͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞  
͑
௔ ͑  
௔ ͑  
͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞ ͞  
C O N S E I L D E + +  
AVRUPA  
L ' EUROP E  
*
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
MUT- TÜRKİYE DA VASİ  
(B a ş v u r u no: 42434/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
1 1 N i s a n 2 0 0 6  
İşbu karar AÎHS 'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (42434/98) başvuru noTu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaşı Rıdvan Mutun (başvuran) 15 Mart 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesinin (AÎHS) eski 25. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na  
(Komisyon) yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) Diyarbakır Barosu  
avukatlarından M.Beştaş tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Başvuran, başvurunun yapıldığı sırada Diyarbakır Cezaevinde bulunmaktadır.  
Başvuran 1991 tarihinde, PKK’ya katılarak gerilla eğitimi almıştır.  
(
Başvuran, Körfez savaşı nedeniyle Irak sınırında konuşlanan Türk askeri birliklerinin  
varlığından istifade ederek, 8 Kasım 1992 tarihinde, Gülyazı garnizonuna giderek silahını  
gü^nlik güçlerine teslim etmiştir. Başvuran, aynı gün gözaltına alınmıştır.  
20  
Kasım 1992 tarihinde, başvuran hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Başvuran, 3  
Aralık 1992 tarihinde tahliye edilmiştir.  
1 9  
Ocak 1993 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcısı başvurana  
dava açarakO Devlet’in toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerin cezalandırılmasını  
öngören, Türk Ceza Kanunu’un (TCK) 125. maddesi uyarınca başvuranın cezalandırılmasını  
talep etmiştir.  
Başvuran, 30 Eylül 1996 tarihinde PKK aleyhine yürütülen bir operasyon  
çerçevesinde dokuz şüpheli ile birlikte yakalanmıştır.  
Başvuran, 4 Ekim 1996 tarihinde, DGM hakimi karşısına çıkarılmıştır. Aynı gün,  
yokluğunda verilen tutuklama kararı kendisine tebliğ edilmiş ve başvuran yeniden  
hapsedilmiştir.  
^
Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Aralık 1997 tarihli iddianamesinde dosya göz önüne  
alındığında, başvuran tarafından yapılan eylemin, TCKnın 125. maddesi uyarınca değil de,  
yasadışı silahlı örgüte üye olunmasını suç sayan 168 § 2. maddesi uyarınca değerlendirilmesi  
gerektiğini belirtmiştir.  
Aralarında askeri hakimin de bulunduğu DGM, 17 Aralık 1997 tarihinde, 19 Ocak  
1 9 9 3 t a r i h l i i d d i a n a m e d e y e r a l a n o l a y l a r n e d e n i y l e , b a ş v u r a n ı b e ş y ı l o n a y h a p i s c e z a s ı n a  
mahkum etmiştir.  
Başvuran, 18 Aralık 1997 tarihinde, DGM kararım temyiz etmiştir. 20 Mart 1998  
tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı görüşlerini yazılı olarak sunmuştur. Yargıtay  
Cumhuriyet Başsavcısının görüşleri başvurana tebliğ edilmemiştir.  
Yargıtay, 8 Temmuz 1998 tarihli bir kararla temyiz edilen kararı onamıştır.  
2
HUKUK AÇISINDAN  
I . A İ H S ’N İ N 6 . M A D D E S İ ’ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I H A K K I N D A  
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme”  
tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır.  
Başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısinın tebliğnamesinin kendisine tebliğ  
edilmediğinden adil olarak yargılanmadığından şikayetçi olmaktadır.  
Bu itibarla başvuran, AÎHS’nin 6, maddesine atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
ç
Hükümet, 22 Haziran 1999 tarihli yasal ve anayasal düzenlemeyle, DGM’lerin  
yapısında değişiklik yapıldığını, DGM’lerin bağımsızlık ve tarafsızlıklarına ilişkin sorunun  
çözüme kavuşturulduğunu belirtmiş ve başvuranın bu şikayete ilişkin hukuki bir menfaatinin  
bulunmadığını ifade etmiştir.  
