ଘG Q ଘ G  
ଘG  
ଘG  
C O U N C I L  
O F E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYİ  
-A-  
BİRİNCİ KISIM  
Şahin-Türkiye Davası  
(Başvuru no: 31961/96)  
rhyhy  
(
STRAZBURG  
25 Eyliil 2001  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
\
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ŤˆķķT{ْ ŒGkˆˆšķ•‹ˆS  
Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi ( 1. Kısım ),  
Sn. E. Palm, Başkan,  
Sn. L.F.Bravo,  
Sn. G. Jorundson,  
Sn. B. Zupancic,  
Sn. T. Pantiru,  
Sn. R. Maruste, Yargıçlar  
Sn. F. Gölcüklü, ad hoc yargıç  
ile Kısım Seh'eteri Sn. M. O'Boyle'un katılımı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  
Heyeti olarak toplanmış,  
11 O cak 2000 ve 4 Eylül 2001 tarihlerinde yapılan özel görüşm eler sonucunda,  
yukarıda  
varmıştır:  
son  
anılan  
tarihte  
benimsenmiş  
olan  
aşağıdaki  
karara  
|z|sĶGĶŤsltsly  
1. D avanın nedeni, bir T ürk vatandaşı olan M etin Ş ahinin ("başvuran"), 7 H aziran  
1996 tarihinde, İnsan Haklarım ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ('Sözleşme")  
eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na  
("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 31961/96).  
2. Başvuranı İstanbul’da faaliyet gösteren avukat Mehdi Bektaş temsil etmiştir. Bu  
davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir,  
3. Başvuran, kendisine karşı yürütülen cezai kovuşturmanın “makul sürede”  
sonuçlanmadığım ve polise, baskı altında verdiği ifadeye dayanılarak mahkum edildiği için  
adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir,  
4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkemeye gönderilmiştir.  
5* Başvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiş (İçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu  
bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleşme'nin 27§1 Maddesi), İçtüzüğün 26§1  
maddesine uygun olarak teşekkül etmiştir. Mahkemede Türkiyeyi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27§2 ve  
İçtüzüğün 29§ 1 maddeleri).  
6. 11 Ocak 2000 tarihli bir kararla, Daire, başvuranın cezai kovuşturmanın  
uzunluğuyla ilgili şikayetini kabuiedilebilir ve şikayetlerin geri kalanım ise kabuledilemez  
bulmuştur.  
7. Gerek başvuran gerekse de Hükümet esaslara ilişkin olarak görüş bildirmişlerdir  
(İçtüzük 59/1).  
v sh €sh yG  
pUkh}h€hGlzhzG{lŤrĶsGlkluGvsh€shy  
hUG iˆťœ™ˆ•ķ•G ˆ’ˆ“ˆ•”ˆšķGŒG›œ›œ’“ˆ•”ˆšķ  
8. 19 Eylül 1979 tarihinde Ankara Emniyet Müdürlüğüne bağlı polis memurları  
yasadışı silahlı örgüt, Dev-Yol’a üye olduğu şüphesiyle başvuranı yakalamışlardır.  
9. 24 Eylül 1979 tarihinde, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranın tutukluluk  
halinin devamına karar vermiştir'.  
10. 5 Mart 1980 tarihinde Askeri Savcı, başvuranı yasadışı Ö.T.K. örgütü üyeliğiyle  
suçladığı iddianamesini Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi5ne sunmuştur. Savcı, başvuranın  
Ö.T.K içinde Dev-Yol’un temsilcisi olduğunu da iddia etmiştir.  
1 1 . 1 2 H a z i r a n 1 9 8 0 t a r i h i n d e b a ş v u r a n t u t u k s u z y a r g ı l a n m a k ü z e r e s e r b e s t  
bırakılmıştır.  
1 2 . 2 6 E y l ü l 1 9 8 0 t a r i h i n d e p o l i s m e m u r l a r ı , b a ş v u r a n ı , M .V . v e M .G.nin Ölümüyle  
sonuçlanan çatışmada yaralanmasından sonra  
yakalamışlardır,  
tedavi gördüğü Y.Inın evinde yeniden  
13 . 1 Ş u b a t 19 81 t a r i h i n d e , p o l i s m e m u r l a r ı , b a ş v u r a n ı A n k a r a E m n i y e t  
Müdürlüğünde sorgulamışlar ve başvuran burada Ö.T.K. mensubu olduğunu kabul etmiştir.  
1 4 . 3 M a r t 1 9 8 1 t a r i h i n d e b a ş v u r a n A s k e r i S a v c ı t a r a f ı n d a n s o r g u l a n m ı ş t ı r . B a ş v u r a n  
Dev-Yol üyesi olduğuna ilişkin iddiayı reddetmiş fakat Ö.T. K içinde yer aldığını kabul  
etmiştir.  
