CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
YALVAÇ -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:21502/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Haziran 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21502/04) no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Enver Yalvaç’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Mayıs 2004 tarihinde  
Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Đzmir Barosu avukatlarından M. Yılmaz tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1985 doğumludur ve Đzmir’de ikamet etmektedir.  
26 Eylül 2003 tarihinde, saat 15.30’da polis memurları, parkta yaralı bir adam olduğuna dair  
bir ihbar almılardır. Bıçakla yaralanan sözkonusu adam, polise bavuranın da aralarında  
bulunduğu saldırganları tarif etmitir.  
Aynı gün, bavuran ve dört kii yakalanmıve Balçova Merkez Karakolu’na götürülmütür.  
Yakalananlardan biri yaralanan kii ile ağız dalaına girdiğini ve yaraladığını kabul etmitir.  
Sözkonusu kii, olay yerinde bulunan arkadalarının hiçbir ekilde sözkonusu ağız dalaına  
karımadıklarını sadece ayırmak için araya girmeye çalıtıklarını belirtmitir.  
Aynı gün içerisinde, sözkonusu beyanları doğrulayan yaralının kız arkadaı verdiği  
ifadesinde bunları doğrulamıtır.  
Yine aynı gün bavuranın da ifadesi alınmıtır. Bavuran, sözkonusu ağız dalaına dahil  
olduğunu reddetmi, olaya karıanları ayırmaya çalığını ileri sürmüve kiinin bıçak ile  
yaralanğını görmediğini belirtmitir.  
27 Eylül 2003 tarihinde, polis memurları, ihtilaflı olayları kabul eden kii dıındaki sözkonusu  
kiilerin Savcının talimatı üzerine serbest bırakıldıklarına dair bir tutanak hazırlamılarıdır.  
6 Ekim 2003 tarihinde, Đzmir Cumhuriyet Savcısı, bavuranı ve diğer dört kiiyi darp ve  
yaralama ile suçlamıve Türk Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca bavuranın  
mahkumiyetini talep etmitir.  
Bavuran, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediğini ileri sürmütür.  
20 Ekim 2003 tarihinde, Đzmir Ceza Mahkemesi, atılı suçların varlığına kanaat getirdiği bir  
ceza kararı vermive sonuç olarak Türk Ceza Kanunu’nun 456/4 maddesi uyarınca bavuranı,  
346.783.000 TL para cezasına çarptırmıtır.  
3 Kasım 2003 tarihinde, sözkonusu karar bavurana tebliğ edilmitir.  
11 Kasım 2003 tarihinde, bavuran bu karara karı çıkmıve davanın yeniden görülmesini  
talep etmitir.  
2
14 Kasım 2003 tarihinde, dosya hakkında karar veren Đzmir Asliye Ceza Mahkemesi,  
sözkonusu talebi reddetmitir.  
Bavuran, sırasıyla 8 Ocak, 6 ubat ve 8 Mart 2004 tarihlerinde para cezasını üç taksitte  
ödemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, cezai kovuturma boyunca birçok bağlamda adil yargılanma ve savunma haklarının  
ihlaline maruz kaldığını ileri sürmütür. Bavuran, kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında  
bilgilendirilmediğini, avukat tarafından temsil edilmediğini, savunmasını hazırlamak için  
gerekli zaman ve kolaylıkların kendisine tanınmadığını ve tanıkları sorgulayamadığını ya da  
sorgulatamadığını ileri sürmektedir. Bavuran, silahların eitliği ve masumiyet karinesi  
ilkelerinin de ihlal edildiğini iddia etmektedir. Bavuran, bu bağlamda AĐHS’nin 6.  
