COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ZEHNĐ DOĞAN/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 1515/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
2 ubat 2010  
NĐHAĐ  
02/05/2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davanın (no. 1515/04) nedeni Türk  
vatandaı Zehni Doğan’ın (“bavuran”), Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan  
Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca 25 Eylül 2003  
tarihinde yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đzmir Barosu avukatlarından Engin Terkeve enol Karaaslan tarafından  
temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOULLARI  
Bavuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır.  
3 Eylül 2001’de Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi, kimlik kartı dolandırıcılığı ve  
sahteciliğine dahil olduğunu iddia ederek bavuran hakkında tutuklama emri çıkarmıtır.  
13 Ağustos 2001’de Đzmir Cumhuriyet Savcısı, bavuranı eski Ceza Kanunu’nun 350.  
maddesinin 1., 2. ve 3. paragrafları bağlamındaki suçlarla itham ederek bir iddianame  
yayımlamıtır.  
12 Ekim 2001’de Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi, tutuklama emrine uygun olarak  
bavuranın tutuklu yargılanmasına karar vermitir.  
10 Aralık 2001’de Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi, görevsizlik kararı çıkarmıve  
davayı Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale etmitir.  
11 Aralık 2001’de bavuran, Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi’nin öngörmesi üzerine  
Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi önünde dinlenmitir. Bavuran suçu reddetmive serbest  
bırakılmasını istemitir.  
19 Aralık 2001 ve 3 ubat 2003 tarihleri arasında ilk derece mahkemesi, Metris  
Cezaevi’nde tutuklu bulunan bavuranın, Đzmir’deki Buca Cezaevi’ne havale edilememesi  
nedeniyle önüne çıkarılamamasından ötürü dokuz durumayı ertelemitir.  
19 Aralık 2001 ve 7 Temmuz 2003 tarihleri arasında Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, her  
duruma sonunda kendi inisiyatifiyle ya da bavuranın talepleri üzerine bavuranın devam  
etmekte olan tutukluluk halini incelemitir. Her incelemede, delillerin durumunu ve suçun  
niteliğini göz önüne alarak bavuranın tutukluluk halinin devamına karar vermitir. 7  
Temmuz 2003’te mahkeme, bavuranın serbest bırakılmasını öngörmütür.  
8 Kasım 2004’te bavuran, delil yetersizliği nedeniyle beraat etmitir.  
10 ubat 2005’te bavuran, hakkaniyete uygun olmayan tutuklanması için tazminat  
talep ederek Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi önünde dava açmıtır.  
8 Ekim 2007’de Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranın tazminat talebini kısmen  
kabul etmitir.  
20 Kasım 2008’de Yargıtay, 8 Ekim 2007 tarihli kararı bozmutur.  
Dava dosyasındaki bilgilere göre, tazminat davası halen ilk derece mahkemesi önünde  
devam etmektedir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 5/3 ve 6/1 maddeleri uyarınca tutuklu yargılanma süresinin aırı  
olduğundan ikayetçi olmutur.  
AĐHM bu ikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 5/3 maddesi açısından incelenmesi gerektiği  
kanaatindedir.  
Hükümet AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarının  
tüketilmemiolması nedeniyle bavuru reddetmesini talep etmitir. Bu bakımdan, bavuran  
tutuklu yargılanma emrine ve tutukluluk halinin devamına itiraz edememitir. AĐHM önceki  
birçok davada benzeri itirazları reddetmitir (bkz., özellikle, Koti ve Diğerleri/Türkiye, no.  
74321/01, paragraflar 19-24, 3 Mayıs 2007; Mehmet ah Çelik/Türkiye, no. 48545/99,  
paragraflar 22-31, 24 Temmuz 2007; ve Tamamboğa ve Gül/Türkiye, no. 1636/02, paragraflar  
27-29, 29 Kasım 2007).  
AĐHM mevcut davada daha önceki davalarda verdiği kararlardan farklı bir karar  
vermek için gerekçe görmemektedir. Bu nedenle, ikayetin kabuledilebilir olduğu sonucuna  
varmıtır.  
Bavuranın tutuklu yargılama süresine ilikin ikayetinin esası hususunda, göz önüne  
alınması gereken süre 12 Ekim 2001’de balamıve 7 Temmuz 2003’te sona ermitir. Bu  
nedenle, bir yıl sekiz aydan fazla sürmütür.  
AĐHM, Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin her bir duruma sonunda kendi inisiyatifiyle  
ya da bavuranın talepleri üzerine bavuranın devam etmekte olan tutukluluk halini  
incelediğini gözlemlemektedir. Her incelemede, mahkeme delillerin durumunu ve suçun  
niteliğini göz önüne alarak bavuranın tutukluluk halinin devamına karar vermitir. Ulusal  
mahkemelerin, bavuranın devam eden tutukluluğu için ortaya koydukları gerekçelerin  
“konuyla ilgili” ve “yeterli” olduğu kabul edilse dahi, AĐHM yetkili ulusal makamların  
yargılama devam ederken “özel bir titizlik” göstermioldukları hususunda tatmin olmalıdır  
(Muller/Fransa, 17 Mart 1997, 35. paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1997-II).  
