CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSANHAKLARI MAHKEMESİ  
C a n e v i v e d iğ e r le r i TÜRKİYE DAVASİ  
-
(Başvuru no:40395/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
z{yhi|ynG  
XWGrhzptGYWW[  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (no:40395/98) başvuru no’lu davanın  
nedeni Türk vatandaşı Şehmus Canevi, Abdülmecit Canevi ve Gıyas Turgut’un (başvuranlar)  
Avrupa însan Haklan Komisyonuna (AİHK) 18 Şubat 1998 tarihinde Avrupa İnsan Haklan ve  
Temel Özgürlükleri Sözleşmesinin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış oldukları  
başvurudur. Başvuranlar İstanbul’da avukat olan H.Kaya (Ceylan) tarafından temsil  
edilmişlerdir.  
vsh€shyG  
kh}hGrvŤ|sshyp  
Bursa Emniyet Müdürlüğü, sivil polisin verdiği bilgi üzerine, uyuşturucu kaçakçısı  
olduklarından şüphe edilen 1965 doğumlu Şehmuz Canevi (Ş.C.) ve Abdülmecit Canevi (A.C.)  
ve 1950 doğumlu Gıyas Turgut (G.T.) aleyhine operasyon düzenlemiştir.  
29  
Ekim 1995 tarihinde, saat 23:30’da Ş.C.’ye ait ve içinde yolcu olarak A.C. ve G.T.’nin  
de bulunduğu bir otomobil polisler tarafından durdurulmuştur. Aracın şoförü kaçmıştır. Polisler  
araçta yaptıkları aramada on kilo eroin ve bir tabanca ele geçirmişlerdir. A.C. ve G.T. Emniyet  
Müdürlüğü’nde gözaltına alınmıştır. Operasyon hakkında tutanak düzenlenmiş ve sözkonusu  
tutanak on dokuz polis ve iki sivil polis tarafından imzalanmıştır.  
Emniyet Müdürlüğündeki sorgulaması sırasında düzenlenen tutanakta, A.C.’nin,  
başkaları tarafından teinin edilen eroini araçlarına koyduklarını ve Ş.C. tarafından kullanılan  
ikinci bir otomobilin ise onları takip ettiğini belirttiği, yer almaktadır. Ş.C. tutuklama sırasında  
olay mahallinden kaçmıştır.  
G.T., gözaltı sırasında, A.C.nin kendisini akşam yemeğine davet ettiği için arabada  
bulunduğunu ve paketin içinde ne olduğu konusunda ve uyuşturucu kaçakçılığı hakkında bilgisi  
olmadığını, zira bu paketleri diğer kişilerin arabaya koyarken gördüğünü belirtmiştir.  
Ş.C. 2 Kasım 1995 tarihinde, Emniyet Müdürlüğü polisleri tarafından tutuklanarak  
gözaltına alınmıştır. Ş.C. uyuşturucu kaçakçılığı yapılacağından haberi olmadan kardeşine  
arabasını ödünç verdiğini savunmuştur,  
Başvuranlar, 3 Kasım 1995 tarihinde, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı tarafından  
dinlenilmiştir. G.T. ve Ş.C. Emniyet Müdürlüğü’nde verdikleri ifadelerini yinelemişlerdir. A.C.  
diğer sanıkların eroin sevkıyatı yapması konusunda verdiği ifadesini geri çekmiştir.  
Başvuranlar, 3 Kasım 1995 tarihinde, haklarında tutuklama kararı alan Bursa Sulh Hakimi  
önüne çıkarılmış ve Sulh hakimi önünde Cumhuriyet Başsavcısı önünde alınan ifadelerini kabul  
etmişlerdir.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, 21 Kasım 1995 tarihli  
iddianamesiyle, başvuranlar hakkında organize uyuşturucu kaçakçılığı suçundan ceza davası  
açmıştır.  
