2. Y argılam a süresinin m akuliyeti
29. İddia konusu sürenin makuliyeti, dava koşullarının ışığında ve Mahkeme
içtihatlarıyla oluşturulan özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin
davranışları gibi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan
Mitap ve Okçuoğlu kararı, s.411, § 32).
30. Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvurana yöneltilen suçlamaların niteliğini
vurgulamışta. Yine Hükümet, başvurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve
cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmiştir. Mahkme, başvuranın
da aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorundadır. Yetkililer,
başvuranında mensubu olduğu terörist şebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek
için zamana ihtiyaç duymuşlardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemiş ve
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermiştir. Haftada üç kere olmak
üzere beş yüzden fazla duruşma yapmıştır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin
sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıştır. Dava dosyası yaklaşık bin
klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmuştur.
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığım ve yargısal
makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmiştir.
31. Başvuran, cevaben, davanın karmaşıklığının ve davalıların sayısının fazlalığının
16 yıldan fazla süren bir yargılamayı mazur gösteremeyeceğini öne sürmüştür. Bu bağlamda
başvuran, sözkonusu dönemde, eğitimine devam edemediğini, bir iş bulamadığım, sağlığının
bozulduğunu ve maddi ve manevi zarara uğradığını idda etmiştir.
32. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin
büyük çaplı bir davaya bakarken karşılaştığı zorluklar nedeniyle sözkonusu davamn karmaşık
bir dava olduğuna ilişkin hükümet görüşüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların
karmaşıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı başvuranın ve ulusal
mercilerin davranışları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. Üstte 29. paragraf).
33. Bu bağlamda, davalı Hükümet’in yargılamanın herhangi bir aşamasında
başvuranın davranışlarıyla ilgili bir eleştiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme,
yargılamanın
uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı savsaklamasıyla
açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).
34. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi’nin yaklaşık 9 yıl 10 aylık bir
sürede karar Verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4
yıldan fazla sürmüştür. Ayrıca, Yargıtay davamn kendisine geçmesinden yaklaşık 2 yıl sonra,
27 Aralık 1995 tarihinde karar vermiştir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın
karmaşıklığı nedemyde geciktiğine ilişkin Hükümet iddiasını tartışmamaktadır. Ayrıca
Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan
yasal değişikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu
gözlemlemektedir.
35. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddid defalar vurguladığı gibi, Sözleşme’nin 6/1
maddesinin, Sözleşmeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme
yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine
getirebilecekleri bir şekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa
[GC], s.30î, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-11). Dolayısıyla, başvurana karşı yürütülen cezai
kovuşturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle
Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine
getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıştır.
36. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖ ZLEŞM EN İN 41. MADDESİNİN UY G ljjt^N M A SI
5