AİHM başvuranın yetkililerin tutukluluk nedeniyle kendisine verilmesini öngördükleri
tazminat miktarına itiraz etmediğini, şikayetinin tazminat davası sürecinin uzunluğu ile ilgili
olduğunu gözlemlemektedir.
Sonuç olarak, AİHM başvurunun AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun
olmadığı tespitini yapmaktadır. Ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer
almamaktadır.
iUGlGķ
AİHM dikkate alınacak dönemin 23 Temmuz 1997 tarihinde başlayıp 9 Mayıs 2005’te sona
erdiğini belirtmektedir. Bu süre iki dereceli mahkemede yaklaşık sekiz yıl on aydır.
AİHM, yargı sürecinin makul bir yapıda olup olmadığının dava koşullarını müteakip ve bu
konudaki yerleşik içtihattan ileri gelen kıstaslar nezdinde, özellikle dâvanın karmaşık yapısı,
başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve aynı zamanda davanın ilgililer için teşkil ettiği
önem ışığında değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğer birçokları arasında Frydlender-
Fransa kararı, no: 30979/96).
Mahkemeye sunulan tüm deliller ışığında ve bu yöndeki yerleşik içtihat dikkate alındığında
AİHM, mevcut başvuruda sözkonusu yargı sürecinin aşırı olduğuna ve «makul süre»
koşulunu karşılamadığına kanaat getirmektedir.
Bu nedenle AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.
ppUGhĶoz˅uĶuG[XUGthkklzĶ˅uĶuG|n|shuthzp
hUG{¡
Başvuran 44.584 Euro maddi tazminat talep etmekte, manevi zarara uğradığını öne
sürmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
AİHM başvurana 2.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.
iUGnGm¡
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nm marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
i|GnlylrÍlslylGkhhspGvshyhrSGhĶotSGviĶysĶĤĶslS
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
2. A İH S ’nin 6 § 1 m a d desinin ihlal edildiğine;
3