yi FRÜf t4 /M&4İV HAKLARI MAHKEMESİ  
DÖRDÜNCÜ DAİRE  
ÖZÇELİK- TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 56497/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Şubat 2007  
Bu karar, AİHSrıin 44 § 2 MaddesVnde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle  
ilişkin değişiklikyapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
USULÎ İŞLEMLER  
Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Osman Özçelik’in (“başvuran”), İnsan Haklarını  
ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34, Maddesi uyarınca, 19 Ocak  
2000 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı  
başvurudur (başvuru no:56497/00).  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Başvuran 1952 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmektedir. Başvuran, sözkonusu  
davaya neden olan olayların öncesinde, Kürt yanlısı HADEP’in (Halkın Demokrasi Partisi)  
başkan yardımcısı olarak çalışmaktadır.  
Başvuran, 21 Temmuz 1999 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele  
şubesi polis memurları tarafından gözaltına alınmıştır. Dört polis memuru ve başvuran  
tarafından imzalanan yakalama tutanağına göre, başvuran hakkında arama izni çıkarılmıştır.  
Polis memurları, başvuranı gördüklerinde kimliğini göstermesini istemişlerdir. Ancak,  
başvuran kaçmaya teşebbüs etmiştir.  
2 3 T e m m u z 1 9 9 9 ta r ih in d e , A n k a r a E m n iy e t M ü d ü r lü ğ ü m ü d ü r y a r d ım c ıs ı, A n k a r a  
Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısına, başvuranın gözaltı süresinin  
uzatılmasını talep eden bir mektup göndermiştir. Müdür yardımcısı, ayrıca, başvuranın 21  
Temmuz 1999 tarihinde, PKK aleyhine yürütülen bir polis operasyonu sırasında gözaltına  
alındığını, polisin henüz başvuranın detaylı sorgulamasını ve kanıt toplama sürecini  
tamamlamadığını belirtmiştir.  
Cumhuriyet Savcısı, emniyet müdürlüğünün talebini Ankara Devlet Güvenlik  
Mahkemesine iletmiştir. Aynı gün, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin tek hakimi gözaltı  
süresinin 24 Temmuz 1999 tarihinde başlayarak 26 Temmuz 1999 dahil olmak üzere üç gün  
süreyle uzatılmasına karar vermiştir. Başvuran, hakim önüne çıkmamıştır.  
2 5 T e m m u z 1 9 9 9 t a r i h i n d e , A n k a r a E m n i y e t M ü d ü r l ü ğ ü t e r ö r l e m ü c a d e l e ş u b e s i n d e n  
iki polis memuru, başvuranın ifadesini almıştır. Başvuran, özellikle, HADEP’in başkan  
yardımcısı sıfatıyla Kürt yanlısı bir kanal olan MED-TV’de yayımlanan televizyon  
programlarında vermiş olduğu ifadeler hakkında sorgulanmıştır.  
Başvuran, 27 Temmuz 1999 tarihinde, aynı televizyon programlarında yapmış olduğu  
açıklamalar konusunda kendisini sorgulayan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi  
Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmıştır. Daha sonra, Cumhuriyet Savcısı, Ankara Devlet  
Güvenlik Mahkemesinden başvuranın tutuklu yargılanması talebinde bulunmuştur.  
Aynı gün, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin tek hakimi, iddia edilen suçun  
niteliği ve kanıtları göz önünde bulundurarak, başvuranın gözaltından çıkarılması emrini  
vermiştir.  
2
9 A ğ u s to s 1 9 9 9 ta rih in d e , C u m h u riy e t S a v c ıs ı, A n k a ra D e v le t G ü v e n lik  
Mahkemesinin, başvuranın MED-TV’de yayımlanan televizyon programları sırasında  
yapmış olduğu açıklamalara dayanarak, başvuranı PKK üyelerine yardım ve yataklık etmekle  
suçlayan bir ithamname çıkarmasını talep etmiştir.  
21  
Aralık 2000 tarihinde, 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlardan dolayı şartla  
salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair yeni kanun (kanun no. 4616) yürürlüğe  
girmiştir.  
2 5  
Haziran 2002 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 4616 sayılı kanuna  
uygun olarak, başvuran hakkında nihai hüküm vermeyi ertelemeye karar vermiştir. Mahkeme,  
aynı kanunun 1 § 4 Maddesi uyarınca, başvuran aleyhindeki cezai takibatın ertelenebileceğine  
ve bu karardan itibaren beş yıl içinde başvuranın benzer bir suçtan hüküm giymesi durumunda  
nihai hüküm verilebileceğine karar vermiştir.  
