CONSEIL DE  
CONSEIL DE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
KONSEYİ  
AVRUPA  
L'EUROPE  
L'EUROPE  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
OKAY - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:6283/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
21 ARALIK 2006  
îşbu karar Sözleşmenin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ı
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 6283/02 başvuru noTu davanın nedeni bu ülke  
vatandaşı Mürsel Okay’ın (Başvuran) Avrupa însan Haklan Mahkemesi’ne 31 Ekim 2001  
tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AÎHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu  
başvurudur. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu  
avukatlarından S. Çınar tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1972 doğumlu başvuran Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından 10 Mayıs 2001 tarihinde yakalama  
ve gözaltına alma tutanağı düzenlemniş ve bu tutanak başvuran tarafından imzalanmıştır. Bu  
belgeye göre PKK’ya yardım ve yataklıkla suçlanan başvuran, 10 Mayıs 2001 tarihinde  
Bingöl ili Genç ilçesine bağlı Yeniyazı köyünde bu örgüte karşı yapılan bir operasyon  
sırasında saat 1:15 sularında yakalanmıştır. Bu tutanağa göre polisler başvuranın  
yakalanmasını gerçekleştirmek için kuvvete başvurmak zorunda kalmışlardır.  
Emniyet Müdürlüğü 12 Mayıs 2001 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi  
(DGM) Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan başvuranın gözaltı süresinin uzatılmasını istemiştir.  
Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün talebi kabul etmiş ve gözaltı süresini iki gün uzatmıştır,  
Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığınm talebi üzerine 14 Mayıs 2001 tarihinde  
DGM yedek hakimi, başvuranın hazır bulunmadığı bir sırada, gözaltı süresinin uzatılmasına  
karar vermiştir.  
Başvuran 16 Mayıs 2001 tarihinde avukatı ile görüşmüştür.  
Başvuran 18 Mayıs 2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiştir.  
Başvuran ifadesini verirken, kendisine atılı suçları inkar etmiş ve kötü muameleye maruz  
kaldığını savunmuştur. Başvuran, ayrıca polislerin baskı ve zorlaması ile gözaltında alman  
ifadesine itiraz etmiştir. Son olarak başvuran, yakalanırken mukavemet göstermediğini ileri  
sürmüştür.  
Yine aynı gün başvuran, DGM yedek hakimi önüne çıkarılmıştır. DGM yedek hakimi  
başvuranı sorgulamıştır. Başvuran kendisine atılı suçları inkar etmiş ve gözaltında polislerin  
baskı ve zorlaması ile alınan ifadesine itiraz etmiştir. Bu sorgulama sonucunda yedek hakim  
delil yetersizliğinden başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.  
Cumhuriyet Başsavcılığı 24 Mayıs 2001 tarihinde, başvuranı ve diğer iki kişiyi  
PKKya yardım ve yataklık yapmakla suçlamıştır.  
Başvuran 5 Mart 2002 tarihinde, ilk derece mahkemesi tarafından PKKya yardım ve  
yataklık yapmaktan üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
A. 5§3 Maddesine Dayandırılan Şikayet  
Başvuran, gözaltı süresinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHSnin 5§3 maddesini  
ileri sürmektedir.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.  
Bu davada AİHM, dava konusu gözaltının başvuranın yakalandığı 10 Mayıs 2001  
tarihinde başladığını tespit etmektedir. Başvuran ilk kez, DGM yedek hakimi önüne 18Mayıs  
2001 tarihinde çıkarılmıştır. Böylece başvuranın hakim önüne çıkarılmadan önceki gözaltı  
süresi sekiz gündür.  
Oysa Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık davasında, AİHM, adli denetim olmaksızın  
gözaltında geçirilen dört gün altı saatlik sürenin, teröre karşı toplumu koruma amacı gütse de,  
5§3 maddesi tarafından belirlenen süre sınırlarım aştığına karar vermiştir (Bkz. Maçın).  
Dolayısıyla AİHM, başvuranın hakim önüne çıkarılmadan sekiz gün boy-  
unca gözaltında tutulmasının gerekli olduğunu kabul edemez.  
