-----------------------  
-----------------------  
C O U N C I L  
^
^
AVRUPA  
O F E U R O P E  
*
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
ORMANCI VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE  
(Başvuru no. 43647/98)  
KARAR  
STRAZBURG  
21 Aralık 2004  
Bu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır.  
Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Ormancı ve Diğerleri -Türkiye Davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci D aire),  
Sn. J. -P. COSTA, Başkan,  
Sn. A.B. BAKA,  
Sn. R. TÜRMEN,  
Sn. K. JUNGWIERT,  
Sn. M. UGREKHELIDZE,  
Sn. A. MULARONI,  
Sn. E. FURA-SANDSTRÖM, yargıçlar  
ile Bölüm Sekreteri Sn. S. DOLLE'un katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Heyeti  
olarak toplanmış,  
27 Kasım 2003 ile 30 Kasım 2004 tarihlerinde yapılan gizli müzakereler sonucunda, yukarıda  
son anılan tarihte benimsenmiş olan aşağıdaki karara varmıştır:  
USULİ İŞLEMLER  
1. Dava, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (“Sözleşme”) eski 25. maddesi uyarınca  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Haklan M ahkemesine beş Türk vatandaşı,  
Fatma Ormancı, Mehmet Ormancı, Gönül Ormancı, Cengiz Ormancı, ve Bilgen Ormancı  
(“başvuranlar”) tarafından 13 Temmuz 1998 tarihinde yapılan başvurudan (no. 43647/98)  
kaynaklanmaktadır.  
2. Başvuranlar Ankara’da çalışan bir avukat olan Dinçer Söğütlü tarafından temsil edilmiştir.  
Türk Hükümeti (“Hükümet”), AİHM önündeki dava işlemleri için Ajan tayin etmemiştir.  
3. Başvuranlar AİHSnin 6 § 1 maddesi uyarınca tazmin işlemlerinin uzun sürmesinden  
şikayetçi olmuştur.  
4. Başvuru, AİHSnin 11 sayılı Protokolünün (Protokol No. l l ’in 5 § 2 maddesi) yürürlüğe  
girdiği 1 Kasım 1998 tarihinde AİHM ye iletilmiştir.  
5. Başvuru AİHM nin Üçüncü Dairesine verilmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü Madde 52 § 1). Bu  
Daire içerisinde Madde 26 § 1 uyarınca davayı görecek olan Daire (AİHSnin 27 § 1 maddesi)  
oluşturulmuştur.  
6. AİHM, 1 Kasım 2001’de Dairelerinin yapısını değiştirmiştir (Madde 25 §1). Bu dava yeni  
oluşturulan Üçüncü D aireye verilmiştir.  
7. Mahkeme 27 Kasım 2003 tarihli kararıyla başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.  
8. Başvuran ve Türk Hükümeti esasa ilişkin görüşlerini bildirmiştir (Madde 59 § 1).  
9. 1 Kasım 2004te yeni oluşturulan İkinci Daire’ye iletilmiştir.  
OLAYLAR  
I. DAVA ŞARTLARI  
10. Başvuranlar sırasıyla 1952, 1979, 1981, 1983 ve 1985 yıllarında doğmuştur ve  
Kahramanmaraşta yaşamaktadırlar.  
11. Başvuranların Kahramanmaraştaki köyüne 15Nisan 1991’de teröristler tarafından baskın  
düzenlenmiş ve aralarında ilk başvuranın kocası ve diğer başvuranların babası olan A. O.’nun  
da bulunduğu köyün erkeklerini öldürülmüştür.  
12. Başvuranlar 15 Nisan 1992’de Ankara İdare Mahkemesinde İçişleri Bakanlığı (bundan  
böyle “davalı” olarak anılacaktır) aleyhine, Devletin vatandaşlarının canım ve güvenliğini  
koruma sorumluluğunu yerine getirmediğini iddia eden bir dava açmıştır. Mahkemenin  
kendilerine A.Onun ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermesini  
talep etmişlerdir.  