HUKUK  
I. A İH S N İN 5 § 1 M A D D E S İN İN İH L A L E D İL D İĞ İ İD D İA S I  
Başvuran, AİHS’nin 5 § 1 (c) Maddesi uyarınca, yakalanması için hiçbir geçerli şüphe  
bulunmamasından dolayı, kanunsuz bir biçimde özgürlüğünden mahrum bırakılmasından  
şikayetçi olmuştur. Başvuran, 5 § 1 (c) Maddesi’ni ileri sürmüştür.  
Hükümet, bu şikayet üzerine yorum yapmamıştır.  
AİHM, “geçerli şüphe” bulunmasının, tarafsız bir gözlemciyi söz konusu şahsın suçu  
işlemiş olabileceği konusunda tatmin edebilecek kanıt veya bilginin varlığını gerektirdiğini  
yinelemektedir (Fox, Campbell ve Hartley / Ingiltere, 30 Ağustos 1999 tarihli karar, A Serisi  
no. 182, s. 16, § 32). Ancak, şüphe uyandıran kanıtların, cezai soruşturma sürecinin daha  
sonraki bir safhasında karşımıza çıkan bir mahkumiyeti haklı çıkarmak veya bir suçlamada  
bulunmak için gerekli kanıtlarla aynı seviyede olması gerekmez (Murray / İngiltere, 28 Ekim  
1994 tarihli karar, A Serisi no. 300-A, s. 27, § 55).  
AİHM, başvuranın, PKK aleyhinde düzenlenen bir polis operasyonu sırasında  
yakalandığım belirtmektedir. Başvuran tarafından imzalanan yakalama tutanağına göre,  
başvuran aleyhinde bir arama izni çıkartılmış ve polis memurları başvurandan kimlik  
göstermesini istediğinde, başvuran kaçmaya teşebbüs etmiştir.  
AİHM, yukarıda bahsedilen öğelerin, başvuranın yakalanması için “geçerli şüphe”  
bulunduğu sonucunu desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Başvuran aleyhinde  
yürütülen kovuşturmanın daha sonra ertelenmiş olması, tek başına, AİHS’nin 5 § 1 (c)  
Maddesi uyarınca geçerli bir şüphenin varlığını kabul etmemek anlamına gelmemektedir.  
AİHM, başvurunun bu kısmının, AÎHS’nin 35 §§ 3 ve 4 Maddesi uyarınca asılsız  
olduğu sonucuna varmıştır.  
II. AİHSNİN 5 §§ 3 VE 4 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
3
Başvuran, kanun tarafından kendisine adli yetki uygulama izni verilen bir yargıç veya  
başka memurların huzuruna çıkarılmadan yedi gün boyunca gözaltında tutulmaktan şikayetçi  
olmuştur. Başvuran, ayrıca, AİHS’nin 13. Maddesi uyarınca, polis gözetiminde tutulmasının  
meşruluğunu sorgulamak için hiçbir iç hukuk yoluna sahip olmamasından şikayetçi olmuştur.  
AİHM, başvuranın 13. Madde uyarınca yapmış olduğu şikayetin, AİHSnin 5 § 4  
Maddesine göre incelenmesi gerektiği kanısındadır. AİHS’nin 5 §§ 3 ve 4 Maddesi:  
“3. Bu maddenin l.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne  
çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasmda serbest  
bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata  
bağlanabilir.  
4. Yakalama veya tutuklu dununda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük  
kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bîr süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi  
halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkma sahiptir.”  
(
A. K a b u l e d ü e b i l i r l i k  
Hükümet, AİHS’nin 35 § 1 Maddesi’nİn öngördüğü şekilde iç hukuk yollarının  
tüketilmediği gerekçesiyle, başvurunun reddedilmedi gerektiğini bildirmiştir. Hükümet,  
başvuranın, gözaltı süresinin uzatılması kararına itiraz etmek için yerel makamlar huzurunda  
AİHSnin 5. Maddesine atıfta bulunmadığını iddia etmiştir. Hükümet, ayrıca, başvuranın 466  
sayılı Kanun Dışt Yakalanan Veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında  
Kanun uyarınca tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüştür.  
AİHM, benzer davalardaki Hükümetin ilk itirazlarını inceleyip reddettiğini  
belirtmektedir (bkz, örneğin, Öcalan/ Türkiye [GC], no. 46221/99, §§ 66-71, ECHR2005-...  
ve Daş, yukarıda kaydedilen, § 18). AİHM , bu davada, hukuk ilminden ayrılmasını  
gerektirecek hiçbir Özel koşul görmemektedir.  
Sonuç olarak, AİHM, Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmektedir.  
i
AİHM, AİHSnin 35 § 3 Maddesi uyarınca başvurunun asılsız olmadığını  
belirtmektedir. AİHM, ayrıca, başvurunun kabuledilebilir olmaması için hiçbir gerekçe  
olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilirliği ilan edilmelidir.  
