,
BARIŞIK VE ALP - TÜRKÎYE KARARI
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B . E s a s
/. Genel ilkeler
Mahkeme, duruşmaların açık olarak yapılmasının 6/1. maddede öngörülen vazgeçilmez
ilkelerden biri olduğunu hatırlatır. Bu kamuya açık nitelik, tarafları adaletin kamu denetimi
olmaksızın uygulanmasına karşı korur. Bu, aynı zamanda halkın mahkemelere karşı güvenini
sağlayan unsurlardan biridir. Kamuya açıklık, adaletin uygulanmasını şeffaf hale getirerek,
güvence altına alınması tüm demokratik toplumların ilkelerinden biri olan, 6/1. maddenin
(adil yargılanma) hedefine ulaşılmasına hizmet eder (bkz. diğerleri yanında Stefanelli - San
Marino, n o . 3 5 3 9 6 /9 7 ).
(
Mahkeme, bir bütün olarak değerlendirildiğinde 6. maddenin sanığın ceza davasına
etkili olarak katılma hakkını güvence altına aldığını hatırlatır. Bu, genel olarak sadece
duruşmalarda yer alma hakkını değil, aynı zamanda gerektiğinde adli yardım alma ve davayı
etkili bir şekilde takip etmeyi içerir. Sözkonusu haklar çekişmeli davanın özünde zımnen yer
alır ve aynı zamanda 6/3..maddenin (c) ve (e) bentlerinde belirtilen taahhütlerden çıkarılabilir
(bkz, diğerleri yanında Stanford- İngiltere, A S erisi n o . 2 8 2 -A ).
Ayrıca 6/1. madde birinci derece mahkemesi kararım temyiz hakkını güvence altına
almamaktadır. Ancak iç hukukun temyiz hakkı tanıdığı durumlarda temyiz yargılaması da
mahkeme sürecinin devamı olarak kabul edilmekte ve dolayısıyla 6. maddeye tâbi olmaktadır
(.Delcourt - Belçika, A Serisi no. 11).
2. Sözkonusu ilkelerin somut davaya uygulanması
Mahkeme, somut davada genel olarak olayların örtüşen niteliği ve 6/3. maddenin
bentlerinin birinci paragrafta öngörülen genel hakkaniyet güvencesinin özel yönleri olarak
görülebilmesi nedeniyle başvuranların şikâyetlerini 6/1. madde bağlamında ele almayı uygun
bulmaktadır.
Mahkeme öncelikle 30 Haziran 2004 tarihli kararda Anayasa Mahkemesinin açık
duruşmadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkım ihlal ettiğine hükmederek eski Ceza
Kanununun 390/3. maddesini Anayasaya aykırı bularak feshetmiş olduğunu dikkate alır.
Ayrıca 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu ve CMUK ile birlikte
ceza kararnamesi çıkarılması uygulaması sona ermiştir.
Ancak Mahkeme, olayların meydana geldiği tarihte geçerli ilgili iç hukuk kuralları
gereği, başvuranların yargılaması sırasında açık duruşma yapılmadığını gözlemlemektedir.
Hem ceza kararnameleri ile başvuranları para cezasına çarptıran İzmir Sulh Hukuk
Mahkemesi hem itirazlarını inceleyen İzmir Ceza Mahkemesi, kararlarını dava dosyalarında
yer alan belgeleri temel alarak vermişlerdir. Sadece İzmir Cumhuriyet Savcısı Kasım 2001’de
başvuranların ifadesine başvurmuştur. Başvuranlara davalarının görüldüğü mahkemelerde
bizzat ya da bir avukatla kendilerini savunma imkânı tanınmamıştır. Bu nedenle Mahkeme,
başvuranların cezai kovuşturmayı etkili olarak takip edemedikleri görüşündedir. Adalet
Bakanı’nin 29 Ocak 2003 tarihindeki yazılı emri ile başlayan müteakip sürece ilişkin olarak
ise Mahkeme, yargılama sırasında başvuran ve diğer sanıklardan savunma ifadeleri
4