DGM önündeki A.C., kendisinin uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını ve diğer iki sanıkların  
yapmadıklarını belirtmiştir. G.T. ve Ş.C. haklarında yapılan suçlamaları reddetmiştir. DGM,  
istinabeyle aralarında Narkotik Şube Müdürii’nün de bulunduğu operasyon hakkında düzenlenen  
tutanağı imzalayan on üç polisin ifadesini almıştır. Bunun ardından başvuranların temsilcisi,  
polislerin sorgulanması amacıyla mahkemeye soru listesi sunmuştur. Mahkeme on polisin tekrar  
ifadelerini almış ancak sivil polislerin, hatta Narkotik Şube Müdürü’ııün ikinci defa  
dinlenilmesine gerek olmadığına kanaat getirmiştir.  
1
\
1
Nisan 1997 tarihinde, iki hukuk hakimi ve bir askeri hakimden oluşan DGM,  
başvuranları, kendilerine atfedilen olaylardan suçlu bulmuş ve her birini on yıl hapis ve  
648.125.000 Türk Lirası (TL) para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme ayrıca uyuşturucu  
kaçakçılığında kullanılan arabaya el konulmasına karar vermiştir. DGM, başvuranların suçlarını  
oluşturmak amacıyla başvuranların tutuklanma sırasında ve yargılamanın değişik aşamalarında  
alınan ifadelerini gözönünde bulundurmuştur.  
Yargıtay 19 Ağustos 1997 tarihinde 1Nisan 1997 tarihli kararı onamıştır.  
o|r|rGhÍpzpukhuG  
pUG  
hĶoz˅uĶuG]UGthkklzĶuĶuGĶoshsGlkĶskĶĤĶGĶkkĶhzp  
Başvuranlar, adil yargılanma haklarının ihlal edilmesinden şikayetçi olmuş kendilerini  
yargılayan DGM’nin, mahkeme heyetini oluşturan üç hakimden birinin asker olması nedeniyle,  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olamayacağını savunmuşlardır. Başvuranlar ayrıca,  
mahkemenin temsilcilerine, Narkotik Şube Müdüıii5nü ve sivil polisleri sorgulama olanağının  
tanımamasından dolayı yargılamanın haksız olduğundan AİHS’nin 6 (1, 2 ve 3d) maddesini öne  
sürmüşlerdir.  
hSGkŒ“Œ›Gn݌•“’Gtˆ’Œ”Œš˅••G›ˆ™ˆšķ¡“ķĥķGŒG‰ˆĥķ”šķ¡“ķĥķGˆ’’ķ•‹ˆ  
Hükümet ilk olarak, mahkemenin bünyesinde hukuk hakimlerinin yanı sıra askeri hakimi  
de bulundurulmasının AÎHSnin 6§1 maddesinin ihlalini oluşturmadığını öne sürmüştür.  
Hükümet iddiasını desteklemek amacıyla AİHM’nin içtihatına atıfta bulunmuştur (diğerlerinin  
arasında, Engel ve diğerleri-îngiltere, Belilos-lsviçre ve Campbell ve Fell-İngiltere).  
Hükümet, DGMler de dahil olmak üzere bütün mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı  
ilkesinin, “hakimlerin, mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine uygun olarak görevlerini ifa ederken  
bağımsız olmalarım” öngören Anayasanın özellikle 138. maddesi tarafından güvence altına  
alındığını vurgulamıştır. Hükümet ayrıca, diğer hukuk mahkemelerinin verdiği kararlar gibi  
DGMTerin verdikleri kararlar hakkında Yargıtay önünde temyize gidildiğini vurgulamıştır.  
Hükümet, Yargıtay’ın, usul işlemlerinin incelenmesinin yamsıra davanın esasına da baktığını  
belirtmiştir.  
Ayrıca Hükümet, DGMnin oluşumunu değiştiren 22 Haziran 1999 tarihli anayasal kanun  
değişikliği teklifinin ardından, bu mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olmasına ilişkin sorunun  
nihai olarak çözüme kavuşturulduğuna ve başvuranların sözkonusu şikayete ilişkin hiçbir hukuki  
menfaatinin bulunmadığına kanaat getirmiştir.  
Başvuranlar, Hükümet’in iddiasına itiraz ederek sözkonusu mahkemelerin tarafsız ve  
bağımsız olmamaları hakkmdaki şikayetlerini yinelemişlerdir.  
