ꢀ2  
ღ ꢀA ꢀღ  
ღ ꢀ  
ღ ꢀ  
ღ ꢀ BBBBBBBBBBBBBB  
COUNCIL  
O F E U R O P E  
*
AVRUPA  
KONSEYİ  
*
E U R O P E A N C O U R T O F H U M A N R I G H T S  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
NAİME DOĞAN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE  
( B a ş v u r u m . 76091/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
17 Tem m uz 2007  
Bu karar AÎHSnin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.  
Ancak; şekle ilişkin değişiklikyapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI  
USUL  
Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Naime Doğan, Semray Doğan, Osman Zeki Doğan,  
Tülay Doğan ve Şenay Çabuk (“başvuranlar”) adlı beş Türk vatandaşı tarafından, 6 Eylül  
2 0 0 1 ta r ih in d e A v m p a İ n s a n H a k la n M a h k e m e s i’ n e y a p ıla n b a ş v u r u d a n ( n o . 7 6 0 9 1 /0 1 )  
kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Başvuranlar sırasıyla 1919, 1948, 1949, 1953 ve 1956 doğumlu olup Türkiye’nin farklı  
şehirlerinde yaşamaktadır.  
Başvuranların selefi Haşan Fehmi Doğan, Manavgat’ta bir arsanın sahibiydi. 27 Kasım  
1 9 5 9 t a r i h i n d e a r s a s ı n ı k a n u n s u z o l a r a k i ş g a l e t t i ğ i n i i d d i a e t t i ğ i b e l l i ü ç ü n c ü ş a h ı s l a r a l e y h i n e  
Manavgat Hukuk Mahkemesi’nde bir dava açmıştır. Kanunsuz müdahalenin durdurulmasını  
talep etmiştir.  
1 9 6 5 y ılın d a y e tk ilile r ta ra fın d a n b ö lg e d e k a d a stro ç a lışm a la rın ın b a şla tılm a sıy la  
mahkeme 16 Temmuz 1965 tarihinde görevsizlik kararı vererek davayı konuyla ilgili Özel  
yetkisi bulunan Manavgat Tapulama Mahkemesi’ne sevketmiştir.  
Kadastro çalışması arsayı altı parsele ayırmış, bu parsellerin mülkiyeti başvuranların  
selefi ve araziyi işgal edenler arasında ayrı ayrı dava konusu olmuştur. 1967 yılında tapulama  
mahkemesi 6 davayı birleştirmiştir.  
Dava sürecinde bir yandan başvuranların selefi yeni parsellerin halihazırda kendi adına  
tescil edilmiş olan tek bir arsaya tekabül ettiğini, diğer yandan davalılar, ihtilaflı arsanın  
tamamını önceki yasal sahibinden satm almış olmaları nedeniyle tapu kayıtlarının yeni  
parsellerle ilgisi olamayacağını iddia etmiştir.  
27 Mart 1987 tarihinde Tapulama Mahkemesi başvuranların selefi lehinde karar vermiş  
ve altı parselin de adına tescil edilmesi talimatını vermiştir.  
Ancak 25 Ekim 1988 tarihinde Yargıtay davanın olay incelemesinin yetersiz oluşu  
gerekçesiyle sözkonusu kararı bozmuştur.  
27  
Haziran 1989 tarihinde Tapulama Mahkemesi yargılamayı tekrar başlatmış, 31  
Temmuz 1990 tarihinde Yargıtay’ın kararma uymaya karar vermiştir. Buna göre mahkeme,  
daha geniş bir olay incelemesi yapmıştır.  
Karara rağmen aym mahkeme 9 Ekim 1990 tarihinde bir duruşma yapmış ve Yargıtay’ın  
kararına uyulup uyulmamasına karar vermek amacıyla yeni bir duruşma yapılmasına  
(görünüşe göre ikinci kez) karar vermiştir.  
4 A ralık 1990 tarihinde yapılan sonraki duruşm ada T apulam a M ahkem esi Y argıtay’ın  
kararına uymaya bir kez daha karar vermiştir.  
