ღꢀ ꢁ ꢀღ  
ღꢀ  
ღꢀ  
ღ ꢀ  
ꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢂꢀ  
C O N S E I L D E ^  
LEUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
*
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ONARAN- TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:6S344/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
5 H a z i r a n 2 0 0 7  
İşbu karar AİHSnin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (65344/01) başvuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaşı Nevzat Onaran’m (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 1  
Aralık 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
A .  
D a v a K o ş u lla r ı  
“Çağdaş Hukukçular Demeği” üyesi olan başvuran, düşünce suçu nedeniyle bazı  
düşünürlerin mahkum edilmesini protesto etmek amacıyla, 1 Eylül 1995 tarihinde İzmir’de  
düzenlenen bir konferansa sırasında “İzmir Savaş Karşıtları Demeği” başkam Osman Murat  
Ülke tarafından yapılan bir basın açıklamasını içeren “düşünce özgürlüğü” isimli bir bildiri  
yayınlamıştır. Başvuran 23 Temmuz 1999 tarihinde bu bildirileri, İstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi önünde dağıtmış ve İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Başsavcısı’na başvurarak vicdani retçiîerle dayanışma içerisinde olduğunu belirtmiştir.  
(
5 Ekim 1999 tarihli bir iddianameyle Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcısı, halkı  
askerlik hizmetinden soğutmak amacıyla telkinatta bulunmak suçundan başvuranın, Türk  
Ceza Kanunu’nun 155. maddesi uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir.  
Başvuran, Ankara Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi önünde suçsuz  
olduğunu belirtmiştir. Başvuran Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi önünde görülen  
davanın hakkaniyete uygun olarak görülmediğini belirtmiş ve ifade özgürlüğünü dile getirerek  
TCKnin 155. maddesinin anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.  
Ankara Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi, 1 Şubat 2000 tarihinde başvuranı  
5 Ekim 1999 tarihli iddianameye dayanarak iki ay hapis ve 2.620.000 Türk Lirası (olayların  
meydana geldiği dönemde yaklaşık 2,30 Euro) ağır para cezasına mahkum etmiştir. Ankara  
Genel Kurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi karar gerekçelerinde ifade özgürlüğünün, suçun  
önlenmesi ve kamu düzeni ile ahlakın korunması amacıyla bir takım sınırlamalara tabi  
tutulabileceğini belirtmiştir.  
(
Temyiz edilen karar 16 Mayıs 2000 tarihinde Yargıtay tarafından onanmıştır. Yargıtay  
kararı Ankara Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’nde bulunan dosyaya eklenmiş ve  
2 Haziran 2000 tarihinde tarafların dikkatine sunulmuştur.  
Çağdaş Hukukçular Demeği’ne gönderilen 15 Kasım 2002 tarihli yazıda Ankara  
Valiliği, başvuranın mahkum edilmesi nedeniyle 2908 sayılı Dernekler Kanunu’nun 4.  
maddesi uyarınca dernek bünyesindeki faaliyetlerine son verilmesini talep etmiştir. Çağdaş  
Hukukçular Derneği Yönetim Kurulu 30 Kasım 2002 tarihinde başvuranın demek üyeliğinden  
çıkarılmasına karar vermiştir. Bu karar 30 Haziran 2003 tarihinde başvurana bildirilmiştir.  
Başvuruda belirtilmeyen bir tarihte başvuran kendisine verilen para cezasını ödemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
2
I . A İ H S ’ N İ N 6 . M A D D E S İ N İ N İ H L A L E D İ L D İ Ğ İ İ D D İ A S I H A K K I N D A  
Başvııran kendisini yargılayan Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nin bünyesinde,  
atamalarını gerçekleştiren Genelkurmay Başkanlığına ve Savunma Bakanlığının emir ve  
talimatlarına bağlı olarak hareket eden iki askeri hakim ve subay bulunması sebebiyle bu  
mahkemenin bağımsız ve tarafsız sayılamayacağım iddia etmektedir. Bununla ilgili olarak  
başvuran, sivil bir vatandaş olarak askerlerden oluşan bir mahkeme önünde yargılanmış  
olmasının AİHS’nin 6 § I. maddesinin ihlali anlamına geldiğini ileri sürmektedir.  