B . E s a s l a r  
1. AİHSnin 5 § 3 Maddesi uyarınca başvuranın şikayeti  
Hükümet, başvuranın gözaltında bulunma süresinin söz konusu zamanda yürürlükte  
olan kanunlara uygun olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, ayrıca, ilgili iç hukukun AİHM’nin  
hukuk ilmine uygun olarak değiştirildiğini iddia etmiştir.  
Başvuran, iddialarını yinelemiştir.  
AİHM, daha önceki bazı durumlarda, terör suçlarına ilişkin soruşturmanın şüphesiz ki  
makamları bazı sorunlarla karşı karşıya bıraktığını zaten kabul etmiştir (bkz, Brogan ve  
Diğerleri / İngiltere, 29 Kasım 1988, A Serisi no. 145-B, s. 33-34, § 61; Murray, yukarıda  
4
kaydedilen, § 58; Demir ve Diğerleri / Türkiye, 23 E ylül 1998 tarihli karar, Hüküm ve Karar  
Raporları 1998-VI, s. 2653, § 41). Ancak, bu, 5. Madde uyarınca, makamların terör suçu  
olduğunu düşündükleri her durumda, yerel mahkemelerin etkin denetimine ve son olarak  
AİHS’nin teftiş kurumlarına tabi olmaksızın şüphelileri yakalayıp onları polis gözetiminde  
tutmak için kayıtsız şartsız yetkileri (carte blanche) olduğu anlamına gelmemektedir (bkz,  
diğerleri arasında, Murray, yukarıda kaydedilen, § 58).  
AİHM, başvuranın 21 Temmuz 1999 tarihinde gözaltına alınıp, 27 Temmuz 1999  
tarihinde serbest bırakıldığını belirtmektedir. Buna göre, başvuran altı gün polis gözetiminde  
tutulmuştur. AİHM, Brogan ve Diğerleri davasında, adli denetim olmadan dört gün altı saatlik  
gözaltı süresinin, amacı toplum genelini terörizme karşı korumak olsa da, AİHS’nin 5 § 3  
Maddesinde öngörülen süreye ilişkin sınırlamaların dışına çıktığı konusunda karar verdiğini  
yinelemiştir (bkz, Brogan ve Diğerleri, yukarıda kaydedilen, s. 33, § 62).  
Başvuranın suçlu bulunduğu eylemlerinin bir terör tehdidiyle bağlantılı olduğu  
varsayılsa bile, AİHM, başvuranın bir hakim önüne çıkarılmadan altı gün boyunca  
alıkonmasınm gerekli olduğunu kabul edemez.  
Bu nedenle, AİHS’nin 5 § 3 Maddesinin ihlali sözkonusuduı*.  
2. AİHSnin 5 § 4 Maddesi uyarınca başvuranın şikayeti  
Hükümet, söz konusu zamanda yürürlükte olan Ceza Muhakemeleri Usulü  
Kanunu’nun 128. Maddesi’nin, gözaltında tutulmanın meşruluğunu sorgulamak için etkin bir  
hukuk yolu sağladığım ifade etmiştir.  
Başvuran, iddialarım yinelemiştir.  
AİHM, bu davadakine benzer sorunlar içeren birçok davada, Hükümet’in sözü edilen  
savunmasını reddettiğini ve AİHS’nin 5 § 4 Maddesinin ihlalini saptadığını yinelemektedir  
(bkz, diğerleri arasında, Öcalan, yukarıda kaydedilen, § 76 ve, Sakık ve Diğerleri / Türkiye,  
26 Kasım 1997 tarihli karar, Raporlar, 1 9 9 7 -V II, § 5 4 ). A İH M , b u d av ad a, y u k arıd a  
bahsedilen davalarda vermiş olduğu kararlardan ayrılmak için hiçbir gerekçe görmemektedir.  
AİHM, sonuç olarak, AİHSnin 5 § 4 Maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.  
III. AİHSNİN 6 § 2 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, AİHSnin 6 § 2 Maddesi uyarınca, yakalanmasının ardından gazetelerde,  
radyo ve televizyon kanallarında kendisinin suçlu olarak sunulduğu haberler yayımlanması  
nedeniyle, suçluluğunun yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılma hakkının ihlal  
edilmesinden şikayetçi olmuştur.  
Hükümeti bu şikayet üzerine yorum yapmamıştır.  
AİHM, başvuramn şikayetini destekleyen hiçbir kanıt sunmadığını belirtmektedir.  
Başvuran ayrıca, makamların kendisini medyaya suçlu olarak bildirdiğini de iddia etmemiştir.  
AİHM, bu nedenle, başvuranın bu konuyla ilgili şikayetini kanıtlamadığı görüşündedir.  
