HUKUK AÇISINDA
I. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, sahibi ve yayıncısı olduğu yayıncı firmanın yayınladığı kitaba el
konulmasının ve terörle mücadeleye ilişkin 3713 sayılı kanunun 8. maddesi uygulanarak
cezalandırılmasının AİHS’nin 10. maddesini ihlal ettiğini öne sürmüştür.
Başvuran, 3713 sayılı kanunun 8. maddesinde belirtildiği gibi ülkenin bütünlüğü
kavramının kapsamının geniş olduğunu, dolayısıyla bu hükme dayanarak mahkumiyet
kararının alınmasının tahmin edilemeyeceğini öne sürmüştür. Başvuran ayrıca dava unsuru
kitapta ifade edilen görüşlerden dolayı hakkında mahkumiyet kararının alınmasının ne AİHS
ne de iç hukuk açısından hiç bir haklı yanının olmadığını eklemiştir.
Hükümet, kitaba el konulmasının suç işlenmesini engelleyen Anayasanın 28.
maddesinde açıkça tanımlanmış önleyici tedbir olduğunu öne sürmüştür. Hükümet bu
bağlamda başvuran aleyhine açılan ceza muhakemeleri usulünün sonucunda bu önlemin
gerekliliğinin kabul edildiğini gözlemlemiştir.
Hükümet, başvuranın söz konusu kitabı yayınladığı için hakkında alınan mahkumiyet
kararının “kanun tarafından öngörüldüğünü” ve kamu düzeninin korunması, milli güvenlik ve
ülkenin bütünlüğü gibi yasal amaçlar güttüğünü öne sürmüştür.
Mahkeme, taraflar arasındaki ihtilafın dava unsuru el konulma ve mahkumiyet
kararının AİHS’nin 10§1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranın ifade özgürlüğüne
müdahaleyi oluşturduğunu kaydetmiştir.
Mahkeme, Anayasanın 28. maddesine ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 86.
maddesine dayanan dava unsuru el konulmanın ve terörle mücadeleye ilişkin 3713 sayılı
kanunun 8. maddesine göre başvuran hakkında mahkumiyet kararının alınmasından doğan
ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleler “kanun tarafından öngörülmüş” olarak
değerlendirilebileceğine kanaat getirmiştir.
Terörle mücadelenin hassas yönü ve yetkililer için şiddeti arttırabilecek eylemler
karşısında özen gösterme zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, belirtilen
müdahalelerin, Hükümetin ifade ettiği kamu düzeninin korunması, milli güvenlik ve ülkenin
bütünlüğü gibi bazı amaçlar güttüğüne kanaat getirmiştir. Mahkeme için geriye başvuran
aleyhine alınan tedbirlerin bu amaçlara ulaşmak için “demokratik toplumda gerekli olup
olmadığı” sorusuna yanıt aramak kalmaktadır.
Mahkeme, daha önce bir çok davada, bu davada bulunan benzer sorunlarla karşılaşmış
ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kararı almıştır ( Bkz. Ceylan-Türkiye, no:
23556/94, §38, 1999-ıv, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy, §80 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).
Mahkeme işbu davayı içtihatı ışığında incelemiş ve mevcut durumda farklı bir sonuca
ulaşmak için Hükümetin hiçbir olay veya kanıt ortaya koyamadığına kanaat getirmiştir.
Mahkeme kitapta kullanılan ifadelere ve yayının içeriğine özel bir özen göstermiş ve bu
yönde incelemeye aldığı bu durumun içinde bulunan koşulları, özellikle terörle mücadelenin
zorluklarını göz önünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve Incal-Türkiye, 9
Haziran 1998, 1998-IV, p.1568, §58).
Dava unsuru kitap gazeteci Ferhat Tepe’nin ölümünü ele aldığı makalelerin
toplamından oluşmaktadır. Yazar, kitapta “Kürdistan” da meydana geldiği söylenen insan
haklarının ihlalini ele almış ve böylece işkenceler ve köylerin yıkılması gibi hukuk dışı
uygulamaları kınamıştır. DGM’nin öne sürdüğü bölümlerde yetkililer sert eleştiri oklarının
hedefi olmuş ve kürt halkının yaptığı mücadeleyi sert bir şekilde bastırdıkları hususu yer
almıştır. Yazar, yetkililerin bu halkın kültürünü ve kimliğini inkar ettiğini belirtmiş ve
yürütülen politikayı kınamıştır.
3