A . K a b u led ileb ilirlik H a k k ın d a  
Hükümet başvurunun gecikmiş olarak yapıldığını belirtmektedir. Hükümet’e göre, altı  
aylık sürenin başlangıç tarihi olarak, Yargıtay’ın nihai kararını verdiği 16 Mayıs 2000  
tarihinin alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvuru en geç 16 Kasım 2000 tarihinde  
yapılmalıydı ve bu haliyle başvuruda, AİHSnin 35 § 1. maddesi ile öngörülen altı aylık süre  
ihlal edilmiştir.  
AİHM, bir başvuranın nihai iç hukuk kararının bir örneğinin kendisine res’en tebliğ  
edilmesi hakkına sahip olduğu durumda, altı aylık sürenin, kararın bir kopyasının başvurana  
tebliğ edildiği tarihten itibaren başladığının kabul edilmesinin, AİHS’nin 35 § 1. maddesinin  
amacına ve konusuna daha uygun olacağı yönündeki içtihadım hatırlatmaktadır (Bkz. Worm-  
Avusturya, 29 A ğustos 1997 tarihli karar, D erlem e K ararlar ve H üküm ler), O ysa ki m evcut  
davada olduğu gibi iç hukukta tebliğin öngörülmediği durumlarda AİHM, karara  
ulaşılabileceği yani tarafların kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olabilecekleri tarihin  
dikkate alınması gerektiği kanaatindedir (Bkz., özellikle Papachelas-Yunanistan, no:  
31423/96).  
AİHM mevcut davada, Yargıtay’ın 16 Mayıs 2000 tarihli kararının, 2 Haziran 2000  
tarihinde Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi kalemine iletilerek tarafların bilgisine  
sunulmuştur. Başvuran ise altı aydan kısa bir süre önce yani 1 Aralık 2000 tarihinde AİHM’ye  
başvurmuştur. Bu nedenle ön itirazın reddedilmesi uygun olacaktır.  
AİHM bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını tespit etmektedir. AİHM başvuruda başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşmamaktadır. Bu nedenle başvurunun kabuledilebiür ilan edilmesi uygun olacaktır.  
B . E s a s H a k k ı n d a  
AİHM, buna benzer şikayetlerin dile getirildiği pek çok dava incelemiş ve bunlar  
AİHSnin 6 § 1, maddesinin ihlali yönünde sonuçlanmıştır {Ergin (No:6) kararı),  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, askeriyeye karşı yasal bir  
zorunluluğu bulunmayan başvuranın (Bkz. a contrario, Önen-Tiirkiye (karar), 32860/96, 10  
Şubat 2004), askerlik hizmetine karşı propaganda yapılmasına ilişkin suçlara bakan askeri  
hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu  
kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Genelkurmay Askeri Mahkemesinin davanın gerekçesine  
yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı olarak kaygı  
duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı  
3
yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul edilebilir  
(mutatis mutandis, Incal -Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar ve Ergin (no:6J).  
Bu nedenle AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran hakkında verilen ceza mahkumiyetinin, AİHS’nin 9. ve 10. maddelerim ihlal  
ettiğini ileri sürmektedir. AÎHM bu şikayetleri yalnızca 10. madde bakımından incelemeye  
karar vermiştir.  
A. K a b u l e d i l e b i l i r l i k H a k k ın da  
AİHM bu şikayetin AİHSnin 35 § 3. maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını tespit etmektedir. AİHM başvuruda başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşmamaktadır. Bu nedenle başvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.  
