ღꢀ ꢁ ꢀღ  
ღꢀ  
A
A
B B B B B B B B B B B B B B B  
C O N S E I L  
D E L ’E U R O P E  
*
^
AVRUPA  
KONSEYİ  
*
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
NURTEN YAVUZ -TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:14295/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
îşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14295/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaşı  
Nurten Yavuzun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Nisan 2005 tarihinde  
İnsan Haklan ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan  
Haklan Sözleşmesi - AÎHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
OLAYLAR  
I . D A V A N I N K O Ş U L L A R I  
Başvuran 1950 doğumludur ve Aydm’da ikamet etmektedir.  
Olayların meydana geldiği dönemde, başvuran, aslında Hazine’ye ait olan 49.100 m2 yüz  
ölçümündeki 1017 numaralı parselden 400 m2 lik bir alanın sahibiydi. Karakuyu Mevkii  
Yenihisar’da bulunan sözkonusu taşınmaz üzerinde, 30 m2lik bir gecekondu inşa edilmiştir.  
Belirtilemeyen bir tarihte, başvuran, tapu tahsis belgesi almak için malmüdürlüğüne (idare)  
başvuruda bulunmuştur. Başvuran, kanuna aykırı olarak inşa edilen yapıların muhafaza  
edilmesi, düzenlenmesi, ıslah edilmesi ve yıkılmasına ilişkin önlemleri öngören, imar ve  
gecekondu mevzuatına aykırı yapılanma ile ilgili 24 Şubat 1984 tarihli ve 2981 sayılı Af  
Kanununu temel almıştır.  
14 A ralık 1992 tarihinde, idare başvuranın talebini reddetm iştir.  
6 E k im 1994 t a r ih i n d e , A y d ı n İ d a re M a h k e m e s i , s ö z k o n u s u k a r a rı i p t a l et m i şt ir . M ah k e m e y e  
göre, 1017 numaralı parsel üzerinde bulunan 30 m2 lik yapısı için başvuranın tapu tahsis  
belgesi elde etmek için Af Kanunu ile öngörülen koşullan yerine getirip getirmediğinin teyit  
edilmesi gerekli ve yeterliydi. Mahkeme idarenin, yasa ile öngörülen böyle bir kriter  
bulunmadığı halde kararım sözkonusu yasanın amacına dayandırdığını ve idarenin, sözkonusu  
amacın yeterince açıklanmadığını belirttiği gerekçesi ile başvuranın talebini reddettiğini  
belirtmiştir.  
14 K asım 1995 tarihinde, D anıştay, idare tarafından yapılan tem yiz başvurusunu reddetm iştir.  
Danıştay, 2981 sayılı Af Kanununun 8 ve 14 (f) maddeleri ışığında, gecekondularının  
yapımlarını bitiren kişilerin sözkonusu Af Kanunundan yararlanabileceğinin açık olduğunu  
gözlemlemiştir. Danıştay, ihtilaf konusu kararın konuya ilişkin hükümlere uygun olmadığı ve  
idarenin, temelleri biten ihtilaf konusu yapının “işyeri olarak” kullanılacağını ortaya  
koymadığı gerekçesi ile reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşmıştır.  
Taraflar karar düzeltme başvurusunda bulunmamışlardır ve başvuran lehine verilen karar  
nihai hale gelmiştir.  
1 7 M ay ıs 1 9 9 6 tarih in d en 8 K asım 2 0 0 4 tarih in e k ad ar b aşv u ran , fark lı m ak am lara so n u çsu z  
kalan çok sayıda başvuruda bulunmuştur.  
-17 Mayıs 1996 ta rih in d e başvuran, H a z in e ’den nihai iç hukuk k ararın ı yerine getirm esini  
talep etmiştir;  
1
1 Temmuz 1999 tarihinde başvuran, Maliye Bakanhğı’ndan nihai iç hukuk kararını  
yerine getirmesini talep etmiştir;  
24 Ocak 2000 tarihinde, başvuran, iç hukukta yapılan değerlendirmeler göz önüne  
alındığında, Hazine’den nihai iç hukuk kararını yerine getirmesini istemiştir;  
7 H a z i r a n 2 0 0 2 t a r i h i n d e , b a ş v u r a n , n i h a i i ç h u k u k k a r a r ı n ı y e r i n e g e t i r m e y i  
reddettikleri gerekçesi ile Malmüdüriüğü’nde çalışan görevliler hakkında şikayette  
bulunmuştur;  
4 Ağustos 2003 tarihinde, Didim Kaymakamlığı, soruşturma yapılmasına izin  
verilmemesi kararı almıştır;  
26 Şubat 2004 tarihinde, Bölge îdare Mahkemesi, Kaymakamlığın kararını iptal  
etmiştir;  
12 Tem m uz 2004 tarihinde, A ydın C um huriyet Savcılığı, takipsizlik karan verm iştir;  
18 Ekim 2004 tarihinde, Nazilli Ağır Ceza M ahkem esi, takipsizlik kararm a karşı  
başvuranın başvurusunu reddetmiştir;  
8 Kasım 2004 tarihinde, Ağır Ceza M ahkemesi karan başvurana tebliğ edilmiştir.  
Ayrıca, farklı idari makamlar aşağıdaki rapor ve kararları kabul etmişlerdir.  
