(
ۻ
ꢀꢁ ꢀ
ۻ
 
ღ ꢀ  
ღ ꢀ  
ღ ꢀ BBBBBBBBBBBBBB  
COUNCIL  
O FEURO PE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
EUROPEAN COURT OF H UMAN RIGHTS  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İ K İ N C İ D A İ R E  
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no. 29765/02 ve 31420/06)  
KARAR  
S T R A Z B U R G  
27 Kasım 2007  
İşbu karar AİHSnin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 29765/02 ve 31420/06 noTu iki davanın  
nedeni Necati Barışık ve Yüksel Alp’in (“başvuranlar”) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
3 Temmuz 2002 talihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması  
Sözleşmesi’nin (AÎHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuranlar AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından Bay ve Bayan Değirmenci  
tarafından temsil edilmiştir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuranlar sırasıyla 1975 ve 1963 doğumlu olup İzmir’de yaşamaktadır. AİHM’ye  
başvurdukları tarihte İnsan Hakları Derneği (“Demek”) İzmir şubesinin yönetim kurulu  
üyesiydiler. Somut başvurular, başvuranlar hakkında başlatılan iki ayrı cezai kovuşturmadan  
doğmuştur.  
A. Da ha Önce h ü k ü m g i y m i ş D e r n e k ü y e l e r i h a k k m d a k i k o v u ş t u r m a l a r  
10 Tem m uz 2001 tarihinde İzm ir V aliliği D erneğe bir yazı göndererek yasadışı  
faaliyette bulundukları değerlendirilen 13 kişinin üyeliklerinin feshedilmesini talep etmiştir.  
Demek, 6 Ağustos 2001 tarihinde Valiliğe verdiği cevapta bahse konu 13 kişiden  
hiçbirinin 2908 sayılı Demekler Kanunu’nun 4. maddesinin 2 ve 3. paragraflarında belirtilen,  
kendilerini demek kurmak ya da demek üyesi olmaktan alıkoyacak bir hüküm giymemiş  
olmamaları nedeniyle talebi uygulamayacaklarını bildirmişlerdir.  
Sırasıyla 8 Kasım 2001 ve 13 Kasım 2001 tarihlerinde İzmir Cumhuriyet Savcısı  
başvuranların ifadelerini almış, 2908 sayılı Kanunun 4. maddesine uymamalarından dolayı  
haklarında işlem başlatıldığı ve on gün içinde kişi başı 142,366,000 Türk Lirası1 ceza  
ödenmesi halinde dava açılmayacağı bilgisini vermiştir. Başvuranlar ödeme emrine  
uymamıştır.  
Müteakiben 3 Aralık 2001 tarihinde Savcı başvuranlar ve Demeğin diğer üyeleri  
hakkında bir iddianame hazırlamış, sanıkların İzmir Valiliğinin talimatına uymamaktan  
Demekler Kanununun 75. maddesi ve TCK’nın 119. maddesi gereği para cezasına  
çarptırılmalarını talep etmiştir. İddianame başvuranlara tebliğ edilmemiştir.  
26 Aralık 2001 tarihinde İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi duruşma yapmaksızın  
başvuranlar ve diğer sanıkları atılı suçlardan mahkum etmiş ve bir ceza kararnamesi ile her  
birini 213,548,4002 TL para cezasına çarptırmıştır. Başvuranlar ve diğer sanıklar karara itiraz  
etmiştir.  
1Sözkonusu tarihte yaklaşık 100 Euroya eşdeğer.  
2 Sözkonusu tarihte yaklaşık 167 Euroya eşdeğer.  
1
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE KARARI  
6 Ş u b a t 2 0 0 2 t a r i h i n d e İ z m i r C e z a M a h k e m e s i , i t i r a z ı d u r u ş m a y a p m a d a n r e d d e t m i ş ,  
başvuranlar cezayı ödemiştir.  