1
NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI  
3 Eylül 1991 - 17 Temmuz 2002 tarihleri arasında her iki-üç ayda bir duruşma  
yapılmıştır. Ancak bazı duruşmalar başka bir yargıç başkanlığında yapılmıştır.  
3 Eylül 1991 tarihli duruşmada mahkeme 11 Kasım 1991 tarihinde bir keşif yapmaya  
karar vermiştir.  
17 M art 1992 tarihinde m ahkem eye dört ay içinde ikinci kez yeni bir yargıç atanm ıştır.  
Yargıç, davaya aşina olmaması nedeniyle keşfi ertelemiştir. 1992 yılı sonuna kadar yargıç üç  
defa daha değişmiş ve duruşmalar genellikle yeni yargıçların davayla ilgili bilgi sahibi  
olmalarıyla geçmiştir.  
Mahkemenin çeşitli defalarda keşif planlamasına rağmen bilirkişiler ve tanıklara tebligat  
yapmak için gerekli mahkeme pulunun bulunmayışı, tarafların belli harçları ödememesi,  
başvuranların tanıklarım keşif yerine getirmemesi, tarafların keşfe katılmamaları, yargıcın  
yıllık izni, konuyla ilgili tanıkların bulunmayışı, hava muhalefeti, yerel bir tanığın rahatsızlığı,  
mahkemenin uygun yeni tanıklar araştırması, birikmiş duruşmalar nedeniyle mahkemenin  
zaman azlığı ve davalıların disiplinsiz ve mahkemenin asayişini bozan davranışları gibi çeşitli  
nedenlerle ertelenmiştir. Bu süreç boyunca davaya başkanlık eden yargıç yine en az dört defa  
değiştirilmiştir.  
Yeniden planlanan keşif sonunda 24 Eylül 1998 tarihinde yapılmıştır.  
29  
Aralık 1998 tarihli duruşmada taraflar son görüşlerini sunmuşlardır. Bu tarihten 17  
Temmuz 2002 tarihine kadar mahkeme toplam 15 duruşma gerçekleştirmiştir. Belirtilen  
tarihte yapılan son duruşmada Tapulama Mahkemesi başvuranların talebini reddetmiştir.  
11  
Kasım 2002 tarihinde başvuranlar temyiz başvurusu yapmıştır. Yargıtay 12 Temmuz  
2005 tarihinde bir duruşma yapmıştır.  
26 Aralık 2006 tarihinde Yargıtay, Tapulama M ahkem esinin kararını onamıştır.  
26 Mart 2007 tarihinde başvuran Yargıtay’a gönderilmek üzere Manavgat Tapulama  
Mahkemesine bir dilekçe sunmuş, Yargıtay’ın hukuki ve usule dayalı muhakemeden yoksun  
bir karar vermiş olduğu gerekçesiyle 26 Aralık 2006 tarihli kararın düzeltilmesini talep  
etmiştir. Başvuranın 25 Haziran 2007 tarihli mektubuna göre dava halen Yargıtay’da  
sürmektedir.  
HUKUK  
I. A İH S N İN 6 § 1 M A D D E S İN İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I  
Başvuranlar, yargılama süresinin ilgili kısmı aşağıda verilen AİHS’nin 6 § 1 maddesinde  
öngörülen “makul süre” şartına uymamış olmasından şikâyetçi olmuştur:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan ...bir  
mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet iddiaya itiraz etmiştir.  
2
NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI  
Dikkate alınması gereken süre Türkiye’nin bireysel başvuru hakkını tanıdığı 28 Ocak  
1 9 8 7 ta rih in d e b a ş la m a k ta d ır. D a v a d o s y a s ın d a m e v c u t b ilg ile re g ö re n ih a i k a ra r, 1 3 Ş u b a t  
2007 tarihi itibariyle başvuranlara tebliğ edilmemiş olduğundan dava halen devam etmektedir.  
Sözkonusu tarih itibariyle dava iki derecede yirmi yıldan fazla sürmüştür. Ne var ki 1987  
yılından itibaren geçen sürenin uygunluğu değerlendirilirken davanın o anki durumu dikkate  
alınmalıdır. Bu bağlamda Mahkeme davanın 1959 yılından beri yani yukarıda belirtilen  
bireysel başvuru hakkının tanınmasından önce yirmi sekiz yıl daha ulusal mahkemelerde  
sürmüş olduğunu kaydeder.  