AĐHM bu bağlamda idari makamların bavuranı Metris Cezaevi’nden Buca  
Cezaevi’ne havale edememeleri nedeniyle Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi’nin, bir yıldan fazla  
süreyle 19 Aralık 2001 ve 3 ubat 2003 tarihleri arasındaki durumaları ertelediğini  
gözlemlemektedir. Durumaların ertelenmesindeki yegane sebebin, yetkili makamların  
bavuranı uzun süre mahkeme önüne getirememesi olması nedeniyle AĐHM ulusal  
makamların gereken titizliği gösterdikleri sonucuna varılamayacağı kanaatindedir. Bu  
nedenle, bavuran kayda değer bir süre belirli bir mahkeme önüne çıkarılmadan tutuklu  
kalmıtır.  
AĐHM yukarıda kaydedilenler ıığında AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği  
sonucuna varmaktadır.  
II. AĐHS’NĐN 5/5 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, ulusal hukuka göre AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlali için tazminat alma  
hakkı bulunmadığından ikayetçi olmutur. Bu ikayetini AĐHS’nin 5/5 maddesine  
dayandırmıtır.  
Hükümet, bavuranın hakkaniyete uygun olmadan tutuklu bulundurulması  
hususundaki tazminat davasının halen devam ediyor olması nedeniyle bavurunun bu  
kısmının zamanından önce yapıldığını kaydetmitir.  
AĐHM, Hükümet’in itirazının, ayrılmaz bir ekilde, bavuranın bu balık altındaki  
ikayetinin esasına ilikin olduğu kanaatindedir.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydetmitir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonuca varmak için gerekçe  
bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.  
Bavuran iç hukukta, AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamındaki hakkının ihlali için  
tazminat talep ederken kullanabileceği bir iç hukuk yolu bulunmadığını kaydetmitir. 466  
sayılı Kanun’un sağladığı iç hukuk yolunun bu hususta etkili olmadığını belirtmitir.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmitir.  
AĐHM, 466 sayılı Kanun uyarınca ulusal mahkemelerin, tazminat ödenmesine karar  
verirlerken, değerlendirmelerini yalnızca davacıların kesin olarak beraat etmesine  
dayandırdıklarını hatırlatmaktadır. Ulusal mahkemelerin değerlendirmesi, beraatın otomatik  
bir sonucudur ve 5. maddenin ilk dört paragrafının ihlalinin tespit edildiği anlamına gelmez  
(bkz., örneğin, Sinan Tanrıkulu ve Diğerleri/Türkiye, no. 50086/99, 50. paragraf, 3 Mayıs  
2007; Medeni Kavak/Türkiye, no. 13723/02, 34. paragraf, 3 Mayıs 2007; ve Saraçoğlu ve  
Diğerleri, 52. paragraf). Sonuç olarak, bavuranın davasında 466 sayılı Kanun, AĐHS’nin 5/3  
maddesi bağlamındaki hakkının ihlali için 5/5 maddenin sağladığı gibi uygulanabilir bir  
tazminat hakkı sağlamamaktadır.  
Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in ilk itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 5/5 maddesinin  
ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
III. 41. MADDENĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Zarar  
Bavuran 20,000 Euro maddi tazminat ve 50,000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı sonucuna  
varan AĐHM, bu talebi reddetmektedir. Ancak, hakkaniyet temelinde, bavurana 2,000 Euro  
manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önünde yaptığı masraflar için 3,333 Euro talep etmitir. Bu  
taleplerini desteklemek için bir avukatlık ücreti sözlemesi ve yasal temsilcisinin yürüttüğü  
yirmi yedi saatlik ii gösteren bir zaman çizelgesi sunmutur.  
Hükümet bu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran, gerçekten gerekli olduğu için yaptığını ve  
meblağın makul olduğunu gösterdiği müddetçe masraf ve harcamalarının tazminine hak  
kazanmaktadır. Mevcut davada, sunulan belgeleri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önüne  
alan AĐHM, önünde yapılan yargılamalar için 1,000 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu  
sonucuna varmıtır.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 5/5 maddesinin ihlal edildiğine;  
4.  
(a) Savunmacı Devlet’in AĐHS’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk  
Lirası’na çevirerek izleyen meblağları ödemesine:  
(i) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, 2.000 Euro (iki bin Euro)  
manevi tazminat;  
(ii) yargılama masraf ve giderleri için, uygulanabilecek her türlü vergiyle  
beraber, 1000 Euro (bin Euro);  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkraları uyarınca 2 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.