Maliye Bakanlığının talebi üzerine, 19 Şubat 1999 tarihinde, Milli Emlak Denetmeni  
Ş.V. , başvuranın, 28 Eylül 1984 tarihinde sözkonusu yasa çerçevesinde 1017  
numaralı parsel üzerinde 30 m2lik taşınmaz için başvuruda bulunduğunu tespit eden  
bir rapor düzenlemiştir. Milli Emlak Denetmeni Ş.V., Milli Emlak Genel  
Müdüıiüğünün kararına göre, Didim Belediyesi tarafından ıslah imar planı yapılmış  
veya yapılacak bir yere ihtilaftaşınmazın gerektiği sonucuna ulaşmıştır.  
26 Mart 1999 tarihinde, çok sayıda belgeyi temel alan Milli Emlak Genel Müdürlüğü,  
başvuranın, vergi beyannamesine göre 1978 tarihinde edindiği gecekondunun  
devrinin, 2981 sayılı yasaya aykırı olduğu sonucuna ulaşmıştır.  
13 Aralık 2001 tarihinde, M illi Emlak Kontrolörü, C.D., raporunda, başvuranın 1979  
tarihinden müracaat tarihine kadar ihtilaflı parsel üzerinde gecekondu veya gecekondu  
temeline sahip olmadığı gerekçesi ile 2981 sayılı Kanun çerçevesinde hak sahibi  
olarak düşünülemeyeceği ve sözkonusu gecekondudan farklı veya ikinci bir  
gecekonduya (veya gecekondu temeline) sahip olduğunu gösteren güçlü emarelerin  
bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.  
21 O cak 2002 tarihinde, A ydın V aliliği’ne gönderilen bir m ektupta, M illi E m lak  
Genel Müdürlüğü, 21 Ocak 2001 tarihli rapora dayanarak, ihtilaflı parselin  
malikliğinin Belediyeye devredilemeyeceğini kaydetmiştir.  
10 Tem m uz 2002 tarihli bir m ektupla, A ydın M illi Eğitim M üdürlüğü, D idim  
Malmüdüıiüğü’nü başvuranın komşu il olan Söke’de öğretmen olarak çalıştığı  
hususunda bilgilendirmiştir, Hükümet’e göre bu durum, başvuranın, Didim’de ikamet  
edemeyeceğini göstermiştir.  
-
D a v a n ın H ü k ü m e t’e te b liğ e d ilm e s in in a rd ın d a n , 1 7 N is a n 2 0 0 9 ta rih in d e , M illi E m la k  
Denetmeni, S.A, bir rapor düzenlemiştir. S.A, raporda, olayların meydana geldiği  
dönemde, mahkemenin, yeminli teknik bir büro tarafından düzenlenen belgeleri temel  
aldığım ancak, Milli Emlak Kontrolörü tarafından yapılan tespitlere göre, başvuranın,  
1 0 K a sım 1 9 8 5 ta rih in d e n ö n c e ih tila flı ta şın m a z ü z e rin d e , 3 0 m 2 lik y a p ıy a sa h ip  
olmadığı tespitinde bulunmuştur. Ayrıca Milli Emlak Denetmeni S.A., mahkeme  
kararının ardından, yetkili ulusal makamların davayı yeniden incelediklerini ve  
başvuranın, tapu tahsis belgesi alma hakkına ilişkin koşulları yerine getirmediğine  
karar verdiklerini belirtmiştir.  
Başvuranın halihazırda tapu tahsis belgesi bulunmamaktadır ve bu nedenle başvuran,  
sözkonusu taşınmaz üzerinde herhangi bir hak iddia edememektedir.  
HUKUK  
Başvuran, kendisine ihtilaflı taşınmaz için tapu tahsis belgesi verilmesi yönündeki nihai iç  
hukuk kararının ulusal makamlar tarafından yerine getirilmemesinden şikayetçi olmaktadır.  
I . K A B U L E D İ L E B İ L İ R L İ Ğ E İ L İ K Ş İ N  
Hükümet, altı ay süresine riayet edilmediğini savunmaktadır. Hükümet’e göre başvuran, 14  
Kasım 1995 tarihli Danıştay kararını izleyen altı ay süresi içerisinde AİHM’ye başvuruda  
bulunmuş olması gerekirken, başvurusunu, sözkonusu kararın tefhiminden dokuz yıldan fazla  
bir süre soma sunmuştur.  
Başvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir. Başvuran, lehine verilen kararın yerine  
getirilmesi için yetkili makamlara sonuçsuz kalan çok sayıda başvuru yaptığını ileri  
sürmektedir.  
AİHM, işbu dava ile benzerlikler gösteren davalarda benzer itirazları reddettiğini  
hatırlatmaktadır (bkz, örneğin, Lemke-Türkiye, başvuru no: 17381/02, 5 Haziran 2007 ve  
sözüedilen Yerlikaya). AİHM önceden ulaştığı sonuçlardan sapmak için hiçbir neden  
görememekte ve Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.  
II. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, kendisine tapu tahsis belgesi verilmesi yönündeki nihai iç hukuk kararının ulusal  
makamlar tarafından yerine getirilmemesinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran, AİHSnin 13.  
14. ve 1 N oT u E k Protokolün 1. m addesi ile birlikte A İH Snin 6/1 m addesine atıfta  
bulunmaktadır.  
3
AİHM, başvuranın şikayetlerinin bilhassa AİHS’nin 6/1 maddesinin uygulama alanına girdiği  
kanaatindedir.  
Hükümet, nihai iç hukuk kararının, başvuramn tapu tahsis belgesi edinebileceğini  
öngörmediğini savunmaktadır. Ulusal mahkemeler, yapının amacının belli olmadığı gerekçesi  
ile idari kararı iptal etmişlerdir. Hükümet’e göre, nihai iç hukuk kararı yalnızca ihtilaf konusu  
idari kararı iptal etmiş ve başvuran, 2981 sayılı Kanun ile öngörülen yeniden dava açma  
hakkım kullanmıştır. İdari makamlar, birçok kez başvuranın talebini yeniden incelemiş ve  
reddetmişlerdir.  
Ayrıca Hükümet, idarenin, Didim Belediyesinden başvurana bir taşınmaz verilmesini talep  
ettiğini ve Belediye’nin bu konuda çaba gösterdiğini savunmaktadır.  
Başvuran, sözkonusu argümanlara itiraz etmektedir. Başvuran, 1978 yılından beri ihtilaflı  
taşınmaz üzerindeki yapıya sahip olduğunu ancak lehine verilen nihai iç hukuk kararını yerine  
getirtecek hiçbir yolun bulunmadığım ileri sürmektedir.  
AİHM, karar ne olursa olsun bir mahkeme kararının icrasının AİHS’nin 6/1 maddesi  
kapsamındaki “yargılamanın” parçası olarak düşünülmesi gerektiğini hatırlatmaktadır  
(_Hornsby-Yıınanistan, 1 9 M art 1 9 9 7 v e Bourdov-Rusya, başvuru no: 59498/00). Sözleşmeye  
taraf bir ülkenin iç hukukunun nihai ve zorunlu bir yargı kararının veya nihai karar  
beklenirken alınan geçici bir kararın, taraflardan birinin hilafına yerine getirilmemesine imkan  
sağlamış olsaydı AİHSnin 6/1 maddesi ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı  
hayali olurdu. Davacının medeni hakları açısından sonucu belirleyici olan bir davada, idari  
merciler bağlamında sözkonusu değerlendirmeler, daha çok önem taşımaktadır (Hornsby).  
Mevcut davada, AİHM, 6 Ekim 1994 tarihli kararın, başvurana yapısı için tapu tahsis belgesi  
verilmesini reddeden idarenin kararını iptal ettiğini ve Danıştay’ın, 14 Kasım 1995 tarihli  
kararında idare tarafından yapılan temyiz başvurusunu reddettiğini gözlemlemektedir. AİHM,  
yetkili makamların başvuranların talebini incelemiş olsalar bile incelemelerinin hukuki  
kararlar bütünü ile sınırlandığını gözlemlemektedir. Mevcut davada, AİHM, idari makamlar  
tarafından gösterilen çabaya rağmen, nihai ve icraya konulabilen hukuki kararların, 14 Kasım  
1 9 9 5 ta r ih in d e n itib a r e n y a n i o n b e ş y ıld a n f a z la b ir s ü r e d ir y e r in e g e tir ilm e d e n k a ld ığ ın ı  
belirtmektedir. Sözkonusu ihmal, AİHM’yi, mevcut davada alman nihai hukuki kararlara  
uygun hareket etmek için gerekli tedbirleri almayarak, Türk makamlarının, AİHS’nin 6/1  
maddesini her türlü faydadan yoksun bıraktıklarını düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
L Maddi tazminat  
Başvuran, maddi tazminat olarak, ihtilaflı taşınmazın üzerinde 30 m2lik yapısının olduğu  
kısmının (yani 400 m2) malikliğini, ifadelerine göre, on beş yıl boyunca almış olacağı kira  
gelirlerine tekabül eden 84.000 Türk Lirası’nın (yaklaşık 40.775 Euro) ödenmesini ve  
taşınmazın değeri ile almış olacağı kira miktarına tekabül eden 334.000 TL (yaklaşık 162.135  
I
Euro) ödenmesini talep etmektedir. Başvuran, boş bir kağıda 400 m lik taşınmazın değerinin  
250.000 TL (yaklaşık 121.360 Euro) olduğunu belirten iki emlakçımn görüşünü dosyaya  
belge olarak eklemektedir.  