13. Dava, 29 Nisan 1992 tarihinde davalıya bildirilmiştir.  
14. Davalı, 28 Mayıs 1992’de Mahkemeye görüşlerini bildirmiştir. 16 Haziran 1992’de  
görüşler başvuranlara gönderilmiştir.  
15. Başvuranlar, 22 Haziran 1992de davalının görüşlerine yanıt vermiştir. Başvuranların  
yanıtı 20 Ağustos 1992’de davalıya iletilmiştir.  
16. 15 Eylül 1992 tarihinde davalı ek görüşlerini iletmiştir. Bu görüşler 29 Eylül 1992’de  
başvuranlara bildirilmiştir.  
17. 21 Şubat 1994 tarihinde Ankara İdare Mahkemesi tarafların görüşlerini inceledikten sonra  
ratione loci yetkisizlik kararı vermiş ve dava dosyasını Gaziantep İdari Mahkemesine  
göndermiştir.  
18. Başvuranlar 10 Ağustos 1994te Mahkeme masraflarının bir kısmını önceden ödemiştir.  
19. Gaziantep İdare Mahkemesi 22 Aralık 1994te farklı idari mercilerden bilgi talep eden bir  
ara karar vermiştir. Mahkeme aynı zamanda A. O.nun ölümü nedeniyle başvuranların  
uğradığı maddi zararı hesaplaması için bir bilirkişi görevlendirmiştir.  
20. 20 Şubat ile 28 Şubat 1995 tarihleri arasında Tapu Kadastro’dan, Elbistan Sosyal  
Yardımlaşmadan, güvenlik kuvvetlerinden, Sosyal Sigortalar Kurumundan ve Elbistan  
Valiliğinden talep edilen belgeler mahkemeye iletilmiştir.  
21. 7 Mart 1995te başvuranın öldürülmesine ilişkin soruşturmalar Kahramanmaraş Jandarma  
Komutanlığı tarafından mahkemeye iletilmiştir.  
22. Mahkeme, 4 Nisan 1995 tarihinde Elbistan nüfus müdürlüğünden Ormancı ailesinin  
doğum kayıtlarını istemiştir.  
23. Ormancı ailesinin doğum kayıtlarına ilişkin dosyalar 5 Haziran 1995te Mahkemeye  
sunulmuştur.  
24. 4 Eylül 1995’te dava dosyası bilirkişiye gönderilmiştir.  
25. 22 Eylül 1995te bilirkişi raporu Mahkemeye iletilmiştir.  
26. Davalı 10 Kasım 1995’te rapora itiraz etmiştir.  
27. Gaziantep İdare Mahkemesi 19 Haziran 1996’da başvuranlara davanın açıldığı tarihten  
itibaren işletilen faizle beraber maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
28. 30 Temmuz 1996 tarihinde Mahkeme, başvuranlardan kararın taraflara tebliğ masraflarım  
ödemelerini talep etmiştir.  
29. 27 Eylül 1996’da Mahkemeye başvuranların gerekli ücreti ödediği bildirilmiştir.  
30. Davalı, 9 Aralık 1996 tarihinde Danıştay’a başvurarak Gaziantep İdare Mahkemesinin  
kararını temyize götürmüştür.  
31. Başvuranlar, 13 Şubat 1997’de görüşlerini Danıştay’a bildirmiştir.  
32. 28 Mart 1997 tarihinde dava dosyası Danıştay’a ulaşmıştır. Dava 10. Daire’ye verilmiştir.  
33. 10 Kasım 1997’de Danıştay Savcısı görüşünü sunmuştur.  
34. Danıştay, 10 Mart 1998’de İlk Derece Mahkemesinin kararını onamıştır.  
35. 5 Kasım 1997 ve 30 Nisan 1998 tarihlerinde başvuranların hak ettikleri tazminat  
kendilerine ödenmiştir.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA  
36. İdari Yargılama Usulü Kanununun ilgili hükmü şu şekildedir:  
Madde 14  
Dilekçeler üzerine ilk inceleme  
1. Dilekçeler kaydedildikten sonra..., görevli dairelere..., iletilir.  
2. ...  