AÎHM, Incal-Türkiye (9 Haziran 1998, 1998-IV) ve Çıraklar-Türkiye (28 Ekim 1998,  
1998-VII) kararlarında, işbu davada ortaya çıkan şikayetlere benzer şikayetleri daha önce  
incelediğini hatırlatmıştır. AİHM, DGM bünyesinde bulunan askeri hakimlerin statülerinin bazı  
niteliklerinin, sözkonusu mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheli kıldığını  
vurgulamıştır (sözü edilen Incal, s. 1571, §68). AİHM, sözkonusu hakimlerin yürütme yetkisine  
bağlı yani ordu mensubu olmaya devam eden askerler olduğunu, askeri disipline tabi olduklarını  
dolayısıyla sicillerinin ordu tarafından verildiğini, tayin ve atamalarının idarenin ve ordunun  
müdahale etmesine neden olduğunu ve son olarak DGM hakimi olarak görev sürelerinin dört yıl  
olup yenilenilebileceğini vurgulamıştır.  
AİHM, Hükümet’in Türk mevzuatının AİHS kriterlerine uyumunu sağlayan değişikliklere  
dair verdiği bilgileri gözönünde bulundurmuştur. Ancak AÎHM, sadece dava koşullarını  
değerlendirme görevinin olduğunu belirterek yerel mevzuattaki gelişmelerin sözkonusu  
dönemden sonra meydana geldiği gerekçesiyle davanın başvuran için geçerli hukuki menfaatinin  
bulunmadığı sonucuna varamaz (Bkz. Sadak ve diğerleri-Türkiye, no: 29900/96, 29901/96,  
29902/96 ve 29903/96, §38, 2001-VIII).  
2
Bundan dolayı, AİHMnin görevi, İstanbul DGM’nin işleyişinin, başvuranların adil  
yargılanma haklarını ihlal edip etmediğini ve Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, demokratik  
düzenine veya devlete karşı işlenen suçlar nedeniyle değil de, özellikle organize uyuşturucu  
kaçakçılığı gerekçesiyle haklarında soruşturma yapılan başvuranların, kendilerini yargılayan  
mahkemenin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olmasından şüphe etmelerini gerektirecek  
yasal gerekçelerinin bulunup bulunmadığını araştırmaktır (sözü edilen Incal, s. 1572, §70 ve sözü  
edilen Çıraklar s. 3072, §38),  
AİHMye göre görünüş bile önem arz etmektedir zira ceza mahkemeleri başta olmak  
üzere, demokratik toplumda bulunan bütün mahkemeler sanıklara güven vermelidir (Bkz.  
diğerlerinin arasında Hauschildt-Danimarka, 24 Mayıs 1989 tarihli karar, seri A no:154, s.21,  
§48). Bir mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmamasına ilişkin şüphe uyandıran yasal neden  
üzerinde karar vermek için sanığın bakış açısı önem kazanmakta ancak belirleyici olmamaktadır.  
Önemli olan başvuranın duyduğu kaygıların objektif olarak kanıtlanıp kanıtlanmadığıdır (Gautrin  
ve diğerieri-Fransa, 20 Mayıs 1998 tarihli karar, 1998-III, s. 1030-1031, §58 ve sözü edilen Incal  
s.1572-1573, §71).  
AİHM, DGM bünyesinde bulunan askeri hakimlerin bazı statü özelliklerinin sözkonusu  
mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığını şüpheli kıldığını göz önünde bulundurarak sanıkların  
haklı olarak sözkonusu hakimlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığından tereddüt edebileceklerine  
kanaat getirmiştir. Bu durum demokratik toplumda olması gereken adalete duyulan güveni  
sarsmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Sramek-Avusturya, 22 Ekim 1984 tarihli karar, seri A  
no:84, s.20, §42). Ayrıca AİHM, sadece bir kısmı da olsa bile askeri hakimden oluşan  
mahkemeye çıkma durumuna önem vermektedir (sözüedilen Incal, s. 1573, §72).  
Buradan, DGM önüne uyuşturucu kaçakçılığından dolayı çıksalar bile, başvuranların,  
sözkonusu mahkemenin dava niteliğiyle ilişkisi olmayan değerlendirmelerde bulunmasından  
kaygı duymalarında haklı nedenlerinin bulunabileceği ortaya çıkmaktadır. Sözkonusu  
mahkemenin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olmasına ilişkin başvuranların duyduğu  
kaygıların haklı olduğu söylenebilir.  