1 5 . 4 M a r t 1 9 8 1 ta r ih in d e A n k a r a S ık ıy ö n e tim M a h k e m e s i b a ş v u r a n ın tu tu k lu lu ğ u n a  
karar vermiştir.  
i UG h • ’ ˆ ™ ˆ Gz ķ’ ķ ü • Œ ›” Gt ˆ  ’ Œ ” Œ š ˅• ‹ Œ ’ G€ ˆ ™ Ž ķ“ˆ ” ˆ  
1 6 . 2 6 Ş u b a t 1 9 8 2 t a r i h i n d e , a s k e r i s a v c ı b a ş v u r a n v e b a ş k a 7 2 2 d a v a l ı y l a i l g i l i  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuştur. Savcı, başvuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan Dev-Yol'a üye olmakla  
suçlamıştır. Başvuran, M.V ve M.G.'yi öldürmek, bir eve ateş açmak ve Dev-Yol için para  
toplamak gibi suçlarla da itham edilmiştir.  
Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep etmiştir. Bu  
iddianamenin 5 Mart 1980 tarihli iddianameye eklenmesi gerektiği de kararlaştırılmıştır.  
17. Sıkıyönetim Mahkemesi, 19 Temmuz 1989 tarihli kararında, başvuranı, M.V. ve  
M.G.'nin öldürülmesine ve Ö.T.K'nın faaliyetlerine karıştığı gerekçesiyle suçlu bulmuş ve  
TCK'nun 168/2 maddesi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır.  
Mahkeme, başvuranı Dev-Yol üyeliği nedeniyle de suçlu bulmuş ve kendisini sürekli  
olarak bir mesleği ilga etmekten men eden ve adli vesayet altına koyan TCK'nun 146/1  
hükmü uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırmıştır (gerçekte iyi hali gözönünde  
bulundurularak 18 yıl).  
jUG{Œ” ¡GĶť“Œ”“Œ™  
18. Başvuranın hapis cezası 15 yılı aştığı için dava kendiliğinden Askeri Yargıtay'da  
temyiz olunmuştur.  
19. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiş ve dosya da Yargıtay'a  
gönderilmiştir.  
20. 27 Aralık 1995 tarihinde Yargıtay başvuranın mahkumiyetini onamıştır.  
ppUGĶsnĶsĶGĶÍGo|r|rG}lG|€n|shth  
21. Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü aşağıdaki gibidir:  
"Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmım tağyir ve tebdil veya  
ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan BüyUk M illet M eclisini iskata veya vazifesini yapmaktan-  
men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkûm olur."  
,
'
I
22. Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi aşağıdaki gibidir:  
"Her kim, ... m addelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cem iyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir  
cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı  
olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.  
Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır."  
HUKUK  
I. SÖZLEŞM ENİN 6 1 1 MADDESİNİN İHLAL ED İLDİĞİ İDDİASI  
23. Başvuran, aleyhinde yürütülen cezai kovuşturmasının süresinin uzunluğundan  
yakınmıştır. Bu bağlamda Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini idda etmektedir.  
Anılan madde aşağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlam alar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir."  
A. M ahkem enin ratione temporis yetkisi  
24. Mahkeme, Sözleşmeye ek 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girmesi karşısında bu  
başvuru bakımından ratione temporis yetkisiyle ilgili bir sorun ortaya çıktığım  
gözlemlemektedir.  
25. Mahkeme, bu bağlamda, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe  
girmesiyle, bu dava gibi Komisyon önünde görülmekte olan ama henüz kabuiedilebilir  
bulunmamış olan davaların anılan Protokol'deki hükümler uyarınca Mahkeme'nin  
incelemesine tabi olduğu hususuna dikkat çeker. Protokol'ün 5/2 maddesinin geçici bir  
düzenlemenin parçası olarak, davaların eski Komisyon tarafından incelenmesini sağlama  
amacı gözönünde bulundurulduğunda, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi davalı Devlet'in  
bireysel başvuru hakkım tanıdığı tarihe göre belirlenecektir.  
26. Dolayısıyla, eski Mahkeme'yi, 25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye  
kararında (RD, 1996^11, s.410-411, §§ 26-28) ratione temporis yetkisinin, davalı Devletin  
Mahkeme'nin yetkisini kabul ettiği 22 Ocak 1990'dan itibaren başladığı sonucuna götüren  
mülahazalar, mahkemenin yetkisini, -bu tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgularla  
sınırlandırmak amacıyla, öne sürülemez (bkz. Cankoçak-Türkiye, başvuru no. 25182/94 ve  
26956/95, § 26 AÎHM 2001-...).  
Mahkeme bu sonucun tartışılmadığına dikkat çeker.  
B. Şikayetlerin Esasları  
1. Dikkate alınacak dönem  
27. Mahkeme, yargılamanın, başvuranın yakalandığı 19 Eylül 1979 tarihinde başlayıp,  
Yargıtayın, başvuranın mahkumiyetini onayladığı 27 Aralık 1995 tarihinde de bittiğine dikkat  
çeker. Dolayısıyla, başvuranın yargılaması onaltı yıl üç ay sürmüştür.  
28. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığına ilişkin  
bildirimde bulunduğu 28 Haziran 1987 tarihinden beri geçen sekiz yıl onbir aylık dönemi  
inceleyebilmektedir (bkz. Üstte 25. paragraf). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin  
yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu  
talihte, yargılama yedi yıl dört aydır sürmekteydi.  