3. Dilekçeler, idari mahkemelerde daire başkamnm görevlendireceği bir tetkik hakimi tarafından:  
a) Görev ve yetki,  
Yönlerinden sırasıyla incelenir  
4. ...dilekçelerin incelenmesi dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç on beş gün içinde  
sonuçlandırılır.  
5. İlk incelemeyi yapanlar, bu noktalardan kanuna aykırılık görmezlerse tebligat işlemi yapılır.  
HUKUK  
I. AÎHSNİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
37. Başvuranlar, tazminat işlemlerinin AİHSnin 6 § 1 maddesinde belirtilen “makul süre”  
şartını aştığından şikayet etmektedir. 6 § 1 maddenin ilgili kısmı şu şekildedir:  
“ 1. Herkes gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen  
suçlamalar konusunda ... yasayla kurulmuş... mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde,...  
görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
38. AİHM, dava işlemlerinin Madde 6 § l ’de belirtilen “makul süre” şartını karşılayıp  
karşılamadığını belirlerken göz önüne alması gereken sürenin, başvuranlar Ankara İdare  
Mahkemesi’ne başvurdukları tarih olan 15 Nisan 1992’de başlayıp Danıştay’ın İlk Derece  
Mahkemesi’nin kararını onadığı tarih olan 10 Mart 1998’de sona erdiğine dikkat çekmektedir.  
Dolayısıyla sözkonusu dava, üç mahkeme huzurunda beş yıl on ay sürmüştür.  
39. Hükümet, iç hukuk mahkemelerinin iddiaların doğruluğunu, merhumun mesleği ile  
gelirini ve ailesinin başka bir geliri olup olmadığını araştırması gerektiği için davanın karışık  
olduğunu savunmuştur. Hükümet, başvuranların iç hukuk hükümleri uyarınca Gaziantep İdare  
Mahkemelerine başvurmaları gerekirken Ankara İdare Mahkemesine başvurarak işlemlerin  
uzamasına neden olduğunu iddia etmiştir. Başvuranların en az iki kere mahkeme masraflarını  
tam olarak ödemeyerek işlemleri daha da uzattığına dikkat çekmiştir. Üstelik idare  
mahkemeleri önündeki işlemler genelde yazılı olmaktadır ve ilgili mercilerin gerekli  
belgelerin temini zaman almaktadır. Hükümet, idari makamlardan ya da yargı makamlarından  
kaynaklanan aşırı bir gecikme olmadığını öne sürmektedir.  
40. AİHM, dava işlemlerinin süresinin makul olup olmadığını değerlendirirken, dava  
şartlarının yanı sıra içtihatlar tarafından belirlenen, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın  
ve ilgili mercilerin tutumu ve başvuranın neleri yitirebileceği gibi kriterlerin de dikkate  
alınması gerektiğini yinelemektedir (diğerlerinin yanı sıra bkz. Sekin ve Diğerleri/Türkiye,  
no. 26518/95, § 35, 22 Ocak 2004, ve Kranz/Polonya, no. 6214/02, § 33, 17 Şubat 2004).  
41. Davanın karmaşıklığına ilişkin olarak AİHM, sözkonusu dava işlemlerinin başvuranların  
A. O.nun ölümü nedeniyle uğradığı kaybın tazminine ilişkin olması nedeniyle davanın  
istisnai bir yasal veya olgusal zorluk teşkil etmediğini düşünmektedir. İç hukuk  
mahkemelerinin başvuranların iddialarının gerçekliğini araştırmaya gerek duyması, davanın  
karmaşık olduğu sonucuna varmak için tek başına yeterli değildir.  
