CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YUSUF KARATA-TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:31953/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
26 Ekim 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (31953/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Yusuf Karata’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Ağustos 2005 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đstanbul Barosu avukatlarından A. Bingöl, G. Kartal ve F. Erceylan tarafından  
temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1943 doğumludur ve Bursa’da ikamet etmektedir.  
24 Kasım 1987 tarihinde, bavuran, bir parselin tapu kaydının adına tescil edilmesi için tescil  
davası açmıtır.  
24 Nisan 1989 ve 11 Ekim 1990 tarihli durumalarda, mahkeme, bilirkii raporu  
hazırlanmasına karar vermive teknik uzmanları dinlemitir.  
16 Mayıs 1991 tarihinde, mahkeme, ihtilaflı parselin bavuran adına tescil edilmesine karar  
vermitir.  
27 Aralık 1993 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü bozmutur.  
14 Mayıs 2002 tarihli durumada, mahkeme, teknik uzmanları dinlemitir.  
24 Mart 2003 tarihinde, mahkeme, tapu kaydının bavuran adına tescil edilmesine karar  
vermitir.  
13 Ekim 2003 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu kararı bir kez daha bozmutur.  
1 Temmuz 2004 tarihinde, mahkeme, ilgili parselin edinim yoluyla özel mülkiyet olmayacağı  
gerekçesi ile bavuranın talebini reddetmitir.  
21 ubat 2005 tarihinde, Yargıtay, sözkonusu hükmü onamıtır.  
11 Mart 2005 tarihinde, sözkonusu karar bavurana tebliğ edilmitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesinin öngördüğü ekli ile “makul süre”  
ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.  
Dikkate alınacak dönem, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bavuru tarihi olan 24 Kasım 1987  
tarihinde balamıve Yargıtay’ın ilk derece mahkemesinin kararını onadığı tarih olan 21  
ubat 2005 tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla sözkonusu süre iki dereceli yargıda, on yedi  
yıl üç ay sürmütür.  
AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı uyarınca, sözkonusu ikayetin açıkça  
dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, kabuledilemezliğe ilikin  
baka hiçbir unsur bulunmadığını belirtmektedir.  
AĐHM, dava süresinin makul olup olmadığının, davanın koullarına göre ve bata davanın  
karmaıklığı olmak üzere AĐHM içtihadı tarafından benimsenen kriterler ile bavuran ve  
yetkili mercilerin tutumları ile ilgililer açısından davanın öneminin dikkate alınarak  
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz, Daneshpayeh-Türkiye, bavuru no: 21086/04, 16  
Temmuz 2009).  
AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları  
incelemive AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (bkz, sözü edilen  
Daneshpayeh).  
Takdirine sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM, mevcut davada,  
ihtilaflı yargılama süresinin çok uzun olduğu ve “makul süre” gerekliliğini karılamağı  
kanaatindedir.  
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunarak, bavuran, ihtilaf konusu parselin tapu  
kaydının adına tescil edilmesi talebinin reddedilmesinden ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet, bu hususta görübildirmemitir.  
AĐHM, yerleik içtihadı uyarınca, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut  
taınmazlar için geçerli olduğunu hatırlatmaktadır. Belli koullarda, mamelek bir değeri elde  
etme “meru beklentisi”, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin güvencesinden faydalanabilir.  
Buna karın, iç hukukun uygulanması gereken ekli tartıma konusu olduğunda ve bavuran  
tarafından gelitirilen argümanlar ulusal mahkemeler tarafından kesinlikle reddedildiğinde,  
“meru bir beklentinin” varlığına ulaılamaz (bkz, Kopecky-Slovakya, bavuru no: 44912/98  
3
ve Bozcada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı-Türkiye, bavuru no: 22522/03,  
28903/03, 28904/03, 28906/03, 28907/03, 28908/03, 28909/03 ve 28910/03, 9 Aralık 2008).  
AĐHM, bavuru yapıldığında, bavuranın bir parselin tapu kaydının adına tescil edilmesi  
beklentisinde olduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte, ulusal mahkemelerin, bavuranın  
lehine karar verme beklentisi, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir meru  
beklenti biçimi olarak değerlendirilemez. Dolayısıyla AĐHM, sözkonusu ikayetin açıkça  
dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca  
reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaılmaktadır.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, 120.000 Euro maddi ve 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın AĐHM, bavurana 14.400 Euro manevi  
tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.  
Bavuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve gideri 5.000 Euro  
talep etmektedir. Bu hususta bavuran, hiçbir belge sunmamaktadır. Bavuran, AĐHM  
önündeki yargılama masraf ve giderleri ve avukatlık ücreti için 15.000 Euro talep etmektedir.  
Bavuran belge olarak, Đstanbul Barosu asgari ücret tarifesini sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edilebilir.  
Mevcut davada, ilgili belgelerin sunulmamasını göz önüne alan AĐHM, ulusal yargılama ve  
AĐHM önündeki yargılama için yargılama masraf ve giderine ilikin talebi reddetmektedir  
(Veli Yalçın-Türkiye, bavuru no: 29459/05, 2 Mart 2010).  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık  
bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun yargılamanın uzunluğu kapsamında yapılan ikayete ilikin kısmının  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana her türlü vergiden muaf tutularak 14.400 Euro (on dört bin dört yüz  
Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre  
için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası’nın anılan dönem için geçerli olan  
4
marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artıeklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz  
uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 26 Ekim 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5