Müteakiben 16 Aralık 2002 tarihinde birinci başvuran Adalet Bakanlığı’na başvurarak  
dosyanın yazılı bir emir ile Yargıtay’a taşınmasını talep etmiştir.  
29  
Ocak 2003 tarihinde Adalet Bakanı yazılı bir emir yayımlamış ve Yargıtay  
Başsavcısına sözkonusu kararın iptalini istemesi talimatını vermiştir.  
14 N isan 2003 tarihinde Y argıtay İzm ir C eza M ahkem esi kararını bozm uş ve dava  
dosyası yeniden incelenmek üzere İzmir Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.  
İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi 14 Temmuz, 7 Ağustos ve 22 Ekim 2003 tarihlerinde üç  
duruşma yapmış, başvuranlar bunların hiçbirine katılmamıştır. Son duruşmada mahkeme, 24  
Nisan 2003 tarihinde 4854 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte başvuranların İzmir  
Valiliğinin emrine uymamaları nedeniyle aldıkları cezanın idari bir para cezası olarak  
sınıflandırılması nedeniyle görevsizlik kararı vermiştir. Bu duruşmalarda davalılar  
mahkemeye ifade vermemiştir.  
20  
Kasım 2003 tarihinde ikinci başvuranın avukatı kararı temyiz etmiş, 25 Şubat 2004  
tarihinde Yargıtay İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararım onamıştır. Dava dosyası İzmir  
Valiliği’ne gönderilmiştir.  
B. Savaşa Karşı Vicdani Retçiler Platformu hakkındaki kovuşturmalar  
Başvuranlar 9 Ekim 2001 tarihinde ABD’nin Afganistan’da yürüttüğü askeri  
operasyonları protesto etmek amacıyla ortak bir basın açıklaması yapmışlardır.  
Cumhuriyet Savcısı, 8 Kasım 2001 tarihinde Barışık’a ve 13 Kasım 2001 tarihinde  
Alpe gönderdiği yazı ile, “Savaşa Karşı Vicdani Retçiler Platformu” adlı yasadışı bir örgütün  
kuruluşuna yardımcı oldukları için ilgili Kanun’un 34. maddesi uyarınca haklarında işlem  
başlatıldığı bilgisini vermiştir. Savcı ayrıca başvuranların her birinin on gün içinde  
142,366,000 TL para cezası ödemeleri halinde dava açılmayacağım belirtmiştir.  
Ödeme yapılmaması üzerine Savcı bir iddianame hazırlayarak başvuranlar ve Derneğin  
beş yöneticisini Kanun’un 34. maddesini ihlal etmekle suçlamıştır. İddianame başvuranlara  
yine tebliğ edilmemiştir.  
31 A ralık 2001 tarihinde İzm ir S ulh H ukuk M ahkem esi kısa prosedürü uygulayıp  
başvuranları duruşma yapmadan mahkum etmiştir (dava no. 2001/2160). Bir ceza  
kararnamesi ile başvuranları kişi başı 213,548,400 TL artırılmış para cezasına çarptırmıştır.  
Ancak mahkeme cezaların infazına ilişkin 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca cezanın  
infazını durdurmuştur.  
Başvuranlar 18 Şubat 2002 tarihinde ceza kararnamesine itirazda bulunmuşlar,  
mahkumiyetlerinin ifade özgürlüklerini ihlal etmesi, iddianamenin kendilerine tebliğ  
edilmemesi ve mahkemenin ifadelerini almamış olmasından yakınmışlardır. 20 Şubat 2002  
tarihinde İzmir Ceza Mahkemesi yine duruşma yapmadan başvuranların itirazını reddetmiştir.  
2
(
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE KARARI  
HUKUK  
Olaylar ve hukuk açısından benzerlikleri itibariyle Mahkeme başvuruları birleştirmeyi  
uygun bulmaktadır.  
