`
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 76571/01 başvuru no’lu davamn nedeni, Türk
vatandaşı Vildan Tulumbacı, Hatice Tulumbacı, Şükrü Tulumbacı, Aynur Tulumbacı ve Ayşe
Tulumbacinm (Başvuranlar) Avrupa însan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 30 Ekim 2000
tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi
uyarınca yapmış oldukları başvurudur. Başvuranlar, Ankara Barosu avukatlarından Tekin
Akıllıoğlu, Adil Aktay ve Mustafa Nerse tarafından temsil edilmektedirler.
vshshy
Karayolları Genel Müdürlüğü (İdare), 1994 yılında İskenderun’da otoyol inşaatı için
başvuranlara ait arsayı kamulaştıımıştır.
Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuranlar, İskenderun Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuşlardır.
İskenderun Asliye Hukuk Mahkemesi, 21 Nisan 1998 tarihli kararla başvuranları haklı
bulmuş ve malın İdare’ye devredildiği tarihten itibaren işlemeye başlayan yıllık % 50
oranında gecikme faizi ile birlikte 3.950.000.000 TL ek kamulaştırma bedelinin başvuranlara
Ödenmesine karar vermiştir.
(
Yargıtay, 26 Ekim 1998 tarihli kararla bu kararı onamıştır.
Faizle birlikte o tarihte 8.213.460.000 TL olan ek kamulaştırma bedeli, başvuranlara 4
Mayıs 2000 tarihinde ödenmiştir.
o|r|rGhÍpzpukhuG
pUG
XG uv˅s|G wyv{vrvs˅âuG XUG thkklzĶuĶuG ĶoshsG lkĶskĶĤĶG ĶkkĶhzpG
ohrrpukh
Başvuranlar, 1 N o’lu Protokol’ün 1. maddesinin iki açıdan ihlal edildiğini iddia
etmektedirler. Başvuranlar ilk olarak, 1994 yılında belirlenen ilk tazminatın, arsanın mülkiyeti
Devlet’e geçtikten sonra, 1998 yılında ödendiğine dikkati çekmektedirler. Başvuranlar son
olarak, daha somaki yargılama sonucunda karar verilen ek tazminatın ödenmesindeki
gecikmeyi dile getirmektedirler. Bu konuda, daha önceki ödemedeki gecikme dolayısıyla
herhangi bir gecikme faizinin ödenmemesi ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranına göre
verilen faizlerin yetersiz olması nedeniyle gecikmenin telafi edilmediğini savunmaktadırlar.
'■
hUGrGoķ
AİHM, şikayetin ilk kısmı konusunda başvuranların kamulaştırma kararının tapu sicil
kaydına işlenmesinden soma geçen ilk dört sene boyunca herhangi bir zarara uğradığını
ortaya koyma durumunda olmadığım not etmektedir. Her ne olursa olsun, ulusal mahkemeler
önünde şikayetini ileri sürmek için başvuranlar tarafından hiçbir adım atılmadığından dolayı,
şikayetin bu kısmı iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesine ters düşmemektedir.
Dolayısıyla AİHM, davayı sadece ek tazminatın ödenmesindeki gecikmeye ilişkin şikayet
açısından inceleyecektir.
2