AİHM, mevcut davada, başvuran lehine verilen nihai iç hukuk kararlarının yerine  
getirilmemesi nedeniyle AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunduğunu  
hatırlatmaktadır. Ayrıca başvuran, 2981 sayılı Af Kanununun 8 ve 14, maddeleri ışığında,  
tapu tahsis belgesi almak için başvurunun ayrıntılı bir biçimde incelenmesinden yoksun  
bırakılmıştır. Sonuç olarak AİHM, 6 Ekim 1994 tarihinde nihai hale gelen karar uyarınca,  
başvuranın halen, başvurusunu incelettirme hakkı bulunduğu kanaatindedir. Ayrıca AİHM,  
AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlali için en uygun telafi biçiminin, başvuran için sözkonusu  
hükmün gerekleri yerine getirilmiş olsaydı içinde bulunacağı duruma olabildiğince tekabül  
eden bir durum yaratmak olduğu sonucuna ulaşmıştır (bkz, mııtatis, mııtcındis, sözü edilen  
Yerlikaya; , 26 Ekim 1984 ve Gençei-Türkiye, b aşv u ru n o : 5 3 4 3 1 /9 9 , 2 3 E k im 2 0 0 3 ). A İH M ,  
ihlal tespitleri göz önüne alındığında, sözkonusu ilkenin mevcut davaya uygulanabileceği  
kanaatindedir. Dolayısıyla AİHM, Savunmacı Devlet’in, gerekli tedbirlerle, 6 Ekim 1994  
tarihli Aydın İdare Mahkemesi’nin kararının (14 Kasım 1995 tarihinde nihai hale gelen), idare  
tarafından gerektiği şekilde yerine getirilmesini güvence altına alması gerektiği kanaatindedir.  
2. Manevi tazminat  
Başvuran, lehine verilen nihai kararın yerine getirilmemesi nedeniyle, maruz kaldığı manevi  
zararı 20.000 TL (yaklaşık 9.700 Euro) olarak açıklamaktadır.  
Hükümet, hiçbir belge ile desteklenmediklerini savunarak sözkonusu iddialara itiraz  
etmektedir.  
AİHSnin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak, AİHM, başvurana, 7.200 Euro  
manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
B . Y a r g ı l a m a m a s r a f v e g i d e r l e r i  
Başvuran, yargılama masraf ve giderleri için 56.000 TL (yaklaşık 27.185 Euro) talep  
etmektedir.  
AİHM yerleşik içtihadına göre, AİHSnin 41. maddesi uyarınca yargılama masraf ve  
giderlerinin geri ödenmesi, gerçekliğinin, gerekliliğinin ve oranlarının makul yapısının ortaya  
konmasını gerektirmektedir (latridis-Yunanİstan, (adil tatmin), başvuru no: 31107/96).  
AİHM, başvuranın iddialarının gerekli belgelerle desteklenmediğini gözlemlemektedir.  
Dolayısıyla, sözkonusu talebin reddedilmesi uygun olacaktır.  
C, Gecikme faizi  
AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nin marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.  
5
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2 . A Î H S ’ n i n 6 / 1 m a d d e s i n i n ihlal edildiğine;  
3. a) A İH S ’nin 44/2 m addesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde  
Savunmacı Devlet’in, gerekli tedbirlerle, 6 Ekim 1994 tarihli Aydın İdare Mahkemesi’nin  
kararının (14 Kasım 1995 tarihinde nihai hale gelen), idare tarafından gerektiği şekilde yerine  
getirilmesini güvence altına alması gerektiğine;  
b ) A y n ı s ü r e i ç e r s i n d e , ö d e m e t a r i h i n d e k i d ö v i z k u m ü z e r i n d e n Y e n i T ü r k L i r a s ı ’n a  
çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak,  
7.200 Euro (yedi bin iki yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4 . A d i l t a t m i n e i l i ş k i n d i ğ e r t ü m t a l e p l e r i n reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.