maddesinin 1., 2. ve 3. paragraflarına atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır ve ceza kararnamelerinin verilmesinin nedeninin yargı  
süreci kısaltmak olduğunu savunmaktadır. Atılı suçun hafifliği, verilen cezanın niteliği (para  
cezası) ve duruma yapılmasının gerekliliğine ilikin hakim takdiri mevcut davada duruma  
yapılmamasını haklı kılan gerekçelerdendir. Ayrıca, ceza kararnamesine ilikin hükümler,  
Yeni Türk Ceza Kanunu’nda kaldırılmıtır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
AĐHM, yargılamanın hiçbir aamasında, bavuranın ulusal mahkemeler önünde duruma  
yapılmasından faydalanamadığını belirtmitir. Ne ceza kararnamesini veren ceza  
mahkemesinde ne de bavuranın itirazı hakkında hükme varan Asliye Ceza Mahkemesi’nde  
duruma yapılmamıtır. Bavuran, kendisini yargılamaya çağrılan hakimler karısına hiçbir  
zaman vicahi olarak çıkma imkanına sahip olamamıtır.  
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan birçok dava incelemive AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitine ulatır (Bkz, Karahanoğlu; Tanyar ve Küçükergin-  
Türkiye, bavuru no: 74242/01, 5 Aralık 2006; Oyman-Türkiye, bavuru no: 39856/02, 20  
ubat 2007).  
AĐHM, mevcut davayı incelemive Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulamak için  
ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmitir.  
Sahip olduğu unsurların ıığında ve içtihadı uyarınca AĐHM, bavuranın davasının davaya  
bakan mahkemeler tarafından hakkaniyete uygun olarak görülmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.  
3
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ulaılan ihlal tespitini göz önüne alarak,  
AĐHM, mevcut bavuruda ortaya konulan balıca hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan ikayetlerin geri kalan kısmının ayrı olarak  
incelenmesine gerek olmadığını düünmektedir (Bkz, Bolluk-Türkiye, bavuru no: 34506/03,  
2 Ekim 2007).  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Mahkumiyetine ilikin olarak yaptığı itirazın dosya üzerinden incelenmesi nedeniyle,  
bavuran, etkili bavuru imkanından yararlanamadığını ileri sürmektedir. Bavuran, bu  
bağlamda, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin yukarıda incelenen ikayetle bağlantılı olduğunu dolayısıyla  
kabuledilebilir nitelikte olduğunu belirtmektedir.  
AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında ulaılan tespiti göz önüne alan AĐHM, mevcut davada  
sözkonusu hüküm ihlal edilmiolsa dahi bu madde kapsamında yapılan ikayetin  
incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (Bkz. Karakaya-Türkiye, bavuru no: 11424/03,  
24 Ocak 2008).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, 346.783.000 TL’ye tekabül eden para cezasını ödemek zorunda kalması nedeniyle  
2.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Bavuran, maruz kaldığı manevi zarar için de  
30.000 Euro istemektedir.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, belirtilen eksikliklerden dolayı Türk Mahkemelerinin neden olduğu sonuçlarla ilgili  
olarak yorum yapma gereği duymamakta ve bavuranın maddi tazminat talebini  
reddetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, yazıma ve çeviri masrafları nedeniyle AĐHM önünde yapmıolduğu masraf için  
1.005,50 YTL1 talep etmektedir. Ulusal mahkemeler önündeki yargılama için avukatlık ücreti  
olarak 1.000 YTL2 ve AĐHM önündeki yargılama için 3.500 YTL3 istemektedir. Bavuran,  
çeviri makbuzları ile avukatlık ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
1 Yaklaık 498 Euro  
2 Yaklaık 496 Euro  
3 Yaklaık 1.736 Euro  
4
AĐHM, içtihadına göre, bir bavuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan  
AĐHM, tüm masraflar için bavurana 1.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Ulusal yargılama çerçevesinde duruma yapılmaması nedeniyle AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan diğer ikayetlerin ve AĐHS’nin13. maddesi  
kapsamında yapılan ikayetin incelenmesine gerek olmadığına;  
4. Đhlal tespitinin kendisinin bavuranın maruz kaldığı manevi zarar için yeterli adil  
tatmin oluturduğuna;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri  
için 1.500 Euro (bin beyüz Euro) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 10 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5