doğrultusunda bireysel özgürlüğe saygı kuralına istisna getirilmesini meꢀru kılan kamu
çıkarının gerektirdiği gerçek bir zorunluluğun olup olmadığını ortaya çıkaracak bütün
koꢀulları incelemeli ve tutuksuz yargılanma talebini reddettiğinde kararında bunu
gerekçelendirmelidir. Özellikle mevcut kararlarda yer alan gerekçelere, ilgili tarafından
yapılan baꢀvurularda ihtilafa mahal vermeyen olaylara dayalı olarak AĐHM, AĐHS’nin 5 / 3
maddesine yönelik bir ihlalin olup olmadığını tespit ederken, sözkonusu kararlardaki
gerekçeleri ve baꢀvuran tarafından yerel mahkeme nezdinde yapılan baꢀvurularda dile
getirilen tartıꢀılmaz verileri değerlendirecektir. (Bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı,
28 Ekim 1998, Remzi Aydın-Türkiye kararı 20 ꢁubat 2007).
Bu bağlamda yakalanan kiꢀinin bir suç iꢀlediğinden ꢀüphe edilmesine neden olan makul
nedenlerin devam etmesi, tutukluluk halinin devamı için sine qua non (olmazsa olmaz)
koꢀuldur. Ancak bir süre sonra bu da yeterli olmaz. Dolayısıyla AĐHM, adli makamlar
tarafından benimsenen diğer gerekçelerin, özgürlükten yoksun bırakmayı haklı göstermeye
yetip yetmediğini belirlemelidir. Bu gerekçeler “uygun” ve “yeterli” olduğu takdirde, AĐHM,
bunun üzerine yetkili ulusal makamların “yargılamanın devamına özel bir ihtimam gösterip
göstermediğini araꢀtırmalıdır (Bkz. diğerleri arasında, Ali Hıdır Polat-Türkiye kararı, no:
61446/00, 5 Nisan 2005 ve sözü edilen Baltacı kararı).
Bu baꢀvuruda, yetkililerin geçen zaman kıstasını dikkate aldıklarını gösterir herhangi bir
unsur bulunmamaktadır. Bu bağlamda, AĐHM baꢀvuranın özellikle 23 Ekim 1996 tarihinde
tutuklandığını ve nihai olarak 18 Aralık 2003 tarihinde müebbet hapis cezasına çarptırıldığını
hatırlatmaktadır. Bu dönem boyunca baꢀvuranın serbest bırakılma talepleri DGM tarafından
birbirinin aynı, hatta basmakalıp gerekçelerle sistematik olarak reddedilmiꢀtir. Baꢀvuran
AĐHS’nin 5/3 maddesi bakımından sözkonusu sürecin baꢀlangıcından sonuna dek tutuklu
kalmıꢀtır.
AĐHM’nin gözünde, “kanıtların durumu” suçluluğun ciddi belirtilerinin var olduğu ve var
olmaya devam ettiği ꢀeklinde değerlendirilebilmekle ve genel olarak bu deliller davayla
alakalı önemli hususlar olabilmekle birlikte, bu davada, bu kadar uzun bir süre baꢀvuranın
tutuklu kalmaya devam etmesini tek baꢀına haklı gösteremez (Bkz. sözü edilen Ali Hıdır Polat
kararı ve Baltacı kararı).
Bu koꢀullar çerçevesinde, baꢀvuranın tutukluluk süresinin uzunluğu dikkate alındığında, AĐHM
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
2. AĐHS’nin 5/4 maddesi
Hükümet baꢀvuranın tutuklanması ile ilgili olarak olayların meydana geldiği dönemde
yürürlükte bulunan eski CMUK’un ilgili hükümlerinde öngörülen baꢀvuru yolunu
kullanmadığını söylemekle yetinmektedir.
Baꢀvuran iddiasını yinelemektedir. Baꢀvuran bilhassa serbest bırakılma taleplerinin DGM
tarafından benzer ve basmakalıp ifadelerle reddedildiğinin ve sözü edilen tutukluluk süresinin
uzunluğuna itirazda bulunulacak herhangi bir baꢀvuru yolunun mevcut olmadığının altını
çizmektedir.
AĐHM baꢀvuran birçok kez serbest bırakılma talebinde bulunduğunu ve bunların DGM
önünde gerçekleꢀtirilen kırk bir duruꢀmada reddedildiğini gözlemlemektedir.
5