B. Esas Hakkında  
AİHM dava konusu mahkumiyet kararının, AÎHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence  
altına alman ifade özgürlüğü hakkma yönelik bir müdahale teşkil ettiği hususunun taraflar  
arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtmektedir. AİHS’nin 10 § 2. maddesi uyarınca  
müdahalenin yasa ile öngörüldüğüne ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç  
güttüğüne yönelik bir itirazda bulunulmamıştır (Yağmurdereli-Tiirkiye, no: 29590/96, 4  
Haziran 2002), AİHM bu değerlendirmeyi kabul etmektedir. Bu durumda anlaşmazlık,  
müdahalenin “demokratik bir toplumda” gerekli olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
Hükümet başvuranın mahkum edilmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğunu  
belirtmektedir. Zira sözkonusu bildiride yer alan ifadeler, halkı Türkiye’de zorunlu olan  
askerlik hizmetini yapmamaya teşvik edici niteliktedir.  
AİHM daha önce bu davanmkine benzer sorulan gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve bunların sonucunda AİHSnin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır  
(Bkz., özellikle, Ergin (no:6), Ceylan-Türkiye, n o : 2 3 5 5 6 / 9 4 , Öztürk-Türkiye, no: 22479/93,  
İbrahim Âksoy-Tiirkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000, Karkın-Tiirkiye,  
no: 43928/98, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-Tiirkiye, no: 27528/95, 2 E kim 2003),  
AİHM mevcut davayı içtihatları ışığı ışığında incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı  
şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AÎHM bildiride  
kullanılan kelimeler ile bunların kullanıldığı bağlamı özel olarak dikkate almıştır. Bu nedenle  
incelemesine sunulan davayı çevreleyen koşulları gözönünde bulundurmuştur.  
AİHM, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Mahkemesi’nin dava konusu bildirinin kamu  
düzenine ve kamu ahlakına aykırı ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini tespit etmektedir.  
AİHM ulusal mahkemelerin kararlarında yer alan gerekçeleri inceleyerek bunların  
başvuranın ifade özgürlüğü hakkma müdahaleyi haklı göstermeye yeterli görülemeyeceği  
sonucuna varmıştır (Bkz., mutadis nmtandis, Sürek-Tiirkiye (no:4), no: 24762/94, 8 Temmuz  
1 9 9 9 ) . A Î H M , ö z e l l i k l e s ö z k o n u s u b i l d i r i d e y e r a l a n b a z ı i f a d e l e r i n , a s k e r l i k h i z m e t i n e k a r ş ı  
düşmanca bir tutuma teşvik etse de, ne şiddet kullanmaya ne silahlı direnişe ne de  
4
başkaldırmaya teşvik edici nitelikte olduğunu tespit etmiş ve bunun kine teşvik edici bir  
söylem olmamasının, göz önünde bulundurulması gereken esas unsur olduğu kanaatine  
varmıştır (Bkz,, a contrario, Sürek-Türk'ıye (no: 1), no: 26682/95, Ergin (no:6), ve Gerger-  
Türkiye, no: 24919/94, 8 T em m uz 1999).  
AİHM, bir müdahalenin orantılı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğinde, verilen  
cezaların ağırlığının da göz önünde bulundurulacak unsurlar olduğunu hatırlatmaktadır.  
Mevcut davada başvuranın hapis cezasına ve para cezasına mahkum edilmiş olması  
hedeflenen meşru amaçlarla orantısız olmakta ve bu noktada “demokratik bir toplum” için  
gerekli olmamaktadır.  
Bu nedenle A İH S ’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHSNİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, AÎHMye gönderilen 22 Mart 2003 tarihli yazıda Çağdaş Hukukçular  
Derneği bünyesindeki faaliyetlerine son verilmiş olmasının, AİHS’nin 11. maddesi ile  
güvence altına alınan dernek kurmak özgürlüğüne yönelik bir müdahale teşkil ettiğini ileri  
sürmektedir.  
