A. Kabuledilebilirlik
Hükümet biı iddialara itiraz etmiştir. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’niri bağımsızlık
ve tarafsızlığı sorunuyla ilgili olarak Hükümet, askeri hakimin 18 Haziran 1999 tarihinde
heyetten çıkarıldığını ve başvuranın tamamen sivil hakimlerden oluşan bir mahkeme
tarafından, çok sonraları cezaya çarptırıldığını savunmuştur. îmrek kararma (.Imrek - Turkey,
57175/00) dayanarak, başvuran açısından mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili
haklı kuşkulanmaya yol açabilecek bir durum olmadığını öne sürmüştür.
Hükümet AİHM’ d e n , b a ş v u r a n ı n 6 , M a d d e u y a r ı n c a ö n e s ü r d ü ğ ü i d d i a l a r ı n ı n g e r i
kailamnı, açıkça dayanaktan yoksun oldukları ve iç hukuk yollarının tüketilmediği
gerekçesiyle kabuledilmez olarak beyan etmesini talep etmiştir.
AİHM, yürürlükteki içtihadı ve kendisine sunulan bilgi ve belgeler ışığında, başvuranın
şikayetlerinin, AİHS uyarınca, belirlenmesi esasların incelenmesine bağlı karmaşık hukuki ve
olgusal konuları gündeme getirdiği kanısındadır. Dolayısıyla AÎHM, başvurunun bu kısmının
AİHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığı kanısına varmıştır.
Başvurunun kabuledilmez olduğuna karar vermek için başka bir neden görülmemiştir.
B . E s a s l a r
1 Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında
AÎHM, başvuranın İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yargılanmasına 3 Mart
1999 tarihinde başlandığını kaydeder. Mahkeme 11 Mayıs 1999 tarihinde esaslara ilişkin bir
duruşma görmüş ve başvurandan savunma vermesini ve delil sunmasını istemiştir. Askeri
hakimin de bulunduğu duruşmada başvuran gözaltında ve Cumhuriyet Savcısı huzurunda
verdiği ifadeyi yalanlamıştır. Şikayet konusu ifadeyi baskı altında imzalamaya zorlandığını
ifade etmiştir. Bu nedenle mahkemeden davayı reddetmesini ve kendisini serbest bırakmasını
talep etmiştir. Ancak mahkeme başvuran aleyhindeki delillerin dikkate değer olduğu
sonucuna vararak, başvuranın tutuklu yargılanmasının devamına karar vermiştir.
AÎHM, Öcalan - Türkiye davasında (46221/99), Büyük Daire’nin, bir askeri hakimin,
sözkonusu cezai yargılamada yürürlükte kalmaya devam eden bir ya da daha fazla ara karamı
alınmasında bulunması durumunda, sanığın yargılamanın tamamının sağlamlığına ilişkin
endişeleri için, sonrasında Devlet Güvenlik M ahkem esinde takip edilen dava bu endişeleri
yeterince bertaraf etmedikçe, makul sebebi bulunur kararma vardığını anımsar. Daha açık
olmak gerekirse, askeri bir hakim sivil bir kimse aleyhinde açılan davanın tamamlayıcı
parçasını teşkil eden ara kararın alınmasında rol aldığında, davanın tamamının, bağımsız ve
tarafsız bir mahkeme tarafından görüldüğü söylenemez.
Bu davada AÎHM, askeri hakimin bulunduğu 11 Mayıs 1999 tarihinde görülen
duruşmanın ardından Devlet Güvenlik M ahkemesinin başvurandan ayrıntılı herhangi bir
savunmanın almadığını gözlemler. Bu nedenle, duruşmalar ve Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin izleyen kararı yargılamanın tamamlayıcı parçasını teşkil etmiştir. Bu
bakımdan bu dava, 30 Ağustos 2005 tarihinde kabuledilmez olarak beyan edilen ve
AİHM ’nin sözkonusu davanın esaslarına veya başvuranın savunm a haklarına ilişkin hiçbir
kararda rol almadığı Ceylan —Türkiye kararından (68953/01) ayrılır.