AİHM, başvuranın şikayetlerinin bilhassa AİHS’nin 6/1 maddesinin uygulama alanına girdiği
kanaatindedir.
Hükümet, nihai iç hukuk kararının, başvuramn tapu tahsis belgesi edinebileceğini
öngörmediğini savunmaktadır. Ulusal mahkemeler, yapının amacının belli olmadığı gerekçesi
ile idari kararı iptal etmişlerdir. Hükümet’e göre, nihai iç hukuk kararı yalnızca ihtilaf konusu
idari kararı iptal etmiş ve başvuran, 2981 sayılı Kanun ile öngörülen yeniden dava açma
hakkım kullanmıştır. İdari makamlar, birçok kez başvuranın talebini yeniden incelemiş ve
reddetmişlerdir.
Ayrıca Hükümet, idarenin, Didim Belediyesi’nden başvurana bir taşınmaz verilmesini talep
ettiğini ve Belediye’nin bu konuda çaba gösterdiğini savunmaktadır.
Başvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir. Başvuran, 1978 yılından beri ihtilaflı
taşınmaz üzerindeki yapıya sahip olduğunu ancak lehine verilen nihai iç hukuk kararını yerine
getirtecek hiçbir yolun bulunmadığım ileri sürmektedir.
AİHM, karar ne olursa olsun bir mahkeme kararının icrasının AİHS’nin 6/1 maddesi
kapsamındaki “yargılamanın” parçası olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatmaktadır
(_Hornsby-Yıınanistan, 1 9 M art 1 9 9 7 v e Bourdov-Rusya, başvuru no: 59498/00). Sözleşmeye
taraf bir ülkenin iç hukukunun nihai ve zorunlu bir yargı kararının veya nihai karar
beklenirken alınan geçici bir kararın, taraflardan birinin hilafına yerine getirilmemesine imkan
sağlamış olsaydı AİHS’nin 6/1 maddesi ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı
hayali olurdu. Davacının medeni hakları açısından sonucu belirleyici olan bir davada, idari
merciler bağlamında sözkonusu değerlendirmeler, daha çok önem taşımaktadır (Hornsby).
Mevcut davada, AİHM, 6 Ekim 1994 tarihli kararın, başvurana yapısı için tapu tahsis belgesi
verilmesini reddeden idarenin kararını iptal ettiğini ve Danıştay’ın, 14 Kasım 1995 tarihli
kararında idare tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddettiğini gözlemlemektedir. AİHM,
yetkili makamların başvuranların talebini incelemiş olsalar bile incelemelerinin hukuki
kararlar bütünü ile sınırlandığını gözlemlemektedir. Mevcut davada, AİHM, idari makamlar
tarafından gösterilen çabaya rağmen, nihai ve icraya konulabilen hukuki kararların, 14 Kasım
1 9 9 5 ta r ih in d e n itib a r e n y a n i o n b e ş y ıld a n f a z la b ir s ü r e d ir y e r in e g e tir ilm e d e n k a ld ığ ın ı
belirtmektedir. Sözkonusu ihmal, AİHM’yi, mevcut davada alman nihai hukuki kararlara
uygun hareket etmek için gerekli tedbirleri almayarak, Türk makamlarının, AİHS’nin 6/1
maddesini her türlü faydadan yoksun bıraktıklarını düşünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
L Maddi tazminat
Başvuran, maddi tazminat olarak, ihtilaflı taşınmazın üzerinde 30 m2lik yapısının olduğu
kısmının (yani 400 m2) malikliğini, ifadelerine göre, on beş yıl boyunca almış olacağı kira
gelirlerine tekabül eden 84.000 Türk Lirası’nın (yaklaşık 40.775 Euro) ödenmesini ve
taşınmazın değeri ile almış olacağı kira miktarına tekabül eden 334.000 TL (yaklaşık 162.135