AĐHM, kararı esas bakımından inceleyen Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin yeni yapısı önünde
baꢀvuranın kendini savunma imkanı olduğunu tespit etmektedir.
Nihai mahkumiyet kararı, olaylara ve hukuka iliꢀkin unsurların tamamını inceleyen üç sivil
hakim tarafından verilmiꢀtir (bkz, Yaꢀar-Türkiye, baꢀvuru no: 46412/99, 31 Mart 2005 ve
Yılmaz-Türkiye, baꢀvuru no: 62230/00, 20 Eylül 2005).
AĐHM, benzer bir ꢀikayeti daha önce incelediğini ve reddettiğini hatırlatmaktadır (bkz, Imrek-
Türkiye, baꢀvuru no: 57175/00, 28 Ocak 2003). Sözü edilen içtihadından sapmayı
gerektirecek hiçbir koꢀulun bulunmaması nedeniyle AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4.
paragrafları uyarınca sözkonusu ꢀikayetin kabuledilemez ilan edilmesinin uygun olacağı
kanaatindedir.
B. Esas
AĐHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koꢀullarına göre ve baꢀta davanın
karmaꢀıklığı olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran ve
yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır. (bkz,
diğerleri arasından, Pélissier ve Sassi-Fransa, baꢀvuru no: 25444/94).
Dikkate alınacak dönem, 4 Mayıs 1994 tarihinde baꢀvuranın yakalanması ile baꢀlamıꢀ ve 8
Ekim 2001 tarihinde, Yargıtay’ın nihai kararı ile sona ermiꢀtir. Sözkonusu dönem, toplamda
dört karar alınan iki dereceli yargıda yaklaꢀık yedi yıl beꢀ ay sürmüꢀtür.
Hükümet, yasadıꢀı bir örgüt adına birçok suç iꢀleyen çok sayıda kiꢀiyi kapsaması nedeniyle
karmaꢀık bir davanın sözkonusu olduğunu savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, savunmasını
hazırlama için süre taleplerinde bulunan baꢀvuranın da yargılamanın uzamasına neden
olduğunu belirtmektedir.
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok sayıda dava
incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (sözü edilen Pélissier ve
Sassi).
Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından, AĐHM, iꢀbu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmak için Hükümet’in hiçbir tespit ve argüman sunmadığı değerlendirmesinde
bulunmaktadır. Konuya iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, yargılama
süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığı kanaatindedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. ĐLERĐ SÜRÜLÜEN DĐĞER ĐHLALLERE ĐLĐꢁKĐN
Kabuledilebilirliğe iliꢀkin
Baꢀvuran, tutukluluk süresinin uzunluğundan ꢀikayetçi olmakta ve AĐHS’nin 5. maddesine
atıfta bulunmaktadır.
4