adı geçenin başvuran ile aynı suçlamalarla yargılandığını belirterek ifadelerinin somut
deliller olarak nitelendirilemeyeceğini eklemektedir.
Hükümet, göz altı koşullarının Sözleşmenin 3. maddesinde yer alan unsurlar ile
bağdaşmayan nitelikte olmadığını savunmakta, bu yönde Komisyonun iki kararına
göndermede bulunmaktadır (7572 / 76, 7586 / 76 ve 7587 / 76, 8 Temmuz 1978
tarihli kararlar, 14, s.64, ve 8317 / 78 no'lu ve 15 Mayıs 1980 tarihli karar, 20, s.44).
Ayrıca göz altında bulunan kişiler özel koşullar mevcut değil ise avukatları ile
görüşebilirler, Hükümet buna ilişkin gözaltında bulunan şüphelilerin avukatları ile
yapmış oldukları görüşmelere atıfta bulunmuştur.
AİHM, ortaya konulan olayları mahkeme içtihatları ışığında değerlendireceğini
kaydetmektedir.(Bkz. diğerleri arasında Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim
1998, 1998-VIII, s. 3288, § 93, Selmouni-Fransa no: 25803/94, § 95, AİHM 1999-V,
Raninen-Finlandiya, 16 Aralık 1997, 1997-V111, s. 2821-2822, § 55, V.-İngiltere no:
24888/94, § 71, AİHM 1999-IX, Chahal-İngiltere, 15 Kasım 1996, 1996-V, s. 1855, §
79, Klaas-Almanya, 22 Eylül 1993, seri A no:269, s.17-18, § 30 ve Labita-İtalya no:
26772/95, § 120 AİHM 1999-IV).
AİHM, ilk olarak başvuranın iddia ettiği tecavüz olayıyla ilgili iddialarını
destekleyecek hiçbir delili mahkemeye sunmadığını hatırlatmaktadır. Söz konusu
tıbbi raporlarda başvuranın iddia ettiği gibi şiddete maruz kaldığını gösterir hiçbir ize
rastlanmadığını, ayrıca dava dosyasında başvuranın Cumhuriyet Savcısı tarafından
dinlenildiği 18 Aralık 1996'da ne de Sorgu hakimi karşısında bu koşullan hiçbir
şekilde dile getirmediğini ifade etmektedir.Üstelik 5 Ağustos 1997 tarihli meni
muhakeme kararında Savcılık mezkur tıbbi raporlara geniş bir yer ayırmış, fakat
başvuran Ağır ceza mahkemesinde yapmış olduğu itirazda bu şikayetlerini
yinelememiştir.
AİHM, başvuranın tutumunun anlattıkları ile örtüşmediği sonucuna varmıştır.
Ayrıca AİHM, başvuranın gözaltında bulunduğu koşullan dikkate alarak maruz
kaldığı olaya ilişkin kanıtların elde edilmesinin güçlüğünü kabul etmekte, fakat adı
geçenin çeşitli vesilelerle pek çok defa tıbbi muayeneden geçtiğini belirtmektedir.
Üstelik Mahkeme başvuranın tutuklu bulunduğu sırada üç psikiyatrdan oluşan heyetin
hazırlamış oldukları raporlarında sözkonusu olaya dair hiçbir ize rastlamadıkları ifade
ettiklerini, başvurandan 3 Temmuz 2001 tarihli kabul edilebilirlik başvurusunda talep
edilen bilgilere hiçbir açıklama getirmediğini eklemektedir.
AİHM, başvuranın maruz kaldığını öne sürdüğü olayı destekleyecek hiçbir
unsurun olmadığına itibar etmektedir.
Bu durumda AİHS'nin 3. maddesinin ihlaline rastlanmamaktadır.
Başvuranın göz altı koşullarına ilişkin olarak AİHM, tutuklu koşullarının kimi kez
aşağılayıcı ve insanlık dışı olabileceğini belirtmekledir. (Dougoz-Yunanistan kararı
no:40907/98, § 46, Ali İM 2001-II), (Bkz. aynı zamanda Yunanistan kararındaki
Komisyonun 5 Kasım 1969 tarihli raporları, bşv. no'laır.3321/67, 3322/67, 3323/67 ve
3344/67). Tutuklu koşullarını değerlendirmek için başvuranın savlarının yanı sıra
birikimsel diğer etmenleri de dikkate almak gerekir. (Bkz. sözü edilen Dougoz karan,
§ 46).
AİHM, dava dosyasında başvuranın gözaltı koşullarından yetkililer tarafından
bilgilendirildiğine dair hiçbir bilgileye rastlanmamıştır. Mahkeme başvuranın
gözaltında bulunduğu İzmir Emniyet Müdürlüğünde 27 Kasım 3 Aralık 1996 tarihleri