A . K a b u le d ile b ilirlik  
Mahkeme, başvurunun AİHSnin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeder. Başvuru, başka gerekçelerle de kabuledilmez değildir. O halde  
kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.  
B . E s a s  
Mahkeme yargılama süresinin uygunluğunun davanın şartlan ışığında ve davanın  
karmaşıklığı, başvuran ve ilgili mercilerin tutumu ve ihtilafta yer alan başvuran için neyin  
tehlikede olduğu kriterlerine bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğer  
birçok içtihat yanında Frydlender - Fransa [BD], 30979/96).  
Mahkeme, somut davadakine benzer hususları barındıran davalarda sıklıkla AİHS’nin 6  
§ 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Frydlender, yukarıda anılan).  
Kendisine iletilen tüm delilleri inceleyerek Mahkeme, Hükümetin somut davada  
kendilerini farklı bir sonuca götürecek herhangi bir gerekçe ya da ikna edici savı ortaya  
koymamış olduğunu değerlendirmektedir. Bu konudaki içtihadını dikkate alarak Mahkeme  
somut davada, yargılama süresinin haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını yerine  
getiremediğini değerlendirmektedir.  
Bu nedenle 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.  
I I . A İ H S N İ N 4 1 . M A D D E S İ N İ N U Y G U L A N M A S I  
AİHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarmm ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, M ahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. T a z m i n a t  
Başvuranlar 557,000 Euro maddi, 35,000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.  
Hükümet, taleplerin aşın ve temelsiz olduğunu ifade etmiştir.  
3
NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARARI  
Mahkeme, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensellik bağı  
kılamamaktadır. Bu nedenle talebi reddeder. Ancak başvuranların bir miktar manevi zarara  
uğramış olduklarım değerlendirir. Eşitlikçi bir yaklaşımla bu başlık altında müşterek olarak  
18, 000 Euro ö d e n m e s in i u y g u n bulur.  
Ayrıca Mahkeme, somut davada olduğu gibi yargılama süresinin haddinden fazla ve  
AİHSnin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” şartına aykırı olduğunda sözkonusu  
davalardaki müteakip ivedilik ve bunların mümkün olan en kısa zamanda çözüme  
kavuşturulmasının prensipte ihlale karşı uygun bir telafi olarak tanındığını  
değerlendirmektedir.  
B . M a h k e m e m a s r a f l a r ı  
Başvuranlar ayrıca AİHM önündeki masraflara karşılık olarak 5,000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, başvuranların taleplerini belgelerle desteklememeleri nedeniyle bu başlık  
altında tazminata hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.  
AİHM’nin içtihadına göre bir başvuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmış ise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada elindeki bilgileri ve yukarıdaki ölçütleri göz önünde bulundurarak AİHM,  
AİHM önündeki yargılama sırasında uğranan masraflara karşılık olarak başvuranlara  
müştereken 1,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
C, G ecikm e faizi  
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermiştir.  
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AÎHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2 . A İH S n in 6 § 1 m a d d e s in in ih la l e d ild iğ in e ;  
3. (a) Sorum lu D evlet’in başvuranlara m üşterek olarak, A İH S’nin 44 § 2. m addesi uyarınca  
kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde aşağıdaki miktarları, ödeme gününde  
geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilerek:  
(i) 18,000 E uro (on sekiz bin Euro) manevi tazm in at,  
(ii) m ahkem e m asrafları için 1,000 Euro (bin Euro);  
(iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’mn kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4 . B a ş v u r a n l a r ı n a d i l t a z m i n t a l e b i n i n k a l a n k ı s m ı n ı n r e d d i n e  
4
NAİM E DOĞAN VD. - TÜRKİYE KARAR]  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Ttizüğlfnün 77 §§ 2, ve  
Temmıız 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
. maddeleri uyarınca 17  
S. Dö l l e  
F. Tu l k e n s  
Kâtip  
Başkan  
5