teşkil eden dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hakkını engellemeye yönelik olduğunu iddia
etmektedir.
AİHM mevcut davada, ifade özgürlüğü sorusunun barışçıl toplantı düzenleme
özgürlüğünden ayrı tutulamayacağı kanaatindedir. AİHM, kişisel kanaatlerin korunması
konusunun, AİHS’nin 11. maddesi ile tanındığı gibi, barışçıl toplantı düzenleme
özgürlüğünün koşullarından biri olduğunu hatırlatmaktadır {Ezelin-Frcmsa, 26 Nisan 1991
tarihli karar). Bu nedenle AİHM, bu şikayetlerin AİHS’nin 11. maddesi kapsamında
incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
Başvuran, kamu düzenini bozacak hiçbir şiddet eylemi gerçekleştirilmediğinden,
dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hakkına müdahale edilmesi gerekliliğine itiraz
etmektedir.
Hükümet, başvuranın katılımcıların sloganlarıyla terörist bir örgütü savundukları
yasadışı bir toplantıya katılmış olması sebebiyle, dava konusu müdahalenin AİHS’nin 11.
maddesinin ikinci paragrafı ile haklı kılındığını ve sosyal bir gereklilik arz ettiğini
belirtmektedir.
(
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü hakkına
bir müdahale teşkil ettiği hususunda taraflar arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir.
AİHM bu müdahalenin öngörülebilirliği ve meşruluğu ile ilgili olarak, sözkonusu
müdahalenin gerekliliği konusunda varmış olduğu kararı dikkate alarak, bu sorular üzerinde
görüş bildirmenin gerekli olmadığı kanaatindedir (benzer bir değerlendirme için bkz. Çetin ve
diğerleri-Türkiye, n o : 4 0 1 5 3 /9 8 v e 4 0 1 6 0 /9 8 ).
Bununla ilgili olarak AİHM, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplumda,
yerleşik düzene karşı barışçıl yollardan savunulan siyasi fikirlerin toplanma özgürlüğüne ve
diğer yasal yollardan ifade edilmesine olanak tanınmalıdır (Stankov ve Birleşik Makedon
Örgütü Ilinden-Btdgaristan, no: 29221/95 ve 29225/95). Barışçıl bir toplantıya katılm a
özgürlüğü böylece o denli önem arz etmektedir ki, ilgili kişi bu fırsatla kınanacak bir eylem
gerçekleştirmediği sürece, bu özgürlük herhangi bir sınırlamaya tabi tutulamaz {Ezelin kararı).
Diğer yandan, bir toplantının ya da gösterinin yasadışı olması, AİHS’nin 11. maddesinin
uygulama alanından çıkarılması için yeterli bir ölçüt değildir (Bkz. C i s s e ~ F r a n s a > no:
51346/99).
Bu durumda başvuran, şiddet içerikli bir tutum içerisinde olduğundan ya da terör
örgütü lehine slogan attığından değil, bir demek yöneticisi sıfatıyla makamlar tarafından
yasadışı bir toplantı ilan edilen bir basın açıklamasına katıldığından dolayı mahkum
edilmiştir. Böylece bu mahkumiyetin yasal dayanağı, başvuranın demeğinin içtüzüğünde
belirtilen amaçları hakkında, ulusal mahkemeler tarafından yapılan değerlendirmeye
dayanmaktadır. Bu ilkelerin başvuranın dava konusu basın açıklamasına katılması ile
bağdaşmaz ilan edilmesi için benimsenen ölçütler hakkında bir açıklama ya da bilgi
verilmeksizin bu değerlendirme yapılmıştır.
Konferansın barışçıl bir şekilde seyredip seyretmediği hakkında herhangi bir
değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca böylesi bir konferansa katılmış olması kınanacak bir
davranış olarak değerlendirilmesi için yeterli olmuştur.
4