CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
YUSUF SARI - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 76797/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
13 Haziran 2006  
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup  
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (76797/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu ülke  
vatandaşı Yusuf Sarı’nın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 13 Ekim  
2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış  
olduğu başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Ankara Barosu  
avukatlarından Tekin Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare) 1992 yılında başvurana ait İskenderun’da bulunan  
araziyi çevre yolu yapımı nedeniyle kamulaştırmıştır.  
Başvuran, İdare tarafından ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle ek bedel istemiyle  
İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurmuştur.  
Asliye Hukuk Mahkemesi 23 Ekim 1998 tarihli bir kararla başvurana 2.610.000.000 TL.  
ödenmesine ve taşınmazın İdare’ye geçtiği tarihten itibaren yıllık % 50 yasal faiz oranının  
uygulanmasına karar vermiştir.  
Yargıtay 25 Ocak 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
7.215.870.000 TL. ek kamulaştırma bedeli başvurana 17 Mayıs 2000 tarihinde ödenmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki bakımdan ihlal edildiğini ileri  
sürmektedir. İlk olarak 1992 yılında tespit edilen kamulaştırma bedelinin 1996’da taşınmazın  
Devlet adına devrinden sonra ödendiğini, ikinci olarak, ek kamulaştırma bedelinin geç  
ödendiğini belirtmektedir. Başvurana göre ilk kısım için herhangi bir faiz uygulanmadığından  
ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında bu miktar yetersiz kaldığından bu gecikme  
telafi edilmemiştir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetin ilk bölümüne dair kamulaştırma kararıyla tapu sicil kayıtlarına tescil edilen  
taşınmaz ile ilgili olarak, geçen ilk dört yıl boyunca başvuranın maruz kaldığı orantısız zararı  
ortaya koymak durumunda olmadığını not etmektedir. Her ne şekilde olursa olsun başvuranın  
ulusal mahkemeler önünde iddialarını hiçbir surette dile getirmemesi şikayetin bu bölümünü  
iç hukuk yollarının tüketilmediği kuralıyla karşı karşıya getirmektedir. Bu nedenle AİHM,  
başvuruyu sadece ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesi açısından ele alacaktır.  
Hükümet bu bağlamda iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır: başvuran  
bu şikayetini ne iç hukukta dile getirmiş ne de Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde  
öngörülen başvuru yoluna müracaat etmiştir.  
2
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.  
AİHM, başvuranın Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde yer alan başvuru yolunun teoride  
yapılabilecek tek başvuru yolu olduğu itirazlarını kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu  
gerekçeler AİHM’yi daha önce de bu başvuru yolunun etkisiz olduğu sonucuna götürmüştür  
(Bkz. sözü edilen Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Hükümetin itirazının bu noktada  
reddedilmesi gerekmektedir.  
AİHM, yerleşik içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar)  
ve elindeki mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun esastan incelenmesi  
gerektiği kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşılmadığını ifade etmiştir.  
B. Esas hakkında  
AİHM daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da  
incelemiş ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Bu gecikme, AİHM’yi başvuranın genel menfaatin gerektirdikleri ile  
mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan  
alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk  
etmektedir.  
Bu nedenle, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran taşınmazın kamulaştırma kararı ile tapu siciline kaydedildiği 1992 yılında başlayan  
ve ek kamulaştırma bedelinin Mayıs 2000 tarihinde ödenmesi ile sona eren sürecin  
uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri  
sürmektedir.  
AİHM, bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmadığına  
itibar etmiştir. Kabuledilemezlik bakımından hiçbir gerekçe yer almamaktadır. Bununla  
birlikte Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde alınan sonuç dikkate alındığında,  
şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına karar  
vermiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat, masraf ve harcamalar  
Başvuran 3.569 Amerikan Doları maddi zarara uğradığını ileri sürmekte, rakam  
3
belirtmeksizin uğradığı manevi zararın giderilmesini talep etmektedir. Başvuran ayrıca, iç  
hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderlerinin karşılanmasını istemektedir.  
Hükümet bu miktarları aşırı olarak değerlendirmiştir. Hükümet AİHM’den hükmedilecek  
tazmin miktarının sebepsiz zenginleşme kaynağı oluşturmaması talebinde bulunmuştur.  
AİHM, Akkuş (sözü edilen karar, s.1311, §§ 35-36 ve 39) kararında kabul edilen hesaplama  
yöntemi ve ilgili ekonomik kayıplar dikkate alındığında başvurana 3.569 Amerikan Doları  
karşılığı 2.794 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.  
Manevi zarara gelince, AİHM olayların mevcut koşulları göz önünde bulundurulduğunda ihlal  
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağını kaydetmektedir.  
AİHM masraf ve harcamalarla ilgili olarak, AİHS’nin 41. maddesi uyarınca yalnızca  
gerçekliği ve gerekliliği ispat edilen makul orandaki miktarların ödendiğini hatırlatmaktadır  
(Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).  
Başvuranın hiçbir rakam telaffuz etmemesine ve kanıtlayıcı belge sunmamasına karşın,  
AİHM İçtüzüğün 60. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak tüm masraf ve giderler için  
başvurana 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
B. Gecikme faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ve  
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca yapılan şikayetin kabuledilebilir olduğuna;  
2. Bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;  
3. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 6 § 1. maddesine ilişkin şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
5. Mevcut kararın manevi zarar için başlı başına bir tazmini oluşturduğuna;  
6. a) Savunmacı Devletin, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde ödeme tarihinde döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere  
başvurana;  
i.  
ii.  
iii.  
maddi tazminat olarak 2.794 (iki bin yedi yüz doksan dört) Euro;  
masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
4
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
7. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 13 Haziran 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5