Buradan yola çıkarak AİHM, AİHS’nin 6§ 1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.  
iUG€ˆ™Žķ“ˆ”ˆ•ķ•Gˆ‹“G–“”ˆšķGˆ’’ķ•‹ˆ  
AİHM, benzeri davalarda tarafsız ve bağımsız olmadığı ortaya konulan mahkemenin,  
yargıya tabi kişilere hakkaniyete uygun yargılamayı garanti edemeyeceğini hatırlatmıştır.  
AİHM, başvuranların davasının tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından görülmesi  
hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığı göz önünde bulundurulduğunda işbu şikayetin  
incelenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmiştir (Bkz. sözü edilen Çıraklar-Türkiye, 28  
Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII,s.3074, §§ 44-45).  
pppUGhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶuĶuG|€n|shuthzpGohrrpukh  
AİHSnin 41. maddesi gereğince,  
hUG{ˆ¡”•ˆ›  
Başvuranlar 15.000 euro (EURO) tutarında maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia  
etmiştir.  
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHSye aykırılık mevcut olmadığında,  
DGM önünde sonuçlanan yargılama usulünün sonucu üzerinde değerlendirmeye gitmemiştir.  
Sonuç olarak başvuranlara bu bağlamda zararın tazminini kabul etmemiştir (Bkz. Findlay-  
İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-1, s.284, § 85).  
İddia edilen manevi zarara gelince, AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin  
hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna dikkati çekmektedir (sözü edilen Çıraklar kararı, s. 3074,  
§49).  
3
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en  
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden  
yargılamak olacağı kanaatine varmıştır (Gençel-Türkiye kararı, no:53431/99 § 27, 23 Ekim  
2003).  
iUGtˆš™ˆGŒGoˆ™Šˆ”ˆ“ˆ™  
Başvuranlar, AİHM’deki işlemlere ilişkin masraf ve harcamalar için 10.000 EUR talep  
etmiştir. Başvuranlar iddialarını kamtlayıcı hiçbir belge sunmamışlardır.  
AİHM, AİHSnin 41. maddesi bağlamında sadece makul tutarda ve gerçekten gerekli  
olduğu ortaya konulan masrafların tazmin edildiğini hatırlatmıştır (Bkz. diğerlerinin arasında  
Nikolova-Bulgaristan, no: 31195/96, §79, 1999-11). Bu bağlamda AİHM, başvuranların hiçbir  
kamtlayıcı belge sunmadığım gözlemlemiştir. Bu koşullarda AİHM, sözkonusu talebi kabul  
etmeyecektir (Bkz. Dikme-Türkiye, no: 20869/92, §126, 2000-VIII).  
Ancak, işbu davaya hazırlanmak amacıyla başvuranların masraf yapmış olduğu ortadadır,  
dolayısıyla AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvuranlara ortaklaşa 2.000 EURO tutarının  
ödenmesinin uygun olacağı kanaatine varmıştır.  
jUGnŒŠ’” ŒGmˆ¡  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faize  
dayalı olarak %3 lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.  
i | Gn l y l r Í l s l y k l u Gk v s h € pGt h o r l t l Gv € i Ķy s ĶĤ Ķ€ s l S  
1 .İstan b u l D G M ’n in tarafsızlık tan v e b ağ ım sızlık tan y o k su n o lm asın a ilişk in şik ay et  
hakkında AÎHSnin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
2.AİHSnin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesinin gerekli  
olmadığına;  
3.Mevcut kararın tek başına manevi tazminat için yeterli olduğuna karar vermiştir.  
4.a) Bu kararın, AİHSnin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, Ödeme tarihindeki döviz kum  
üzerinden TL’sına çevrilmek üzere mahkeme masrafları için Savunmacı Hükümet’in 2.000 (iki  
bin) EURO’yu başvuranlara ödemesine;  
b ) B e l i r t i l e n s ü r e b i t i m i n d e n ö d e m e n i n y a p ı l d ı ğ ı t a r i h e k a d a r g e ç e n s ü r e i ç i n , y u k a r ı d a  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek suretiyle  
gecikme faizi uygulanmasına;  
6.Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 10 Kasım 2004 tarihinde, İçtüzüğün  
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
4