Sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümet’in kendisini, mevcut yargılamanın
uzunluğunun aşırı olmadığına ve “makul süre” gereğini ihlal etmediğine ikna edecek deliller
ya da argümanlar ortaya koymadığı kanısına varmıştır.
Dolayısıyla AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS’ye ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak mülkiyet
hakkının, cezai yargılamanın aşırı uzun sürmesi nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Yargılama, makul bir süre içerisinde sonuçlandırılmış olsaydı, tazminat hakkını daha erken
elde edeceğini ve ondan daha erken yararlanacağını iddia etmiştir.
AİHM, 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut mal ve mülk
dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını kapsadığını hatırlatır (bkz.
Marckx/Belçika, 13 Haziran 1979 tarihli karar, A Serisi, no. 31, 23. sayfa, 50. paragraf).
AİHM, icraya konulabilirliği yeterince ispat edildiği takdirde bir “alacağın”, 1 no’lu
Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde bir “mülk” teşkil edebileceğini yinelemektedir (bkz.
Burdov/Rusya, no. 59498/00, 40. paragraf, AİHM 2002-III, ve Poltorachenko/Ukrayna, no.
77317/01, 45. paragraf, 18 Ocak 2005).
Mevcut davada, başvuranın tazminat talebi, nihai ve icra edilebilir bir mahkeme kararı
– ki bu karar, 23 Haziran 2005 tarihli Yargıtay kararıdır – ile icraya konulabilirliği ispat
edildiği takdirde bir “mülk” teşkil eder (bkz., mutatis mutandis, Pravednaya/Rusya, no.
69529/01, paragraflar 37-39, 18 Kasım 2004). Sözkonusu tarihten önce başvuran, müdahale
konusu olabilecek bir “mülke” sahip değildir. Bu nedenle başvuranın, tazminattan daha erken
bir tarihte yararlanamamasının, kendisini 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki
mülkiyet haklarından mahrum bıraktığı kabul edilemez.
Dolayısıyla sözkonusu şikayet, dayanaktan yoksundur ve AİHS’nin 35. maddesinin 3.
ve 4. paragrafları bağlamında reddedilmelidir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”
A. Tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak 250,000 EUR talep etmiştir. Manevi tazminat olarak
da 50,000 EUR talep etmiştir.
Hükümet, bu taleplerin aşırı ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.
AİHM, başvuranın uğradığını iddia ettiği maddi zarara atfen, bu başlık altındaki
talebini gerekçelerle desteklemediğini kaydetmiş ve reddetmiştir. Ancak, başvuranın yalnızca
ihlal tespiti ile telafi edilemeyecek bir sıkıntıya uğramış olması gerektiği sonucuna varmıştır.
Mevcut davada tespit edilen ihlalin niteliğini göz önüne alan ve hakkaniyet temelinde