AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan
yoksun olmadığını kaydetmiꢀtir. Ayrıca, kabuledilemez oldukları sonuca varmak için gerekçe
bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir oldukları sonucuna varılmalıdır.
AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin 6. maddesi bağlamındaki ꢀikayeti hususunda, sözkonusu
sürenin 2 Temmuz 1998’de baꢀlayıp 10 Aralık 2007’de sona erdiğini gözlemlemiꢀtir. Sonuç
olarak dava, üç aꢀamalı yargılamada dokuz yıl beꢀ ay sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılama süresinin, dava koꢀulları ıꢀığında ve davanın karmaꢀıklığı,
baꢀvuranın ve ilgili makamların tutumları ve baꢀvuran için uyuꢀmazlık durumunda neyin risk
teꢀkil ettiği gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir
(bkz., diğer hususlar meyanında, Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, 43. paragraf, AĐHM
2000-VII).
AĐHM, Yargıtay önündeki müteakip yargılamanın, baꢀarısız bir karar düzeltme
iꢀlemini de kapsayacak ꢀekilde altı yıldan fazla sürmesine rağmen mevcut davada, delilleri
toplayan ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın, yargı yetkisine iliꢀkin bir soruna
rağmen, yaklaꢀık üç yıl beꢀ ay sürdüğünü gözlemlemiꢀtir.
AĐHM mevcut davadakine benzer konuların ortaya konduğu davalarda sıklıkla
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. Frydlender). Sunulan delilleri
inceleyen AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca varmasına yol açacak herhangi
bir delil ya da iddia öne sürmediği kanısındadır. AĐHM, mevcut davadaki yargılama süresinin
aꢀırı olduğu ve “makul süre” gereğini karꢀılamadığı sonucuna varmıꢀtır. Dolayısıyla,
AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvuranın 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki ꢀikayetleri
hususunda, ulusal mahkemelerin borcun baꢀladığı tarihten itibaren iꢀlemeye baꢀlayan yasal
faiz ile birlikte tazminat ödenmesine karar vererek, geçmiꢀe dönük olarak baꢀvuranın
“mülkiyet” hakkını tanıdığının taraflar arasında ihtilaflı olmadığını kaydeder (bkz.
Baꢀ/Türkiye, no. 49548/99, paragraflar 58, 59, 24 Haziran 2008). Tazminat 11 Mayıs 2005’te
ödenmiꢀtir. AĐHM, Türkiye’de belli tarihlerdeki enflasyon oranlarının yüksekliği ile
kıyasladıklarında baꢀvuranların yasal faiz oranlarının yeterli olmadığından ꢀikayetçi oldukları
baꢀvurularda 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını yineler
(bkz. Okçu/Türkiye, no. 39515/03, 55. paragraf, 21 Temmuz 2009, Aka/Türkiye, 23 Eylül
1998, 48. paragraf, Hüküm ve Karar Raporları 1998-VI). 1990 ve 2005 yılları arasındaki
ekonomik verileri, özellikle de 1990 ve 1997 yılları arasında enflasyon oranı %60 ila %96
arasındayken, uygulanan yasal faiz oranının %30 olduğunu göz önüne alan AĐHM mevcut
davada tazminat bedeline uygulanan yasal faiz oranları ve asıl enflasyon oranı arasındaki
farkın, baꢀvuranın mali kayba uğramasına yol açmıꢀ olması gerektiği sonucuna varmıꢀtır.
Sonuç olarak, baꢀvuran kamu yararı talepleri ve mülkiyet hakkının korunması arasında
kurulması gereken adil dengeyi bozan bir yükümlülük üstlenmek durumunda kalmıꢀtır.
Dolayısıyla, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’nin 41. maddesi bağlamındaki adil tazmine iliꢀkin olarak AĐHM, 300,0003 Türk
Lirası4 (TRY) maddi tazminat, 100,0005 Türk Lirası manevi tazminat ve yargılama masraf ve
3 Yaklaꢀık 141,000 Euro.
4 1 Ocak 2005’te, eski Türk Lirası’nın (TRL) yerine Türk Lirası (TRY) tedavüle girmiꢀtir (TRY=TRL
1,000,000).
5 Yaklaꢀık 47,000 Euro.