Başvuranlar 22 Şubat 1999 tarihinde savcı tarafından ifadeleri alındıktan sonra serbest
bırakılmışlardır. Mehmet Mansur Reşitoğlu ve Mahmut Vefa polislerin kendilerine tedbir
amaçlı olarak yakalandıklarını ifade etmişlerdir.
Cumhuriyet Savcılığı 13 Şubat 1999 tarihinde başvuranların yasadışı bir örgüte üye oldukları
konusunda delil yetersizliği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir.
HUKUK AÇISINDAN
Başvuranlar, bir suç işlediklerine dair makul sebep bulunmadığı ve yakalanma nedenlerinin
kendilerine bildirilmediği gerekçesiyle yakalanmalarının yasal olmadığını iddia etmektedirler.
Uzun gözaltı sürelerinden şikayetçi olan başvuranlar gözaltında tutulmalarına itiraz etmek
üzere ya da uzun gözaltı süresi sebebiyle bir tazminat elde etmek için bir başvuru yolu
bulunmamasından yakınmaktadırlar. Başvuranlar bu hususta AİHS’nin 5 §§ 1 c), 2, 3, 4, ve 5
maddesine atıfta bulunmaktadırlar.
A, Kabuledilebilirliğe dair
1 . 5 § 1 c ) m a d d e s i
Başvuranlar suç işledikleri yolunda kendilerinden kuşku duyulması için bir neden olmadığı
halde özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarım savunmaktadırlar.
Hükümet’e göre, başvuranların halkı protesto eylemlerine teşvik edecekleri yolunda kuşku
duymak için makul nedenler bulunması sebebiyle yaklanmaları yasalara uygundu. Ayrıca suç
işlenmesinin önlenmesi için başvuranların yakalanması zorunluluk arz etmekteydi.
AÎHM’ye göre, yakalama işleminin ‘makul’ nedenlere dayandırılması prensibi AÎHS’nin
5 § 1 c) m addesinde keyfi özgürlük m ahrum iyetine karşı sunulan tem el korum a unsurlarından
birini oluşturur. Makul şüphelerin varlığı objektif bir gözlemcinin ilgili şahsın suçu işlediğine
ilişkin olgu ya da bilgilerin bulunduğu konusunda ikna edilmesi anlamını taşır. Ancak ‘makul’
niteliği koşulların tamamına bağlıdır (bkz. Fox, Campbell ve Hartley - Birleşik Krallık, 30
Ağustos 1990 tarihli karar, § 32).
îlgili hakkında suçlama yapılmamış olması ya da hakim karşısına çıkarılmamış olması
özgürlük mahrumiyetinin 5 § 1 c) maddesine uygun bir hedef güdülmediği anlamına gelmez.
Bu tür bir hedefin varlığı gerçekleşmesinden bağımsız olarak ele alınmalıdır. AÎHS’nin 5 § 1
maddesinin c) bendi uyarınca bir suçlamada bulunulabilmesi için, polisin, yakalamanın
yapıldığı anda ya da gözaltı sırasında yeterli delilleri toplamış olması gerekmez. 5 § 1
maddesinin c) bendi, yakalamanın dayandırıldığı somut şüphelerin teyit edilmesi veya ortadan
kaldırılması suretiyle tutululuk sırasında yapılan sorgulama ceza soruşturmasının
tamamlanmasını amaçlar. Bu itibarla şüphe doğmasına neden olan olaylar, ceza soruşturması
sürecinin bir sonraki aşamasında ortaya çıkan kararı haklı kılmak ya da bir suçlamada
bulunmak için gereken seviyede olmak zorunda değildir (bkz. Murray - Birleşik Krallık, 28
Ekim 1994 tarihli karar, § 55).
Mevcut davada, polislerin başvuranları yakalama nedenleri yakalama tutanaklarında
belirtilmemiştir. Ancak Diyarbakır Emniyet Mtidürlüğü’nün 17 Şubat 1999 tarihli talebinden
3