2. Y argılam a süresinin m akuliyeti  
29. İddia konusu sürenin makuliyeti, dava koşullarının ışığında ve Mahkeme  
içtihatlarıyla oluşturulan özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin  
davranışları gibi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan  
Mitap ve Okçuoğlu kararı, s.411, § 32).  
30. Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvurana yöneltilen suçlamaların niteliğini  
vurgulamışta. Yine Hükümet, başvurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve  
cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmiştir. Mahkme, başvuranın  
da aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorundadır. Yetkililer,  
başvuranında mensubu olduğu terörist şebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek  
için zamana ihtiyaç duymuşlardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemiş ve  
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermiştir. Haftada üç kere olmak  
üzere beş yüzden fazla duruşma yapmıştır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin  
sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıştır. Dava dosyası yaklaşık bin  
klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmuştur.  
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığım ve yargısal  
makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmiştir.  
31. Başvuran, cevaben, davanın karmaşıklığının ve davalıların sayısının fazlalığının  
16 yıldan fazla süren bir yargılamayı mazur gösteremeyeceğini öne sürmüştür. Bu bağlamda  
başvuran, sözkonusu dönemde, eğitimine devam edemediğini, bir iş bulamadığım, sağlığının  
bozulduğunu ve maddi ve manevi zarara uğradığını idda etmiştir.  
32. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin  
büyük çaplı bir davaya bakarken karşılaştığı zorluklar nedeniyle sözkonusu davamn karmaşık  
bir dava olduğuna ilişkin hükümet görüşüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların  
karmaşıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı başvuranın ve ulusal  
mercilerin davranışları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. Üstte 29. paragraf).  
33. Bu bağlamda, davalı Hükümetin yargılamanın herhangi bir aşamasında  
başvuranın davranışlarıyla ilgili bir eleştiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme,  
yargılamanın  
uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı savsaklamasıyla  
açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).  
34. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yaklaşık 9 yıl 10 aylık bir  
sürede karar Verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4  
yıldan fazla sürmüştür. Ayrıca, Yargıtay davamn kendisine geçmesinden yaklaşık 2 yıl sonra,  
27 Aralık 1995 tarihinde karar vermiştir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın  
karmaşıklığı nedemyde geciktiğine ilişkin Hükümet iddiasını tartışmamaktadır. Ayrıca  
Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan  
yasal değişikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu  
gözlemlemektedir.  
35. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddid defalar vurguladığı gibi, Sözleşmenin 6/1  
maddesinin, Sözleşmeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme  
yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine  
getirebilecekleri bir şekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa  
[GC], s.30î, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-11). Dolayısıyla, başvurana karşı yürütülen cezai  
kovuşturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle  
Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine  
getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıştır.  
36. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. SÖ ZLEŞM EN İN 41. MADDESİNİN UY G ljjt^N M A SI  
5
37. Sözleşme'nin 41. Maddesi aşağıdaki gibidir:  
"M ahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşm eci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
h UG ˆ ™ˆ ™  
38. Başvuran, maddi ve manevi tazminat olarak 500,000 Fransız Frangı talep etmiştir.  
Bu bağlamda başvuran, ceza yargılamasının hakkaniyete sığmayan bir biçimde uzadığına ve  
eğitimine devam edemediğine, bir iş bulamadığına ve sağlığının bozulduğuna yönelik  
iddialarına değinmiştir.  
39. Hükümet, başvuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıştır.  
40. Mahkeme, başvuranın, kendisine yönelik ceza yargılamasının toplam süresini göz  
önünde bulundurarak, sıkıntıya düştüğünü düşünmektedir. Hakkaniyet esasına dayalı olarak,  
başvurana 100,000 Fransız Frangı verilmesine hükmetmektedir.  
i UGt ˆ š™ˆ “ˆ ™  
41. Başvuran bu başlık altında herhangi bir talepte bulunmamıştır.  
42. Hükümet de bu başlık altında herhangi bir gözlem yapmamıştır.  
43. Mahkeme, başvuranın, bu başlık altında herhangi bir talepte bulunmamasından  
dolayı, kendisine masraflar için Ödeme yapılması hakkından feragat ettiğini düşünmektedir.  
jUG { Œ ” Ă ™ ™ Ă › Gmˆ¡  
44. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, işbu kararın benimsendiği tarihte  
Fransa'daki yasal faiz oram yıllık % 4,26'dır.  
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine  
2.  
(a) Sözleşme’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiyle birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL5sına çevrilmek üzere 100.000 (Yüzbin) Fransız Frangının, davalı Devlet  
tarafından ödenmesinet  
(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına  
rhyhyG}lytĶŤ{ĶyU  
İşbu karar İngilizce olarak verilmiş ve 25 Eylül 2001 tarihinde, İçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve  
3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
Michael O'BOYLE  
Sekreter ----- 7  
.
Elisabeth PALÎvL  
W * 0 /û .0 0 , 1 B a ş k a n  
\
m
< X Q X V ꢀ% ( 8 ( 7  
Daire Başkan»  
D . * < ꢀ  
' ^  
D r .;