i
25 Ekim 2000 tarihli bir kararnameyle İzmir Ceza Mahkemesi, Ceza Kanunu’nun 529
§ 1. maddesine aykırı olarak dini toplantı yaptıkları gerekçesiyle başvuranların suçlu
olduklarına karar vermiştir. İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, başvuranları 22.500.000 T.L.
(yaklaşık 38 Euro) para cezasına mahkum etmiştir.
Başvuranlar, bu karara karşı 30 Ekim 2000 tarihinde İzmir Asliye Ceza Mahkemesi’ne
itiraz etmişlerdir. Başvuranlar AİHS’nin 9. maddesinde güvence altına alman din ve vicdan
özgürlüğü ilkesine dayanarak dava konusu kararın, duruşma yapmaksızın alınmış olması
sebebiyle 6. maddeye aykırı olduğunu belirtmişlerdir.
İzmir Asliye Ceza Mahkemesi 3 Ocak 2001 tarihinde başvuranlara tebliğ edilen 15
Aralık 2000 tarihli bir kararla, duruşma yapmaksızın başvuranların itirazını reddetmiştir,
o|r|rGhÍpzpukhuG
pUG
hĶoz˅uĶuG]G-GXUGthkklzĶuĶuGĶoshsGlkĶskĶĤĶGĶkkĶhzpGohrrpukh
Başvuranlar, AİHS’nin 6 § 1. maddesinde belirtildiği şekilde bir duruşma
düzenlenmeden, mahkemeler tarafından para cezasına mahkum edilmiş olmaları sebebiyle
adil olarak yargılanmadıklarını iddia etmektedirler.
hUGr Go ķ
AİHM, şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığım saptamıştır. Bu nedenle
şikayetin kabuiedilebilir bulunması uygundur.
i UGl Go ķ
Hükümet, dava süresince yasal temsilcileri tarafından temsil edilen başvuranların, ceza
mahkemeleri önünde savunmalarını sunma imkanına sahip olduklarını belirtmektedir.
Başvuranlar İzmir Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, Ceza Mahkemesi kararma itiraz
etme imkanına sahip olmuşlardır. Hükümet, duruşmanın yapılmamış olması konusunda ise
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun ilgili bölümlerine atıfta bulunmaktadır. Özellikle de
25 Mart 2005 tarihi itibariyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 386. maddesinde
değişiklik yapıldığını ve yeni maddenin bundan böyle duruşma düzenlenmesini öngördüğünü
belirtmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde ulusal mevzuat, Ceza Mahkemelerine
duruşma yapmaksızın karar alma imkanı tanımaktaydı.
Bununla birlikte Hükümet,
başvuranların adil yargılanma hakkından yoksun bırakılmadıklarını belirtmektedir, kaldı ki
başvuranlar hangi sebepten dolayı ceza davasının hakkaniyete uygun olmadığını
belirtmemektedirler.
Başvuranlar, Hükümet’in iddialarına itiraz etmek ve iddialarım yinelemektedirler.
AİHM duruşmaların açık oturum şeklinde düzenlenmesinin, AİHS’nin 6 § 1.
maddesinde belirtilen temel bir ilke olduğunu hatırlatmaktadır. Bu durum, yargılanabilir
kişileri kamunun denetiminden kaçan gizli yargılamaya karşı korumaktadır. Aynı şekilde,
mahkemelerde güvenin korunmasına katkıda bulunmaktadır. Bu ilke, adliyenin yönetimine
sağladığı şeffaflıkla 6 § 1. maddenin, AİHS bakımından bütün demokratik toplumların temel
ilkeleri arasında yer alan adil yargılanma ilkesinin sağlanması amacına ulaşılmasına yardımcı
3