I. A ÎH S ’N İN 6 . M A D D E S İN İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I  
Başvuranlar AİHS’nin 6/1. maddesine dayalı olarak, cezai alanda kendilerine yöneltilen  
suçlamalar konusunda karar verilmek üzere yapılan davalarının adil ve açık görülmesi  
hakkından mahrum bırakılmaktan şikâyetçi olmuşlardır. Mahkemelerin davaları hakkında  
duruşma yapmadan karar verdiklerini vurgulamışlardır. Başvuranlar, ayrıca, Savcının  
hazırladığı iddianamenin kendilerine tebliğ edilmemiş olmasından dolayı haklarındaki  
suçlamalardan hemen haberdar olmamaları nedeniyle AİHS’nin 6/3 (a) maddesinin ihlal  
edildiğini iddia etmişlerdir. Son olarak, AİHSnin 6/3. maddesinin (b) ve (d) bentleri  
bağlamında tanıkların incelenmesi de dahil olmak üzere karşı görüş ve delil sunma  
haklarından mahrum bırakılmalarından şikâyetçi olmuşlardır.  
6 . m ad d en in ilg ili k ısm ı şu şek ild ed ir:  
“ 1 . H e r k e s ... c e z a i a la n d a k e n d is in e y ö n e ltile n s u ç la m alar konusunda karar verecek olan ... bir  
mahkeme tarafından davasının ... hakkaniyete uygun ... olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.  
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:  
(b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;  
(d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı  
koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istem ek;...”  
A. K a b u l e d i l e b i l i r l i ğ e il iş k in  
Hükümet başvuranların ikinci kısım yargılama çerçevesinde iç hukuk yollarını  
tüketmemiş olduklarını savunmuştur. Bu bağlamda birinci kısım yargılama sürecinin sonunda  
birinci başvuranın Adalet Bakanlığına başvurarak davanın Bakan tarafından Yargıtay’a  
taşınmasını talep ettiğini hatırlatmışlardır. Bakan talebe uymuş ve sonuç olarak dava  
Yargıtay’a taşınmıştır. Hükümetin görüşüne göre başvuranlar, aynı prosedürü ikinci kısım  
yargılamada uygulamamış olmaları nedeniyle AÎHS’nin 35/İ. maddesi bağlamında iç hukuk  
yollarını tüketmiş sayılamazlar.  
Mahkeme, Hükümetin belirttiği yolun Türk hukukunda olağandışı bir yol olduğunu  
dikkate alır. CMUK’un 343. maddesine göre ancak Yargıtay Başsavcısı, Adalet Bakam’nın  
resmi talimatıyla bir davayı Yargıtay’a taşıyabilir. Dolayısıyla sözkonusu hukuk yolu davaları  
görülen insanlar için doğrudan erişilebilir değildir. Sonuç olarak uluslararası hukukun genel  
olarak kabul edilen kuralları dikkate alındığında AİHS’nin 35/1. maddesi gereklerine  
uyulması için sözkonusu yola başvurulması zorunlu değildir (bkz. Öztürk - Türkiye [BD], no.  
22479/93). Buna göre Mahkeme, Hükümetin ön itirazını reddeder.  
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da  
,
BARIŞIK VE ALP - TÜRKÎYE KARARI  
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B . E s a s  
/. Genel ilkeler  
Mahkeme, duruşmaların açık olarak yapılmasının 6/1. maddede öngörülen vazgeçilmez  
ilkelerden biri olduğunu hatırlatır. Bu kamuya açık nitelik, tarafları adaletin kamu denetimi  
olmaksızın uygulanmasına karşı korur. Bu, aynı zamanda halkın mahkemelere karşı güvenini  
sağlayan unsurlardan biridir. Kamuya açıklık, adaletin uygulanmasını şeffaf hale getirerek,  
güvence altına alınması tüm demokratik toplumların ilkelerinden biri olan, 6/1. maddenin  
(adil yargılanma) hedefine ulaşılmasına hizmet eder (bkz. diğerleri yanında Stefanelli - San  
Marino, n o . 3 5 3 9 6 /9 7 ).  