42. Başvuranların tutumuna ilişkin olarak AİHM, iç hukuk hükümlerinin aksine yanlış  
mahkemede tazminat davası açmak suretiyle, başvuranların da işlemlerin uzamasına katkıda  
bulunduğu görüşündedir. Ancak, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca  
dilekçenin verildiği mahkemenin yetkili olup olmadığına dair ön inceleme yerel idari  
mahkeme tarafından dilekçenin o mahkemenin ilgili dairesine iletilmesini izleyen on beş gün  
içerisinde ex offıcio olarak yapılmalıdır. AİHM, sözkonusu davada Ankara İdare  
Mahkemesinin dilekçenin sunulmasından ancak bir yıl on ay sonra ratione loci yetkisizlik  
kararı verdiğine dikkat çekmektedir.  
43. Mahkemenin ratione loci yetkisizlik kararı verebilmesinin ancak tarafların görüşlerini  
iletmelerinden sonra mümkün olduğu kabul edilse bile, AİHM, davanın Ankara İdare  
Mahkemesi önünde bir yıl, dört ay ve yirmi dört gün boyunca kaldığına dikkat çekmektedir.  
Bu şartlar altında başvuranların bu gecikmenin tamamından sorumlu olduğu sonucuna  
varılamaz. Mahkeme masraflarına ilişkin peşin ödemeler hususunda ise AİHM, başvuranların  
21 Şubat ile 10 Ağustos 1994 arasında yaklaşık beş aylık 30 Temmuz ile 27 Eylül 1996  
arasında yaklaşık bir aylık gecikmeden sorumlu oldukları görüşündedir.  
44. İç hukuk mercilerinin tutumuna ilişkin olarak, AİHM Gaziantep İdare Mahkemesinin  
tutumunun kusursuz olmadığını düşünse de, bu mahkeme önündeki işlemlerin davada makul  
olmayan gecikmelere neden olduğu görüşünde değildir. Danıştay önünde de aşırı bir gecikme  
olmadığı kanaatindedir. Ancak AİHM, Ankara İdare Mahkemesindeki bir yıl on aylık  
sürenin makul olmadığı fikrindedir. AİHM, Hükümet’in dava hakkındaki görüşleri içerisinde,  
hiçbir işlem yapılmadan geçen bu süreye ilişkin olarak başvuranların yanlış mahkemeye  
başvurarak işlemlerin uzamasına neden olduğunu belirtmek haricinde bir açıklama olmadığına  
dikkat çekmektedir.  
45. Son olarak, AİHM, iç hukuk mahkemelerindeki dava sırasında başvuranların elde etmeyi  
umduğu kazancın kendileri için oldukça önemli olduğu kanısındadır.  
46. Dolayısıyla AİHM sözkonusu davanın şartları altında, Ankara İdari Mahkemesi’nin  
ratione loci yetkisizlik kararı almasının bir yıl on ay sürmesinin Sözleşmenin 6 § 1  
maddesine aykırı olduğu kararma varmıştır.  
47. Dolayısıyla Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
48. Sözleşme’nin 41. maddesi şu şekildedir:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafm tatminine hükmeder.”  
49. AİHM, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca, tazminat taleplerinin destekleyici  
belgeleri veya faturaları ile birlikte ayrıntılı bir yazılı dökümünün yapılması gerektiğine;  
“bunun yapılmaması halinde Daire’nin talepleri tamamen ya da kısmen reddedebileceğine”  
dikkat çeker.  
50. Sözkonusu davada başvurunun kabul edilebilir bulunmasından sonra, 4 Aralık 2003te  
başvuranlardan adil tazminat taleplerini bildirmeleri istenmiştir. Belirtilen süre içerisinde  
böyle bir talepte bulunmamışlardır.  
51. Yukanda anlatılanların ışığı altında AİHM Sözleşme’nin 41. maddesine dayanarak  
herhangi bir tazminat ödenmemesine karar vermiştir.  
YUKARIDAKİ NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE  
Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce olarak hazırlanmış olup, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 § 2 ve 3. bentleri uyarınca 21  
Aralık 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir  
S. DÖLLE  
Bölüm Sekreteri  
J.-P.COSTA,  
Başkan,