AĐHM, 18 Aralık 2000 tarihli Yargıtay kararının AĐHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafı
anlamında iç hukuktaki nihai karar tarihi olduğu kanaatindedir (Türkiye aleyhine Ek ve ꢁıktaꢀ
davası, no 6058/02 ve 18074/03, prg. 9, 17 ꢁubat 2009). Bu karar metni, DGM katipliğinde
bulunan dava dosyasına eklenmiꢀ ve 23 Ocak 2001 tarihinde tarafların kullanımına
sunulmuꢀtur. Baꢀvuru bu tarihten itibaren altı aylık süre dahilinde sunulduğundan AĐHM,
Hükümetin altı aylık süreyle ilgili bu iddiasını reddetmektedir.
AĐHM yapılan ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını ve baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını kaydetmektedir. Bu
itibarla, baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
Bu alanda uygulanan genel ilkeler için AĐHM yerleꢀik içtihadına atıfta bulunmaktadır
(Türkiye aleyhine Salduz davası [GC], no 36391/02, prg. 50-55, 27 Kasım 2008). AĐHM
konuyla ilgili olarak, adil yargılanma hakkının yeterince “uygulanabilir ve etkili” olabilmesi
için, 6. maddenin 1. paragrafı uyarınca, kural olarak, her davanın kendine has koꢀulları
ıꢀığında bu hakkın kısıtlanması için zorunlu sebepler olmadıkça, ꢀüpheliye, polis tarafından
ilk kez sorgulanmasından itibaren avukata eriꢀim hakkı sağlanmasının gerekli olduğunu
hatırlatmaktadır. Avukat eriꢀiminin sağlanmamasına istisnai olarak zorunlu sebeplerin
gerekçe gösterilmesi durumunda bile, böylesi bir kısıtlama - gerekçesi ne olursa olsun -
sanığın 6. madde tarafından güvence altına alınan haklarına halel getirmemelidir.
Avukat eriꢀimi sağlanmayan sanığın polise ifade verirken kullandığı kendini suçlayıcı
ifadelerin bilahare mahkûmiyet dayanağı olarak kullanılması durumunda, prensip olarak,
sanığın haklarına telafi edilemeyecek ꢀekilde zarar verilmiꢀ olur (Salduz, ilgili bölüm,
prg. 55).
Mevcut davada, 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesi uyarınca, baꢀvuran Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin yetki alanına giren suçlardan birini iꢀlemekle itham edildiği için gözaltı
sırasında avukata eriꢀim hakkı kısıtlanmıꢀtır. Bunun sonucunda, ilgili ꢀahıs, polise ifade
verirken ve suçluluğunun belirlenmesi için yapılan soruꢀturmalar sırasında avukata eriꢀim
hakkından yararlanamamıꢀtır.
AĐHM, baꢀvuranın mahkûm edilmesinin önemli ölçüde gözaltı sırasında verdiği ifadeye ve
aynı dönemde yapılan soruꢀturmalara dayandırıldığını, oysa ki baꢀvuranın o dönemde henüz
bir avukat yardımı almadığını not etmektedir.
Buna mukabil baꢀvuranın Cumhuriyet savcısı, nöbetçi hakim ve DGM önünde kendisine
yöneltilen suçlamaları kabul ettiği bir gerçektir. Bu konuda AĐHM, Cumhuriyet savcısı ve
nöbetçi hakime ifade vermeden önce ilgili ꢀahsa avukatıyla görüꢀme izni verildiğini ve DGM
önünde de avukatının hukuki yardımından yararlandığını kaydetmektedir.
Bununla birlikte, dava dosyasından anlaꢀıldığına göre, tüm soruꢀturmalar, baꢀvuranın
Cumhuriyet savcısı ve nöbetçi hakim önünde ifade vermesinden önce gerçekleꢀtirilmiꢀtir.
Devlet Güvenlik Mahkemesi gördüğü dava kapsamında herhangi bir ek soruꢀturmaya gerek
duymamıꢀtır.
Yukarıda elde edilen bilgiler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranın polis tarafından gözaltında tutulduğu
sırada bir avukat yardımı almamasının savunma haklarını telafi edilemeyecek ꢀekilde
etkilediği sonucuna varmaktadır.
5