(
Mahkeme, bir bütün olarak değerlendirildiğinde 6. maddenin sanığın ceza davasına  
etkili olarak katılma hakkını güvence altına aldığını hatırlatır. Bu, genel olarak sadece  
duruşmalarda yer alma hakkını değil, aynı zamanda gerektiğinde adli yardım alma ve davayı  
etkili bir şekilde takip etmeyi içerir. Sözkonusu haklar çekişmeli davanın özünde zımnen yer  
alır ve aynı zamanda 6/3..maddenin (c) ve (e) bentlerinde belirtilen taahhütlerden çıkarılabilir  
(bkz, diğerleri yanında Stanford- İngiltere, A S erisi n o . 2 8 2 -A ).  
Ayrıca 6/1. madde birinci derece mahkemesi kararım temyiz hakkını güvence altına  
almamaktadır. Ancak iç hukukun temyiz hakkı tanıdığı durumlarda temyiz yargılaması da  
mahkeme sürecinin devamı olarak kabul edilmekte ve dolayısıyla 6. maddeye tâbi olmaktadır  
(.Delcourt - Belçika, A Serisi no. 11).  
2. Sözkonusu ilkelerin somut davaya uygulanması  
Mahkeme, somut davada genel olarak olayların örtüşen niteliği ve 6/3. maddenin  
bentlerinin birinci paragrafta öngörülen genel hakkaniyet güvencesinin özel yönleri olarak  
görülebilmesi nedeniyle başvuranların şikâyetlerini 6/1. madde bağlamında ele almayı uygun  
bulmaktadır.  
Mahkeme öncelikle 30 Haziran 2004 tarihli kararda Anayasa Mahkemesinin açık  
duruşmadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkım ihlal ettiğine hükmederek eski Ceza  
Kanununun 390/3. maddesini Anayasaya aykırı bularak feshetmiş olduğunu dikkate alır.  
Ayrıca 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Ceza Kanunu ve CMUK ile birlikte  
ceza kararnamesi çıkarılması uygulaması sona ermiştir.  
Ancak Mahkeme, olayların meydana geldiği tarihte geçerli ilgili iç hukuk kuralları  
gereği, başvuranların yargılaması sırasında açık duruşma yapılmadığını gözlemlemektedir.  
Hem ceza kararnameleri ile başvuranları para cezasına çarptıran İzmir Sulh Hukuk  
Mahkemesi hem itirazlarını inceleyen İzmir Ceza Mahkemesi, kararlarını dava dosyalarında  
yer alan belgeleri temel alarak vermişlerdir. Sadece İzmir Cumhuriyet Savcısı Kasım 2001’de  
başvuranların ifadesine başvurmuştur. Başvuranlara davalarının görüldüğü mahkemelerde  
bizzat ya da bir avukatla kendilerini savunma imkânı tanınmamıştır. Bu nedenle Mahkeme,  
başvuranların cezai kovuşturmayı etkili olarak takip edemedikleri görüşündedir. Adalet  
Bakanı’nin 29 Ocak 2003 tarihindeki yazılı emri ile başlayan müteakip sürece ilişkin olarak  
ise Mahkeme, yargılama sırasında başvuran ve diğer sanıklardan savunma ifadeleri  
4
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE KARARI  
a l ı n m a d ı ğ ı n ı , b u n u n d a ö n c e k i n o k s a n l a r ı d ü z e l t e m e d i ğ i v e y a t e l a f i e d e m e d i ğ i n i k a y d e d e r  
( b k z , d i ğ e r t a r a f t a n Şentuna - Türkiye, no. 71988/01).  