AİHSnin 5§3 maddesi ihlal edilmiştir,  
B. 5§4 Maddesine Dayandırılan Şikayet  
Başvuran, gözaltının yasaya uygunluğu hakkında dava açmasını sağlayacak  
başvuru yolunun bulunmamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran 5§4 maddesini ileri  
sürmektedir.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.  
AİHM, daha önce adıgeçen Öcalan kararında Hükümet’in sunduğu adli kararları  
inceledikten sonra, tutulu bulundurmanın yasaya uygunluğu hakkında Ceza Muhakemeleri  
Usulü Kanunu’nun 128§4 maddesi uyarınca ulusal hakimin gerçekleştirdiği denetimde iki  
nedenle 5§4 maddesinin gerekliliklerine riayet edilmediğine kanaat getirdiğini  
hatırlatmaktadır. Bir yandan bu kararların hiçbirinde ulusal hakim, yasal sürenin geçtiğini ve  
gözaltı süresinin uzatılmasını gerekli kılan Cumhuriyet Başsavcılığı kararının olmadığım  
tespit etmesine rağmen, ilgililerin serbest bırakılmasına karar vermemiş ve ilgilileri ilgilileri  
tutuklanmalarına karar veren hakimin önüne çıkarmakla yetinmiştir. Diğer taraftan  
Hükümet’in belirttiği adli kararların verildiği yargılamaların hiçbirinde, gözaltmdaki şüpheli  
hakim önüne çıkarılmamış ve hakim sadece dosya üzerinden davaya bakmıştır.  
Mevcut davada AİHM, farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe görmemek-  
tedir. Dolayısıyla AİHS’nin 5§4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
C. 5§5 Maddesine Dayandırılan Şikayet  
Başvuran, gözaltı süresinden dolayı tazminat hakkının olmadığım iddia etmektedir.  
Başvuran AİHSnin 5§5 maddesini ileri sürmektedir.  
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmekte ve tazminat elde edilmesine yönelik 466 sayılı  
Kanun tarafından öngörülen başvuru yolunu ileri sürmektedir.  
AİHM, Hükümet’in belirttiği 466 sayılı Kanunu ileri sürülerek, 5§5 maddesinde yer  
verilen tazminatın elde edildiğini gösteren hiçbir yargı örneğinin dosyada bulunmadığını  
belirtmektedir. Dolayısıyla dava koşullarında 5§5 maddesinin güvence altına aldığı hak,  
yeterli kesinlik derecesinde etkili bir şekilde kullanılması sağlanmamıştır (Bkz. Sakık ve  
diğerleri ve Mehmet Mübarek Küçiik-Tiirkiye, no: 7035/02).  
Dolayısıyla AİHS’nin 5§5 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AÎHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuran, maddi tazminat adı altında 5.761 Euro istemektedir. Başvuran  
ayrıca manevi tazminat olarak 10.000 Euro istemektedir.  
Hükümet, bu iddialara itiraz etmektedir.  
AİHM, dosyadan maddi zararın bulunduğunun açıkça ortaya çıkmadığını tespit  
etmekte ve bu bakımdan tazminat ödenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.  
AİHM, manevi zarar konusunda başvurana 2.500 Euro ödenmesinin makul  
olduğuna kanaat getirmektedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran, 157 Euro çeviri ücreti, 98 Euro posta ücreti, 23 Euro faks ücreti ve 3.000  
Euro avukat ücreti olmak üzere toplam 3.278 Euro istemektedir.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir,  
AİHM içtihadına göre bir başvuran gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları  
ortaya konulduğu sürece masraf ve harcamaların ödenmesini sağlayabilmektedir. Bu davada  
yukanda belirtilen kriterleri ve elinde bulunan unsurları gözönüne alarak AİHM, AİHM  
önünde yapılan masraf ve harcamalar için başvurana 1.800 Euro ödenmesinin makul  
olduğuna kanaat getirmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AÎHM, Avrupa Merkez Bankası’nin marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHSnin 5§3 maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AÎHSnin 5§4 maddesinin ihlal edildiğine;  
4
t
3. AİHS’nin 5§5 maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından  
başvuran, manevi tazminat için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ve masraf ve harcamalar için  
1.800 (bin sekiz yüz) Euro’nun miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak  
ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
karar vermiştir,  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesine  
uygun olarak 21 Aralık 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
5