CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
YAKIŞIR - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 51965/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
30 Eylül 2008  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup  
şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 51965/99 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı  
Ebuzeyt Yakışır’ın 9 Mart 1999 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence  
altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu  
başvurudur.  
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır barosu  
avukatlarından M. Beştaş tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Başvuran 1972 doğumlu olup Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
Kuaförlük mesleğini icra eden başvuran 27 Ocak 1993 tarihinde yasadışı terör örgütü PKK’ya  
karşı düzenlenen bir operasyon kapsamında polis tarafından yakalanmıştır. İdil Sulh  
Mahkemesi’nin kararı ile başvuran 23 Şubat 1993 tarihinde tutuklanmıştır.  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 12 Mayıs 1993 tarihli  
iddianamesi ile yasadışı silahlı bir örgütün mensubu olma suçunu cezalandıran TCK’nın  
168/2 maddesi gereğince başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi 11 Mayıs 1994 tarihinde başvuranı serbest bırakmıştır.  
2 Kasım 1994 tarihinde başvuran delil yetersizliğinden beraat etmiştir. Yargıtay 11 Temmuz  
1996 tarihli hükmü ile bu kararı onamıştır.  
Başvuran 15 Mayıs 1997 tarihinde Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde Kanun Dışı  
Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki 466 sayılı Kanun  
uyarınca tazminat davası açmıştır.  
Ağır Ceza Mahkemesi 29 Aralık 1997 tarihli bir karar ile başvurana maddi ve manevi  
tazminat olarak toplam 532.578.500 TL. (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 2.600  
ABD Doları1) ödenmesini kararlaştırmıştır.  
Yargıtay 30 Aralık 1998 tarihinde bu kararı onamıştır. İdareye karşı başlatılan icra takibinin  
ardından Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararından itibaren hesaplanacak % 50’lik yasal faiz  
oranı ile birlikte tazminatlar başvurana ilki 9 Kasım 1999 tarihinde 580.985.000 TL. (yaklaşık  
1.160 ABD Doları2) ikincisi 3 Mart 2000 tarihinde 259.620.000 TL. (yaklaşık 450 ABD  
Doları3) olarak ödenmiştir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 5. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
AİHS’nin 5. maddesine atıfta bulunan başvuran makul şüphe olmaksızın yakalandığından ve  
gözaltı süresinin aşırı uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Başvuran kanunsuz tutukluluğu  
1 İlgili dönemde 1 ABD Doları 203.700 TL.’ye karşılık gelmektedir.  
2 İlgili dönemde 1 ABD Doları 489.441 TL.’ye karşılık gelmektedir.  
3 İlgili dönemde 1 ABD Doları 574.423 TL.’ye karşılık gelmektedir.  
2
     
nedeniyle kendisine ödenen tazminatın AİHS’nin 5/5 maddesi gereğince yetersiz olduğunu  
öne sürmektedir.  
AİHM başvuranın gözaltı süresine karşı iç hukukta başvurabileceği herhangi bir başvuru yolu  
olmadığını, çünkü gözaltı süresinin olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan yasal  
mevzuata uygun olduğunu hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında Sakık vd.-Türkiye kararı, 26  
Kasım 1997). Böylesi bir başvurunun yokluğunda altı ay kuralı bu başvurudaki şikayetçi  
olunan işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren başlamaktadır.  
AİHM mevcut başvuruda başvuranın gözaltı süresinin tutuklandığı 23 Şubat 1993 tarihinde  
sona erdiğini gözlemlemektedir. Oysa başvuru 9 Mart 1999 tarihinde yapılmıştır.  
Başvurunun bu kısmı gecikmeli yapılmıştır ve AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4.  
paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.  
AİHS’nin 5. maddesinin 5. paragrafınca tazmin hakkı bir iç hukuk mercii veya AİHS  
kurumları tarafından bir ihlalin yapıldığının tespit edilmesine bağlıdır (Bkz. Bouchet-Fransa  
kararı no: 33591/96, 20 Mart 2001; N.C.-İtalya kararı no: 24952/94). Bu başvuruda, iç  
makamlar tarafından 5. maddenin 1. ila 4. paragraflarından hiç birinin ihlalinin tespiti  
bulunmamaktadır. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 466 sayılı Kanun uyarınca tazminata  
hükmedilmiş olması bu tür bir tespit olarak kabul edilemez çünkü bu kanuna dayanarak alınan  
karar kabuledilebilirlik şartları ısından olsun, sonuçları ısından olsun AİHS’nin 5/1 ve 5/3  
maddelerinden ayrılmaktadır. (Bkz. Kahraman Yılmaz vd.-Türkiye kararı, no: 51423/99, 24  
Nisan 2008). AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak başvurunun bu  
kısmı reddedilmektedir.  
II. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran 466 sayılı Kanun’a dayalı olarak verilen tazminatın yetersiz olduğundan ve bu  
tazminatın değer kaybettiğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu yönde AİHS’nin 6/1 ve Ek  
1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.  
AİHM bu şikayetleri yalnızca Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi çerçevesinde inceleyecektir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvuruların dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
AİHM bu başvuruda Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 30 Aralık 2008 tarihinde nihai hale gelen, 29  
Aralık 1997 tarihli kararının başvuran lehine belirli ve icra edilebilir bir alacak ortaya  
çıkardığını ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında bir «mülk» oluştuğunu  
saptamaktadır. (Bkz. Angelov-Bulgaristan kararı no: 44076/98, 22 Nisan 2004). Bununla  
birlikte tazminatların tamamı başvurana ancak 3 Mart 2000 tarihinde ödenmiştir.  
Tazminatların ve faizlerin yetersiz olduğu iddiası hakkında AİHM ulusal mahkemelerin ne  
düzeyde tazminat miktarı belirlemeleri gerektiği hususunda görüş bildirmeyi gerekli  
3
görmemektedir. Buna karşın, idarenin ödemeyi gerçekleştirmek için harcadığı sürenin Ek 1  
no’lu Protokol’ün 1. maddesi gereğince başvuranı mali açıdan zarara uğraması sonucu  
doğurup doğurmadığını belirlemek gerekmektedir. AİHM bu bağlamda maddi bir zararın olup  
olmadığını değerlendirmek açısından gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı  
dikkate alındığında başvurana ödemesi gerçekleştirilen meblağ ile alacaklı olduğu miktar  
arasında bir fark olup olmadığının bilinmesi gerektiğini hatırlatır.  
AİHM bir yıl iki ay boyunca ödemenin yapılmamasıyla birlikte bu dönemde Türk lirasının  
uğradığı değer kaybı göz önüne alındığında başvuranın alacağının reel değerinin hatırı sayılır  
biçimde azaldığı görüşündedir. Yargıtay kararının tarihinde alacaklı olduğu meblağ ile hali  
hazırdaki güncel değeri arasındaki fark başvuranı önemli bir zarara uğratmıştır (Bkz. mutatis  
mutandis Aka-Türkiye kararı 23 Eylül 1998; Akkuş-Türkiye kararı, 9 Temmuz 1997).  
Yetkililerin ihmallerinden kaynaklı bu fark AİHM’yi başvuranın ölçüsüz bir yüke katlanmak  
zorunda kaldığı değerlendirmesini yapmaya itmektedir (Bkz. Ertuğrul Kılıç-Türkiye kararı,  
no: 38667/02, 12 Aralık 2006).  
Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN  
AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuran 7.725 Euro maddi ve 35.000 YTL [yaklaşık 19.843 Euro] manevi tazminat talep  
etmektedir.  
Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.  
AİHM başvurana makul olarak 1.000 Euro maddi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.  
AİHM manevi zarar ile ilgili olarak, bu başvurunun koşullarında ihlal tespitinin tek başına  
adil bir tatmini oluşturduğuna itibar etmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderleri için 10.000 Euro talep  
etmektedir. Başvuran bu talebini destekleyici mahiyette avukatlık giderine karşılık 18 saat 30  
dakikalık çalışma süresini gösterir tabloyu ve Diyarbakır Barosu’nun avukatlık ücret tarifesini  
sunmaktadır. Başvuran avukatlık ücreti ve diğer masraflar için herhangi bir belge  
sunmamıştır.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.  
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar  
ışığında başvurana yargı giderleri başlığı altında 500 Euro ödenmesine karar vermektedir.  
4
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHS’nin 5. maddesi hakkındaki şikayetin kabuledilemez, başvurunun kalanının  
kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Mevcut kararın tek başına başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi bakımından adil  
bir tatmini oluşturduğuna;  
4 a) AİHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana;  
i.  
ii.  
maddi tazminat için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
yargı giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 30 Eylül 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
5