Y u k a rıd a k iler ışığ ın d a M a h k em e, a d li m a k a m la r ta ra fın d a n ta k ip ed ilen u su lü n  
b a şv u ra n la rın sa v u n m a h a k la rım ta m o la ra k k u lla n m a la rın ı en g elled iğ in e v e y a rg ıla m a y ı  
a d a le t s iz h a le g e t ir d iğ in e k a r a r v e r m iş t ir .  
S o n u ç o l a r a k A İ H S ’ n i n 6 / 1 . m a d d e s i i h l a l e d i l m i ş t i r .  
II. A İH S’N İN 41. M A D D E SİN İN U Y G U L A N M A SI  
AİHS’nin 41, maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun surette, zarar gören tarafın tazminine hükmeder ”  
A. T a z m i n a t  
B a şv u r a n la r k işi b a şı 4 2 7 .0 9 Y T L m a d d i, 1 5 ,0 0 0 E u r o m a n e v i ta z m in a t ta le p  
etm işlerd ir.  
H ü k ü m e t ta le p le r e itir a z e tm iştir .  
M addi tazm inata ilişkin olarak M ahkem e, A İH S’nin 6. m addesine uyum lu bir yargılam a  
y a p ı l m a s ı d u r u mu n d a s o n u c u n n e ş e k i l d e o l a c a ğ ı n a i l i ş k i n f i k i r y ü r ü t e m e y e c e ğ i n i k a y d e d e r .  
B u n a g ö r e b a ş v u r a n la r a b u b a ş lık a ltın d a ö d e m e y a p ıla m a y a c a ğ ın ı d e ğ e r le n d ir ir  
(Karahanoğlu ~ Türkiye, no. 74341/01).  
M a h k e m e a y r ıc a ih la l te sp itin in b a şv u r a n la r ta r a fın d a n u ğ r a n m ış o la b ile c e k tü m m a n e v i  
zararların adil tazm ini için kendi başına yeterli olduğu görüşündedir.  
B . Y a r g ı l a m a m a s r a f v e g i d e r l e r i  
B a şv u r a n la r a y n ı z a m a n d a a v u k a tlık ü c r e tle r i iç in 4 ,0 0 0 E u r o , A ÎH M ö n ü n d e k i  
m asraflar için de 300 Euro talep etm işlerdir.  
H ü k ü m e t ta le p le r e itir a z e tm iş tir .  
AİHM’nin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı v e miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
S o m u t d a v a d a b a ş v u r a n l a r t a l e p  
e t t i k l e r i  
ma s r a f l a r ı  
g e r ç e k t e n  
y a p t ı k l a r ı n ı  
k a n ıtla y a m a m ış la r d ır . B u n e d e n le b u b a ş lık a ltın d a ö d e m e y a p ılm a y a c a k tır .  
BARIŞIK VE ALP - TÜRKİYE KARARI  
B U G E R E K Ç E L E R E D A Y A N A R A K A İH M O Y B İR L İĞ İY L E ,  
1. Başvuruların birleştirilmesine;  
2 . B a ş v u r u la r ın k a b u le d ile b ilir o ld u ğ u n a ;  
3 . A İH S ’n in 6 /1 . m a d d e sin in ih la l e d ild iğ in e ;  
4 . İ h l a l t e s p i t i n i n b a ş v u r a n l a r t a r a f ı n d a n u ğ r a n m ı ş o l a b i l e c e k t ü m m a n e v i z a r a r l a r ı n a d i l  
t a z m i n i i ç i n k e n d i b a ş ı n a y e t e r l i o l d u ğ u n a ;  
5. A dil tazm ine ilişkin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşb u k a ra r İn g ilizce o la ra k h a zırla n m ış v e A İH M İç T ü zü ğ ü 5 n ü n 7 7 . m a d d esin in 2 v e 3 .  
p aragrafları u yarın ca 27 K asım 2007 tarih in d e yazılı olarak teb liğ ed ilm iştir.  
S. Dö l l e  
F. T u l k e n s  
K âtip  
B a şk a n  
6