AİHM, 3. madde hakkında Sevgi Kaya’yla ilgili vardığı sonuç gözönünde
bulundurulduğunda, şikayetinin “savunulabilir” olarak değerlendirilemeyeceğini
saptamaktadır. Dolayısıyla, bu başvuran konusunda, 13. maddesinin ihlalinin bulunmadığı
sonucuna varmaktadır.
Diğer başvuranlarla ilgili olarak AİHM, Savunmacı Devlet’in, 3. madde bağlamında sorumlu
olduğuna hükmetmiştir. Sözkonusu başvuranların ifade ettiği şikayet, 13. madde gereğince
“savunulabilir”dir. Böylelikle, mercilerin, bu hükmün getirdiği gerekliliklere cevap veren,
etkili soruşturma açma ve yürütme zorunluluğu bulunmaktaydı (Bkz. özellikle Batı ve
diğerleri-Türkiye, no: 33097/96 ve 57834/00, §§ 133-137, 3 Haziran 2004).
Bu durumda AİHM, Cumhuriyet Başsavcısı’nın ihtilaf konusu olayları –bu olaylar, devlet
görevlilerinin görevlerini yerine getirmesi sonucunda meydana gelmiştir- görmek için yetkisiz
olduğuna kanaat getirdiğini ve dosyayı valiliğe bağlı yetkili mercilere ilettiğini belirtmektedir.
Daha sonra AİHM, başvurulan idari mercilerin soruşturma yürütmüş olduğunu ortaya
koymaktadır. Ancak, geriye, soruşturmanın nasıl bir özenle yürütüldüğünü, yani “etkililik”
niteliğini değerlendirmek kalmaktadır.
Bu bağlamda AİHM, AİHS’nin 3 ve 13. maddelerinin gerektirdiği gibi, ilgili idari organların
bağımsız bir soruşturma yürütme kapasitesi konusunda ciddi şüphelerinin olduğunu dile
getirdiğini hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle, Oğur-Türkiye, no: 21594/93, § 91, 1999-III ve
Mehmet Emin Yüksel-Türkiye, no: 40154/98, § 40, 20 Temmuz 2004). Sonuç itibariyle AİHM,
valiliğin soruşturmayı yürütmekle görevlendirdiği müfettiş A. Işilta’nın, Jandarma Albay’ı
olduğunu, böylece haklarında soruşturma yürüttüğü görevlilerle aynı birliğe mensup olduğunu
ve bu nedenle onlarla aynı hiyerarşik düzene bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.
İlgili güvenlik güçleri hakkında, kovuşturmanın yürütülüp yürütülemeyeceğine dair karar
verme görevi bulunan idari komite ise, kaymakamlığın yüksek mevkideki memurlarından
oluşmaktaydı ve idari olarak yerel polisten sorumlu kaymakam, bu komiteye başkanlık
etmekteydi.
Ayrıca başvuranlar, Cumhuriyet Başsavcısı’nın aldığı yetkisizlik kararının kendilerine tebliğ
edilmediğini, bunun da kendilerini itiraz etme olanağından yoksun bıraktığını
vurgulamışlardır. Sonuç itibariyle, idari soruşturma sırasında şikayetçilerin dosyaya
ulaşamadığını, tanıkları sorgulamak veya olaylara ilişkin kendi yorumlarını sunmak için
hiçbir olanaklarının bulunmadığını not etmek gerekir.
Sonuç olarak, bu konuda yürütülen soruşturmanın, etkili ve dava konusu olayların
sorumlularının tespit edilmesine ve cezalandırılmasına sevk edecek nitelikte olduğu
söylenemez. Dolayısıyla AİHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
III. 3 VE 13. MADDELERİ İLE BERABER 14. MADDENİN İHLAL EDİLDİĞİ
İDDİASI
Başvuranlar, siyasi görüşlerinden dolayı şikayetlerinin derinlemesine incelenmediğini ileri
sürmüşlerdir. Başvuranlar, bu durumda, AİHS’nin 3 ve 13. maddeleriyle beraber 14.
maddesinin ihlal edildiğini düşünmektedirler.