' k  
AVRUPA  
KONSEYİ  
CONSEIL DE  
L'EUROPE  
A VRÜPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
MOĞUL - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru tw:40217/02 ve 40218/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
9 O cak 2007  
işbu karar Sözleşme nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere (ahi tutulabilir.  
_______________________________________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından  
yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması  
koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayaın amaçlarla  
alıntılanabilir.  
Davanın nedeni, Türk vatandaşları olan, Mustafa VIoğul ile Ahmet Moğul*uıı  
( “ b a ş v u r a n l a r ” ) , İ n s a n H a k l a r ı n ı v e T e m e l H a k l a n K o r u m a y a D a i r S ö z l e ş m e ’n i n  
(“Sözleşme'5) 34. Maddesi uyarınca, 6 Eylül 2002 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvurudur (başvuru no: 40217/02 ve 40218/02).  
OLAYLAR  
Başvuranlar, sırasıyla 1945 ve 1949 doğumlu olup İzmir Seferihisar’da ikamet  
etmektedirler.  
Başvuranların babası Ali Moğul, Seferihisar'da bulunan iki evini sırasıyla 1972 ve  
1973 yıllarında noter senedi ile oğullarına satmıştır. Ali Moğul, evlerin bulunduğu arsanın  
mülkiyetini başvuranlara devretmiştir; ancak, bu arsa o tarihte tapu sicilinde kayıtlı değildir.  
Başvuranlar, arsanın Seferihisar Belediyesi tarafından ikiye bölünmesini talep etmişlerdir.  
Belediye, 25 Nisaıı 1979 tarihinde taleplerini kabul etmiştir. 12 Ekim 1981 tarihinde,  
Seferihisar’da 3 ve 4 no’lu arsaların tapuları, bölgede yapılan kadastro tespitinden sonra  
başvuranlara verilmiştir. 1999 yılında, kıyı bölgelerinde Milli Emlak Denetçisi tarafından  
yapılan çalışma sonucunda başvuranlara ait arsaların kıyı kenar çizgisi içinde olduğu  
belirlenmiştir. 18 Mayıs 2000 tarihinde, Hazine, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi5nde  
başvuranlar aleyhine tapu iptali istemiyle dava açmıştır. 1990 tarihli Kıyı Kanunu uyarınca  
sözkonusu arsanın mülkiyetinin bir şahsa ait olamayacağını, ancak kamu çıkarı için  
kullanılabileceğini iddia etmiştir. 29 Haziran 2001 tarihinde, mahkeme tarafından  
görevlendirilmiş olan bir jeomoıfolog, bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisinden  
müteşekkil bir bilirkişi komitesi, başvuranların arsası üzerine inceleme yaparak arsanın kıyı  
kenar çizgisi içinde olduğu sonucuna varmıştır. 19 Temmuz 2001 tarihinde, birinci derece  
mahkemesi, Hazine’nin talebini kabul etmiş ve başvuranların tapularını iptal etmiştir.  
Başvuranların, bu kararın temyizi ve karar düzeltme talepleri Yargıtay tarafından 20 Şubat, 22  
Mayıs ve 5 Haziran 2002 tarihlerinde reddedilmiştir. Belirli olmayan tarihlerde, Hazine,  
başvuranlara yönelik olarak başka davalar (müdahalenin men-i ve kaî davası) açmıştır. 15  
Haziran 2004 tarihinde, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi, birinci başvurana ilişkin olarak  
Idu talebi kabul etmiştir. Bu karar henüz kesinleşmemiştir, İkinci başvurana yönelik dava aynı  
mahkemede halen devam etmektedir.  
HUKUK  
Benzer niteliklerini dikkate alarak, AİHM iki başvuruyu birleştirmenin uygun olduğu  
kanısında varmıştır.  
X A İH SN İN 1 N O ’L U P R O T O K O L Ü N Ü N 1 . M A D D E S İN İN İH LAL EDİLDİĞİ  
İD D İA SI  
Başvuranlar, 1 NoTu Protokol*ün 1. Maddesi5ııin ihlal edilerek, kendilerine tazminat  
ödenmeden arsalarından yoksun bırakıldıkları hususunda şikayette bulunmuşlardır. 1 No’lu  
îro to k o lün 1. Maddesine göre:  
2
( “ Her gerçek ve tüzel kişinin inal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.  