AÎHM, AİHSnin 35 § 3 ve 4. Maddeleri uyarınca, başvurunun bu kısmının asılsız  
olduğuna karar vermiştir.  
IV. AİHSNİN 14 VE 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, AİHS’nin 5 ve 6. Maddeleri ile birlikte 14. Maddesi uyarınca, etnik kökeni  
nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmasından şikayetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, AİHS’nin  
18. M addesi uyarınca, davalı D evlet’in, A İH S’yi ihlal ederek, haklarını kullanm ası ile ilgili  
kısıtlamalar getirdiğini iddia etmiştir.  
Hükümet, bu konulara değinmemiştir.  
AİHM, başvuranın bu hükümler altındaki şikayetini kanıtlamadığım belirtmektedir.  
AİHM, AİHS’nin 35 § 3 ve 4. Maddeleri uyarınca, bu şikayetlerin asılsız olduğu  
kanısına varmıştır.  
(
V . A İ H S ’ N İ N 4 1 . M A D D E S İ ’ N İ N U Y G U L A N M A S I  
AİHSnin 41. Maddesi:  
“M ahkeme işbu Sözleşme ve protokollarmın ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. T a z m i n a t  
Başvuran, maddi tazminat olarak 3,000 Euro, manevi tazminat olarak da 20,000 Euro  
talep etmiştir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.  
AİHM, saptanan ihlallerle talep edilen maddi tazminat arasında hiçbir nedensel bağ  
görmemektedir. Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.  
(
Öte yandan, AÎHM, bir ihlalin saptanmasıyla yeterince tazmin edilemeyecek bir  
durum olan, başvuranın meşruluğunu sorgulama fırsatı olmaksızın altı gün gözaltında  
bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık,gibi manevi zarar gördüğünü kabul etmektedir.  
AİHM, adil bir değerlendirme yaparak, başvurana manevi tazminat olarak 1,500 Euro  
ödenmesine karar vermiştir.  
B. M a sra f ve G iderler  
Başvuran, ayrıca, AİHM önünde yapmış olduğu masraf ve giderler için 6,837 Euro  
talep etmiştir.  
Hükümet, bu taleplerin asılsız olduğunu belirtmiştir. Hükümet, bu iddiaları kanıtlamak  
üzere başvuran tarafından hiçbir belge sunulmadığını ileri sürmüştür.  
AÎHMnin içtihadına göre, masraf ve giderlerin ancak gerçekten ve gerektiği şekilde  
yapıldığının kanıtlanması ve miktar olarak makul olması durumunda, bu miktar başvurana  
6
geri ö d e n ir ( b k z , Sawicka / Polonya, no. 37645/97, § 54, 1 Ekim 2002). Söz konusu davada,  
AÎHM elindeki bilgiye ve yukarıdaki kriterlere dayanarak, AÎHM önünde yapılan işlemler  
için 1,500 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.  
C . G ecik m e F a izi  
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasinın uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Makamların başvuranı zaman kaybetmeden bir hakim önüne çıkarmamasına ve  
başvuranın gözaltında tutulmasının meşruluğunu sorgulayamamasına ilişkin  
şikayetlerin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;  
{
2. AİHS’nin 5 § 3 Maddesi’nİn ihlal edildiğine;  
3 . A İH S ’n in 5 § 4 M a d d e s i’n İn ihlal edildiğine;  
4 . ( a ) d a v a l ı D e v l e t ’ i n , b a ş v u r a n a , A İ H S ’ n i n 4 4 § 2 m a d d e s i u y a r ı n c a b u k a r a r ı n k e s i n l i k  
kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde, aşağıdaki miktarları ve bu miktarlara  
konulabilecek bütün vergilen ödemesine (bu miktar, ödeme tarihinde uygulanan kur  
üzerinden Türk Lirasına çevrilecek);  
i.  
i i .  
M an ev i tazm in at o larak 1 ,5 0 0 E u ro (b in b eş y ü z E u ro );  
M a s r a f v e g i d e r l e r i ç i n 1 , 5 0 0 E u r o ( b i n b e ş y ü z E u r o ) ;  
(b) ödeme tarihine kadar yukarıda bahsedilen üç ayın dolması halinde, yukarıdaki  
miktarların üzerine, Avrupa Merkez Bankasinın gecikme döneminde uyguladığı faiz  
oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına eşit miktarda basit faizin  
ödenmesine karar vermiştir.  
6 . B aşv u ran ın ad il tazm in taleb in in g eri k alan k ısm ın ın reddine karar vermiştir.  
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 20 Şubat 2007 tarihinde, İçtüzüğün 77.  
Maddesi’nİn 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
T. L. E A R L Y  
Bölüm Sekreteri  
Nicolas BRATZA  
Başkan  
7