekliliği bu bağlamda mündemiçtir. Dava konusu olayların tespit
edilmesi yahut sorumluların teşhis edilmesi kapasitesini zayıflatan soruşturmadaki her türlü
eksiklik, bu soruşturmanın öngörülen etkililik düzeyine ulaşmaması tehlikesini doğurur (Kelly
ve diğerleri – Birleşik Krallık, no: 30054/96, prg. 96-97, 4 Mayıs 2001, ve Anguelova,
adıgeçen, prg. 139, Makaratzis, adıgeçen, prg. 74).
b) İlkelerin mevcut dava koşullarındaki uygulaması
Anılan ilkeler ve zorunlu askerlik hizmeti göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın
düşmesiyle vücudunda meydana gelen ağır hasar arasında illiyet bağı bulunduğuna itiraz
edilmediği cihetle AİHM, başvuranın yaşamının korunması için önleyici tedbirler alınması ve
olayların aydınlatılmasını ve olası sorumluların tespit edilmesini sağlayacak nitelikte etkili bir
soruşturma yapılması olmak üzere AİHS’nin 2. maddesi uyarınca Savunmacı Devlete düşen
pozitif yükümlülüklerin, iki yönünü incelemelidir.
i. Yetkili makamların başvuranın yaşam hakkını yasayla koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği
iddiası hakkında
Başvuranın sakat kalmasına yol açan düşmenin nedenlerine ilişkin ihtilaflı anlatımlarla ilgili
olarak AİHM, dosyada bulunan unsurlardan yola çıkılarak devletin sorumluluğu konusunda
kesin bir tespitte bulunulmasının mümkün olmadığını gözlemlemektedir.
Esasen mevcut dava dosyasında başvuranın iş gördüğü sırada kazaen düşmesi sonucunda
mağdur olduğunu kesin bir dille ifade etmesini sağlayacak herhangi bir delil
bulunmamaktadır. AİHM ayrıca, dosyada, askeri makamların başvuranın düşmesini
öngörerek buna engel olmaları gerektiğini gösteren makul herhangi bir kanıt unsuru
bulunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla AİHS’nin 2. maddesi bu yönden ihlal
edilmemiştir.
8