AÎHM, Hükümet tarafından kendisine iletilen bilgileri not etmektedir. AÎHS’ye göre,  
DGMlerin kuruluşuna ve işleyişine ilişkin Kanunun düzenlenmesini öngören yasal  
değişiklikler yapılmıştır. Bununla birlikte, AİHM’nin mevcut davaya ilişkin koşullan tespit  
etme yükümlülüğü bulunmaktadır (Nikolava-:Bulgaristan, 25 Mart 1999, Derleme 1999-11, s.  
256, § 52). AİHM, ceza davasının başlangıcından sonuna yani 1993 tarihinden 1997 tarihine  
kadar, Diyarbakır DGMnın bünyesinde bir askeri hakim bulunduğunu gözlemlemektedir.  
AÎHM, başvuranın şikayetleriyle ilgili olarak, hiçbir kabul edilebilirlik gerekçesiyle  
karşılaşamadığım tespit etmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve  
esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmiştir.  
B . E s a s h a k k ı n d a  
(
î. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AİHM, daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve  
bunların AÎHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (bkz.  
adıgeçen Özel, § § 3 3 -3 4 , v e Özdemir no:59659/00 ,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).  
AÎHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen ve  
cezalandırılan suçlardan Ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanan başvuranın,  
aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe  
duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik  
Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı  
almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin  
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere  
dayandığı kabul edilebilir (Incal -Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Hükümler ve  
Kararlar 1998-IV, s. 1573, § 72).  
3
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,  
AİHSnin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı  
sonucuna varmıştır.  
2. Y a rgıla m a n ın a d illiğ i ko n u su n d a  
Hükümet bir ihlalin varlığına karşı çıkmaktadır.  
AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve  
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil bir  
yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılmayacağım hatırlatır.  
Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının  
ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer  
şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-  
Tiirkiye kararı, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45; Yargıtay  
Cumhuriyet Başsavcısının teblığnamesinin tebliğ edilmemesi konusunda, bkz. Işık-Tiirkiye,  
no: 50102/99, §§ 38-39, 5 Haziran 2003;  
II. AİHSNİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. M a d d i v e M a n e v i T a z m i n a t  
Başvuran, 42.000 Euro (kırk iki bin) değerinde maddi ve manevi zarara uğradığını  
iddia etmektedir.  
Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHSnin ihlal edilmemiş olması  
halinde Devlet Güvenlik Mahkemesindeki davanın sonucun ne olacağına dair spekülasyon  
yapılamayacağını belirterek, başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığına  
karar vermiştir (Bkz, Flndlay-Birleşlk Krallık, 25 Şubat 1997, Derleme 1997-1, s.284, § 85).  
Manevi tazminata ilişkin olarak ise AÎHM mevcut davada ihlal tespitinin, adil tazmin  
için başlı başına yeterli olduğu kanaatine varmıştır {Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).  
B . M a s r a f v e H a r c a m a l a r  
Başvuran, yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için  
4.685 Euro (dört bin altı yüz seksen beş) talep etmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda AÎHM,  
başvurana tüm masraflar için 2.200 (iki bin iki yüz) Euro ödenmesinin makul olduğuna karar  
vermiştir.  
C . G e c ik m e F a iz i  
AİHM, Avrupa Merkez Bankasımn marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. A İH Snin 6. m addesine ilişkin şikayetlerin kabul edilebilir olduğuna;  
2 . D e v l e t G ü v e n l i k M a h k e m e s i n i n b a ğ ı m s ı z v e t a r a f s ı z b i r m a h k e m e n i t e l i ğ i n d e n  
yoksun olması nedeni ile AİHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3 . A d il y a rg ıla n m a y a iliş k in ş ik a y e tin in c e le n m e s in in gerekli olmadığına;  
4 . a ) İ l ı l a l k a r a r ı t e s p i t i n i n , a d i l t a z m i n i ç i n b a ş l ı b a ş ı n a yeterli olduğuna;  
b) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, döviz kum üzerinden Y.T.L. ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü  
vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana masraf ve harcamalar için  
2.200 Euro (iki bin iki yüz) ödenmesine;  
c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankasinın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5 . A d i l t a z m i n e i l i ş k i n d i ğ e r t a l e p l e r i n reddine;  
karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5