AİHM başvuranın faaliyetlerine son verilmesi işleminin, 2908 sayılı Demekler  
Kanununun 4. maddesi uyarınca TCKnın 155. maddesi bakımından mahkum edilmiş  
olmasının doğrudan bir sonucu olduğunu tespit etmektedir.  
AİHSnin 10. maddesine ilişkin tespit dikkate alındığında AİHM, mevcut davada bu  
maddenin ihlal edilip edilmediğinin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına karar vermiştir.  
IV. AİHSNİN 41. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
A . T a z m i n a t  
Başvuran maddi ve manevi tazminat olarak 10.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, aşırı olduğunu belirttiği bu rakamlara itiraz etmektedir.  
AİHM, 1 Şubat 2000 tarihli kararla başvurana verilen cezanın, AİHSnin Î0. maddesi  
bakımından tespit edilen ihlalin doğrudan bir sonucu olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle  
başvuran tarafından ödenen rakamın tamamının başvurana iade edilmesi uygun olacaktır zira  
Hükümet bu tutarın ödenmediği hususu ile ilgili olarak herhangi bir bilgi vermemiştir. Sonuç  
olarak hakkaniyete uygun olarak AİHM elindeki mevcut unsurlar doğrultusunda başvurana  
maddi tazminat olarak 2,30 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
AİHM ayrıca başvurana manevi tazminat olarak 2.000 Euro ödenmesinin uygun  
olacağı kanaatindedir (karşılaştırın Ergin (no:6) kararı ile).  
AİHM’ye göre bir mahkumiyet kararının, AİHS bakımından tarafsız ve bağımsız  
olmayana bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun  
tazminin, başvuranın gecikmeksizin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden  
yargılanması olacağı kanaatine varmıştır (Öcalan-Türkiye, no: 46221/99).  
5
B . M a sra f v e H a rca m a la r  
Başvuran aynı zamanda AİHM ve yerel mahkemeler önünde masraf ve harcamalar  
için 3.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
AİHM’nin içtihadı uyarınca ancak gerçekten yapılan masraf ve harcamalar geri  
ödenebilmektedir. Mevcut davada AİHM, başvuranın avukatı tarafından gerçekleştirilen  
çalışmaya ilişkin bir dekont sunmadığı ve yaptığını iddia eden masrafları belgelendirmediği  
için iddialarını ayrıntılı olarak sunmadığını tespit etmektedir. Bununla birlikte başvuranın  
başvurusunun yapılması amacıyla bir takım masraflar yapmış olabileceğini tahmin etmektedir  
bu nedenle başvurana hakkaniyete uygun olarak 1.000 Euro tutarında adli yardım ödenmesine  
karar vermiştir. AİHM bu rakamın başvurana ödenmesine karar vermiştir.  
€. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankasınm marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2 . A İ H S ’ n in 6 § 1 . m a d d e s in in ihlal edildiğine;  
3. A İH S ’nin 10. m addesinin ihlal edildiğine;  
4 . A ÎH S ’n in 1 1 . m a d d e sin e ilişk in o la ra k d ile g e tirile n itira z ın a y rıc a in c e le n m e sin in  
gerekli olmadığına;  
5. a) A İH S ’nin 44 § 2. m addesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kum üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından başvurana:  
i . m a d d i t a z m i n a t o l a r a k 2 , 3 0 E u r o ( i k i e u r o o t u z s a n t i m ) Ödenmesine;  
i i . m a n e v i t a z m i n a t o l a r a k 2 . 0 0 0 E u r o ( i k i b i n E u r o ) ödenmesine;  
iii.masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
iv. y u k a r ı d a k i m i k t a r l a r ı n h e r t ü r l ü v e r g i d e n muaftutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
6. A dil tazm ine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;  
Karar vermiştir.  
6
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77 §§ 2 ve 3 maddesi  
gereğince 5 Haziran 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
(
(
1