Herhangi bir kimse, ancak kaimi yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası  
hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.  
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek  
veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli  
gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”  
h UG r ˆ ‰ œ “Š ‹ “Œ ‰ “™“’  
Hükümet öncelikle başvuranların AİHS’nin 35 § î. maddesinde zorunlu tutulan iç  
hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu öne sürmüştür. Bu bağlamda başvuranlar aleyhine  
alınan tedbir işlemlerinin sona ermediğini savunmuştur. Ayrıca, başvuranların iç hukukta  
mevcut idari ve medeni yollan tam olarak kullanamadıklarını iddia etmiştir.  
Başvuranlar, mülkiyet haklan ile ilgili olarak iç hukukta etkili yollar bulunmadığını  
savunmuştur.  
AÎHM, Hiikümet’in gösterdiği medeni ve idari hukuk yollarının, başvuranlara, tapu  
sicilinde kendi adlarına olan kayıtların ancak kanuna aykırı olarak geçersiz kılınması  
durumunda tazminat yolu açabileceğini gözlemlemektedir. Ancak Seferihisar Asliye Hukuk  
Mahkemesi, sözkonusu arazinin kıyı şeridinde olması nedeniyle Devlet’in yetkisinde olması  
gerektiği kararını vererek, başvuranların tapularını Kıyı Kanunu’na göre geçersiz kılmıştır.  
Bu nedenle Mahkeme Hükümetin ön itirazını reddeder. AÎHM, ayrıca, başvuruların  
diğer bakımlardan kabuledilmez olmadığını, bu nedenle kabuledilebilir ilan edilmesi  
gerektiğini kaydetmiştir.  
i UG l š ˆ š “ˆ ™  
1. AİHM 'ye sunulan savınıma  
Hükümet, Anayasa5ya göre, kıyıların devlete ait olduğunu ve hiçbir zaman özel  
mülkiyet konusu olamayacaklarını savunmuştur. Başvuranların tapularının iptal edilmesiyle,  
Seferihisar Birinci Derece Mahkemesi’nin aslında kanuna aykırı bir durumu düzelttiğini öne  
sürmüştür. Ayrıca Hükümet, zaten Devlet’e ait olan mülkün kamulaştırılması mümkün  
olmadığından,  
başvuranlara, tapularının  
geçersiz kılınmasına istinaden tazminat  
ödenemeyeceğini iddia etmiştir. Ancak başvuranlar, Borçlar Kanunu uyarınca “tam yargı  
davası” açma veya maddi tazminat talebi sunma hakkına sahiptir. Buna rağmen, bu haklarını  
kullanmamışlardır.  
Başvuranlar, 1981’deki kadastro ölçümü sırasında arsaların, tapu kayıtlarında kendi  
üzerlerine kaydedildiğini belirtmiştir. Sözkonusu tarih; 1982’de kıyı bölgelerinin yalnızca  
3
Devlet’m kullanımında olduğunu belirten Anayasa’nm kabulünden ve 3621 No.lu Kıyı  
Kanıınu’ııun yürürlüğe girdiği 1990 senesinden öncedir. Bu nedenle, gayri menkuller üzerinde  
kazanılmış haklan bulunduğunu ve yetkili makamların, bu hakka saygı göstermesi gerektiğini  
ileri sürmüşlerdir. Ancak, hiçbir tazminat ödenmeksizin haklarından mahrum bırakılmışlardır.  
2. A İH M 'nin değerlendirm esi  
AİHM, daha önce benzeri davaları incelemiş ve iyi niyetle alman fakat hiçbir tazminat  
ödenmeksizin Devlet mülkiyetine geçirilen evlerin tapularının veya yıkımlarının feshi  
hususundaki 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlallerini tespit etmiştir (bkz. N.A. ve  
Diğerleri, §§ 36-43, ve DoğrusÖz ve Aslcm, §§ 26-32). AİHM, mevcut davalarda vardığı  
sonuçtan farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.  
Dolayısıyla, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.  
II. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHSnin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:  
“M ahkeme işbu Sözleşme ve protokollarmm ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazm inat  
Başvuranların her biri, maddi zarar karşılığı arsaların değeri için 100,000 Yeni Türk  
Lirası (YTL), 53,954 Euro’ya eşdeğer, ve üzerlerindeki binalar için 50,000 Yeni Türk Lirası  
(YTL), 6,958 Euroya eşdeğer tazminat talep etmiştir. Ayrıca yine her biri, manevi zarar için  
17,500 YTL (9,448 Euro) talep etmiştir.  
Hükümet, asılsız ve aşın olduğunu ileri sürerek sözkonusu iddialara itiraz etmiştir.  
Ayrıca, bu nitelikteki arazinin, piyasa değerinin olamayacağım ve binalara tek taraflı değer  
biçilmesinin hiçbir bağlayıcı etkisi olmadığını ileri sürmüştür.  
AİHM, tespit edilen ihlalin temelini, el koymanın yasa dişiliği değil de tazminat  
ödenmemesi oluşturuyorsa, tazminatın mülkün tam değerini yansıtmasının gerekli olmadığını  
yineler (.I.R.S ve Diğerleri - Türkiyet 26338/95). Bu nedenle, başvuranın tazminat alma  
hususundaki yasal beklentilerini karşılayacak bir meblağın götürü usulü belirlenmesini uygun  
bulur (.Scordino - İtalya (no. 1), 36813/97, Stornaiuolo - İtalya, 52980/99).  
AİHM, 20 Mayıs 2003 tarihli bilirkişi raporunun arsaların değerini 10.300.000.000 TL  
olarak belirlediğini kaydeder. AİHM, günün kuruna göre güncelleştirildiğiııde, bu rakamın  
yaklaşık 16.500 YTLye ya da 9.000 Euro’ya karşılık geldiğini belirtir. Dolayısıyla, AİHM,  
başvuranlara maddi tazminat olarak 9.000 Euro tazminat ödenmesine karar verir.  
Başvuranların manevi tazminat talepleriyle ilgili olarak, AİHM, bu davanın  
koşullarında, ihlalin tespit edilmesinin yeterli adil tazmin teşkil edeceği kanısındadır.  
B, M ahkem e m asrafları  
4
Başvuranlar, ulusal mahkemelerde meydana gelen masraflar için 7.500 YTL (4.032  
Euro), AÎHM’de meydana gelen mahkeme masraflar! için ise 25.000 YTL (13.444 Euro) talep  
etmiştir. Bu bağlamda başvuranlar, kendileri ile temsilcileri arasında imzalanan anlaşmaya  
atıfta bulunurlar.  
Hükümet, taleplerin abartılı olduklarım ve yeterince belgelenemediklerini savunarak  
itiraz etmiştir.  
AÎHM, elindeki kanıtlara dayanarak ve tarafsızlık esasıyla hareket ederek, mahkeme  
masrafları karşılığı olarak başvuranlara ortaklaşa 2.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
C. Gecikme Faizi  
AÎHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nm kısa vadeli kredilere  
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar vermiştir.  
BU G EREKÇELERE DAYALI OLARAK, AÎHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvuruların birleştirilmesine;  
2. Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;  
3 . 1 N o .lu P ro to k o l’iin 1 . m a d d e sin in ih la l e d ild iğ in e ;  
4 . B a şv u ra n la rın u ğ ra d ığ ı m a n e v i z a ra r iç in m e v c u t ih la lin te k b a şın a y e te rli adil (azmin  
oluşturduğuna;  
5 . a ) A İH S ’n in 4 4 § 2 m a d d e si g e re ğ in c e k a ra rın k e sin le ştiğ i ta rih te n itib a re n ü ç a y iç in d e ,  
döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından  
başvuranların her birine 9,000 Euro (dokuz bin Euro), masraf ve harcamalar için 2,500  
Euronun (iki bin beş yüz Euro) miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak  
ödenmesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının iiç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5 . A d il ta z m in e iliş k in d iğ e r ta le p le rin reddine;  
K/iRAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AÎHM İçtüzüğü'nün 77 §§ 2 ve 3.  
maddesine uygun olarak 9 Ocak 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
S. NAISM ITH  
Yazı İşleri Mlidlir Yardımcısı  
J.-P.COSTA  
Başkan  
5