OF EUROPE  
KONSEYİ  
h}y|whGĶuzhuGohrshypGthorltlzĶ  
âÍâujâGkhĶyl  
zly{rh€hGTG{âyrĶ€lG  
Oiˆťœ™œG•–UG^^XXZVWXPG  
rhyhyG  
z{yhi|ynG  
YYGo ˆ¡™ˆ•GYWW]  
Bu karar AÎH Snin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
r
Dava, Abbas Sertkaya (“başvuran”) isimli Türk vatandaşının, 28 Temmuz 2001  
tarihinde, İnsan Haklan ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34.  
maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AÎHMye yaptığı başvumdan (no.  
77113/01) kaynaklanmaktadır.  
vsh€shy  
Abbas Sertkaya isimli başvuran, Türk vatandaşıdır. 1974 doğumludur. Muş’ta ikamet  
etmektedir. 12 Temmuz 1995 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı, Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi kapsamında başvuran ve diğer dört şüpheliyi  
1994 yılında Bursa5da terörist amaçlarla yedi orman yakma vakasına karışmış olmakla  
suçlayan bir iddianame sunmuştur. 19 Temmuz 1995 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesinde başvuran ve diğer dört şüphelinin ilk duruşması yapılmıştır. 6 Şubat 1996  
tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar  
vermiştir. 4 Mayıs 1996 tarihinde, başvuran tutuklanmıştır. 27 Şubat 1997 ve 1 Temmuz 1997  
tarihlerinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, Bursa ve Varto’daki ceza  
mahkemelerinden tanık ifadelerinin alınmasını talep etmiştir. 22 Eylül 1997 ve 11 Kasım  
1997 tarihlerinde ifadeler alınmış ve İstanbul Devlet Güvenlik M ahkemesine gönderilmiştir,  
1 6 K asım 1 9 9 9 tarih in d e İstan b u l D ev let G ü v en lik M ah k em esi C u m h u riy et S av cısı d av a  
esaslarına ilişkin görüşlerini sunmuştur. Aynı tarihte, başvuranın tutuksuz yargılanmasına  
karar verilmiştir. 13 Şubat 2001 tarihinde, başvuran kanıt yetersizliği sebebiyle bütün  
suçlardan beraat etmiştir. 21 Şubat 2001 tarihinde, başvurana ilişkin karar kesinleşmiştir.  
o|r|rG  
pUhĶoz˅uĶuG]G-GXUGthkklzĶuĶuGĶoshsGlkĶskĶĤĶGĶkkĶhzp  
Başvuran, yargılama süresinin “makul süre” şartı ile bağdaşmadığını ve bunun  
AİHSnin 6 § 1. maddesini ihlal ettiğini ileri sürerek şikâyetçi olmuştur. Bu maddeye göre:  
“Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...  
bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, ... görülmesini istemek hakkına  
sahiptir.”  
Hükümet bu argümana itiraz etmiştir.  
Ele alınacak olan süre, 12 Temmuz 1995’te başlamış, 21 Şubat 2001 tarihinde sona  
ermiştir. Dolayısıyla, bir karar kademesinde, beş yıl yedi ay sürmüştür.  
hUrˆ‰œ“Œ‹“Œ‰“™“’  
AİHM, başvurunun kalan kısmının AİHSnin 35 § 3. maddesi bağlamında temelsiz  
olmadığını not eder. Başka bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını da not eder.  
Dolayısıyla kabuledilebilir olduğu ilan edilmesi gereklidir.  
iUlšˆš“ˆ™  
AİHM, yargılamanın uzunluğunun, dava olayları ışığında ve izleyen ölçütler  
değerlendirmeye alınarak ele alınması gerektiğini hatırlatır: davanın karmaşıklığı, başvuran ve  
2
I
ilgili makamların tutumu (bkz. diğerlerinin yanı sıra Pelissier ve Sassi - Fransa [BD], no.  
25444/94, § 67, AİHM 1999-11).  
AİHM, beş yıl yedi ay süren yargılama süresince temel gecikmeler olduğu  
kanısındadır. Başvuran ve diğer beş sanığa yönelik davanın karmaşık olduğunu kabul edebilir.  
Bununla birlikte, yargılamanın süresinin yalnızca karmaşıklığa dair mütalaalar ile haklı  
gösterilemeyeceğini not eder. AİHM’ye göre, bu, yalnızca ulusal mahkemelerin davayla  
özenle ilgilenmemesi ile açıklanabilir. Sunulan tüm belgeleri inceleyerek ve konuyla ilgili  
içtihadını dikkate alarak, AİHM bu davada yargılama süresinin, haddinden fazla olduğu ve  
“makul süre” şartını karşılamadığı kanısındadır.  
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.  
ppUhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶuĶuG|€n|shthzp  
AÎHSnin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
hU{ˆ¡”•ˆ›  
Başvuran, 200.000 Dolar maddi, 50.000 Dolar manevi tazminat talep etmiştir.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmiş ve maddi tazminat talebinin şikâyetiyle bağlantısı  
olmadığını ileri sürmüştür.  
AİHM, yalnızca uzun yargılamaya ilişkin olarak bir AİHS ihlali tespiti olduğunda  
tazminata hükmedebileceğim hatırlatır. 6. madde bağlamındaki ihlalle, iddia edilen maddi  
kayıp arasında hiçbir sebep sonuç bağlantısı ortaya konmamıştır. Dolayısıyla, başvuranın  
talebini reddeder. Ancak, yargılamanın haddinden uzun olmasının yarattığı belirsizlik  
nedeniyle sıkıntı ve endişe yaşamış olabileceğinden, başvurana, manevi zarar için bir ödeme  
yapılması gerektiği kanısındadır. Eşitlik temelinde yaptığı değerlendirmeyi ve içtihadını  
dikkate alarak, AİHM başvurana 3.420 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
iUtˆ’Œ”ŒG”ˆš™ˆ“ˆ™ķ  
Başvuran, mahkeme masrafları ile ilgili olarak ayrı bir meblağ talep etmemiştir. Yerel  
yargılamalar ve AİHMdeki yargılama sırasında yapılan harcamaların maddi tazminat  
talebiyle birlikte değerlendirilmesini istemiştir.  
Hükümet, yalnızca gerçekten yapılmış olan harcamaların geri ödeneceğini belirtmiştir.  
Bu bağlamda, tüm masrafların başvuran ya da temsilcisi tarafından belgelenmesi gerektiğini  
öne sürmüştür.  
Elindeki belgeler temelinde ve eşitlik temelinde yaptığı değerlendirme ile AİHM  
başvurana mahkeme masrafları için 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
jUnŒŠ’”ŒGˆ ¡  
3
V
AÎHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasimn kısa vadeli kredilere  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermiştir.  
€|rhypkhrĶGnlylrÍlslylGkh€huhyhrGhĶotGv€iĶysĶĤĶ€slS  
1.Başvurunun kalan kısmının kabuedilebilir olduğuna;  
2.AİHSnin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a)sorumlu Devlet’in başvurana, kararın kesinleştiği tarihten itibaren tiç ay içinde, ödeme  
tarihinde geçerli olan kur üzerinden yeni Türk Lirasina çevrilerek, uygulanabilecek her türlü  
vergiyi ve izleyen meblağları ödemesine:  
(i)  
3.420 Euro (üç bin dört yüz yirmi Euro) manevi tazminat;  
mahkeme masrafları için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro);  
(ii)  
(
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankasimn kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 22  
Haziran 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
VINCENT BERGER  
Yazı İşleri Müdürü  
BOSTJAN M. ZUPANCIC  
Başkan  
4