CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
YALÇINKAYA - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:14796/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
2 ŞUBAT 2006  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 14796/03 başvuru no’lu davanın nedeni, Türk  
vatandaşı Hatice Yalçınkaya’nın (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 15  
Nisan 2003 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)  
34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Şanlıurfa Barosu avukatlarından  
M. Birlik tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1937 doğumlu başvuran Gaziantep’te ikamet etmektedir.  
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (İdare), 17 Ağustos 1990 tarihinde, Birecik  
barajının inşa edilmesi için kamulaştırma bedeli karşılığında başvurana ait arsayı  
kamulaştırmıştır.  
İdare’nin Bilirkişi Kurulu, arsa değerini 2.475.000.000 Türk Lirası (TL) olarak  
belirlemiş ve bu tutar, arsanın İdare’ye devredildiği 5 Mart 1999 tarihinde başvurana  
ödenmiştir.  
Ödenen tutar üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuran, 8 Şubat 1999 tarihinde Nizip  
Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bedelinin artırılması talebiyle başvuruda  
bulunmuştur.  
Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi, 30 Aralık 1999 tarihli kararlarıyla başvuranı haklı  
bularak İdare’yi, 5 Mart 1999 tarihinden itibaren işlemeye başlayan gecikme faizi ile birlikte  
3.506.252.875 TL ek tazminat bedelini başvurana ödeme cezasına çarptırmıştır.  
Yargıtay 27 Kasım 2000 tarihinde, İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği kararı onamıştır.  
İdare 9 Aralık 2002 tarihinde, 10.635.516.846 TL olan ek tazminat bedelini başvurana  
ödemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, İdare’nin ek kamulaştırma bedelini ödemede gecikmesi ve Türkiye’deki  
yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi nedeniyle ek tazminatın değer  
kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesini ileri  
sürmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik Hakkında  
Hükümet, AİHS’nin 35. maddesinin gerektirdiği gibi başvuranın, Borçlar Kanunu’nun  
105. maddesinin sunduğu başvuru yoluna gitmediğinden dolayı, iç hukuk yollarını  
tüketmediğine kanaat getirmektedir. Bu hüküm gereğince, gecikme faizinin karşıladığı  
miktarın üstünde bir zararın bulunduğunun ortaya konulması koşuluyla, ek tazminatın  
ödenmesinden kaynaklanan gelir kaybının telafisi mümkün olmaktadır.  
2
AİHM, adli yargılama sonucunda devlete karşı alacaklı duruma gelen bir kimseden  
daha sonra tazminat elde etmek amacıyla icra takibi başlatmasını istemenin uygun  
olmayacağına dair içtihadını hatırlatmaktadır (Metaxas-Yunanistan, no: 8415/02, § 19, 27  
Mayıs 2004 ve Karahalios-Yunanistan, no: 62503/00, § 23, 11 Aralık 2003). Bu bakımdan  
Hükümet’in ortaya koyduğu itirazın kabul edilemeyeceği ortaya çıkmaktadır.  
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle sözüedilen Akkuş) ve  
elinde bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, başvurunun esastan incelenmesi  
gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AİHM, başvurunun hiçbir kabul  
edilemezlik gerekçesiyle çelişmediğini tespit etmektedir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da  
incelemiş ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1317, §31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan İdare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AİHM’yi,  
başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında  
hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak  
zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran yürütülen adli işlemlerin süresinin AİHS’nin 6§1 maddesini ihlal  
etmesinden şikayetçi olmaktadır.  
A. Kabul edilebilirlik Hakkında  
AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesine göre açıkça dayanaktan  
yoksun ilan edilemeyeceğine kanaat getirmektedir. Başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi  
bulunmamaktadır.  
B. Esas Hakkında  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ulaşılan sonuç dikkate alındığında,  
AİHM şikayetin ayrıca Sözleşme’nin 6§1 maddesi açısından incelenmesine gerek olmadığına  
karar vermiştir.  
3
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuran, maddi zararını 5.356.428.723 TL olarak belirtmektedir. Manevi zarar adı  
altında hiçbir adil tazmin talebinde bulunmamaktadır.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM, Akkuş (adıgeçen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen  
hesaplama yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana  
maddi tazminat adı altında 2.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran, masraf ve harcamalar adı altında hiçbir talepte bulunmamaktadır.  
Hükümet görüş bildirmemiştir.  
AİHM, başvurana bu açıdan bir ödemenin yapılmasına gerek olmadığına kanaat  
getirmektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6§1 maddesine dayanan şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve miktara  
yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana  
maddi tazminat için 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödemesine,  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümet’in,  
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit  
oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 2 Şubat 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
4