Belirtilen gerekçeler ışığında, başvurana yüklenen suçlamaların somut olgulara dayalı
istenilen düzeyde olduğu neticesi çıkmaktadır. Hürriyetten yoksun bırakma şüphelerin teyit
edilmesine veya uzaklaştırılmasına yöneliktir. Diğer yandan, dava dosyasından ilgilinin
tutuklanması veya polis yerel şubelerinde gözaltına alınması sırasında alınan bu tedbirleri
doğrulayıcı gerekçelerin bıldirilmediğine dair hiçbir unsur yer almamaktadır (Bkz. Güler-
Tüıkiye kararı, no: 49391/99, 28 Haziran 2001).
Başvurunun bu bölümünün dayanaktan yoksun olması nedeniyle AÎHS’nin 35 §§ 3. ve 4,
maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekir,
B . İç h u k u k y o lla rın ın tü k etilm em esi lıa k la n d a
Hükümet iç hukuk yollan tüketilmediğinden AİHM’den 5, maddeye yönelik yapılan
şikayetleri reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümet başvuranın CMUK’un 128 § 4.
maddesine dayalı olarak serbest bırakılma talebinde bulunabileceğini belirtmektedir.
AİHM, mevcut davanın özel koşullarında bu sorunun 5 § 4. madde bakımından yapılan
şikayetin esasına doğrudan dayalı olduğuna ve davanın bu aşamasında bu şikayetin
incelemesinin ayrı tutulamayacağına itibar etmektedir. Bu durumda, davanın esasına ilişkin
bu şikayetlerle ilgili iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin bilinmesi gerekmektedir.
Tarafların mahkemeye sunduğu kanıtların bütünü ışığında, AİHM, yapılan şikayetlerin
davanın bu aşamasında çözümlenemeyecek hukuka ve olaylara yönelik karmaşık sorunları
ortaya çıkardığını belirterek, bunların esastan incelenmesi gerektiğine ve yapılan şikayetlerin
AİHS’nin 35 § 3 maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığına karar vermiştir. Başka hiçbir
kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.
I I . A İ H S ’N İ N 5 § § 3 . V E 4. M A D D E L E R İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I
HAKKINDA
Başvuran gözaltı süresinin uzunluğundan ve hürriyetinden yoksun bırakmanın yasallığına
karşı çıkacak bir başvuru yolunun bulunmadığından şikayetçi olmaktadır.
A. Gözaltı süresinin uzunluğu
Hükümet, başvuranın gözaltı süresinin o dönemde yürürlükte bulunan yasaya uygun olduğunu
savunmakta, 17 Ekim 2001 tarihinde gerçekleştirilen anayasal değişiklikten bu yana gözaltı
süresinin hiçbir durumda dört günü geçmediğini sözlerine eklemektedir.
AİHM, başvuranın gözaltı süresinin tutuklandığı 9 Nisan 2001 tarihinde başlayıp, tutuklu
yargılama kararı veren yetkili hakim karşısına çıkarıldığı 17 Nisan 2001 tarihinde sona
erdiğini not etmektedir. Bu süre sekiz gündür.
AİHM, 5 § 3. maddede belirlenen kati sınırların ötesinde, teröre karşı işlenen kolektif suçların
cezalandırılması amaçlansa dahi hukuki denetim olmaksızın ..gözaltı süresinin dört gün altı
saat olarak belirlendiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, §
6 2 ) .
AİHM, başvuranların «yetkili bir hakim önüne» çıkarılmaksızın sekiz gün süreyle tutulu
bulundumlmasını kabul edememektedir (Bkz. Ataoğlu-Türkiye karan, 20 Ekim 2005).
3